Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bazı bayanların sırtlarında,yüzlerinde ,ciltlerinde ve karın bölgelerinde oluşan iltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyunun mükemmel bir çözüm olduğunu açıkladı.
İltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyu kürü:
iltihaplı sivilce ve akneler için kuru soğan suyunu günde 2 kez iltihaplı sivilce ve aknelerin üzerine kulak temizleme çubuğunun ucundaki pamuk yardımıyla sürün.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu 'ndan sağlık ve güzellik kürleri için tıklayın
10 yorum:
Adsız dedi ki;,
ben denedim iyi gelio aslında ama onun kokusu 1 hafta geçmio yüz yıkama jellleriyle yıkıorum ama nafile kokusu çok berbet.onu sürdmek için evden dışarı asla çıkmammak lazım ve eve misafir gelmemmesi lazım.bi çaresi olsa...
... 10 Kasım 2008 Pazartesi 23:51
crazyy dedi ki;,
ya benım sivilcelerimde cok kötü doktorlara gıttım kremler kullandım yıne gecmıo ya valla cıldırcam bi yardım yok mu ya en sonunda jıletle kazıcaM yüzümü offff şu sogan suyu iimi gelıo acba????
... 22 Kasım 2008 Cumartesi 09:16
belgin dedi ki;,
bu soğan suyu kürünü ben de denedim ama bana hiç bir faydası olmadı nedense. hatta daha fazla arttı sivilcelerim. adsız arkadaş sen ne kadar süre kullandın bu kürü. ben yaklaşık 10 gün kullandım ama malesef bi faydasını görmedim :(
... 08 Aralık 2008 Pazartesi 19:56
lilasocean dedi ki;,
Hocamiz Ender Saractan bir formul var ve Allahin izniyle kesin cozum kendimden biliyorum tam 6 sene cektim su sivilceleri cok sukur ALLAhima artik bitti, cilt uzmanina gittim haplar kullandim nafile faydasi olmadi, lavanta kürü 15 gunlük kullanin sonra ara verin 15 gün ve sonra bir 15 gun daha icin bu cayi aksamlari yatmadan, bu sirada googleden arastirin, sonrada kendiliginden geciyo birdahada cikmiyor Allahin izniyle, Allahim nazarlardan saklasin masALLAH diyim kendimi 4 ay once yaptim bu kürü ve o gunden sonra bidaha sivilcem cikmadi, ALLAHim hepimize sifa versin...Amin.
... 10 Aralık 2008 Çarşamba 18:33
Adsız dedi ki;,
lilasocean isimli arkadasim merhaba ender sarac'in lavanta kürünü söylemisin ama benim buldugum kırısıklık icin lavanta cicegi kürü gözüküo senden bi ricam var eger yazabilirsen tam olarak nasil yapildigini,hangi ürünleri kullanacagimizi,ne kadar süre ile nasil kullanacagimizi buraya yazabilirsen cok sewinirim simdiden tesekkür ederim..Allah sanada bi daha göstermesin inşallah(amin)
... 14 Aralık 2008 Pazar 13:55
28 Ocak 2009 Çarşamba
İbrahim saraçoğlu İltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyu kürü
Etiketler: Akne, İbrahim saraçoğlu, SivilceMehmet Öz gençlik iksiri yeşil içecek
Etiketler: Detoks, Gençlik iksiri, Mehmet öz, SağlıkProf. Mehmet Öz 'ün kendi formülü olan gençlik iksiri "yeşil içecek" tüm dünyada moda haline geldi.
Evinizde bu karışımı hazırlayabilmeniz için Prof. Mehmet Öz , gençlik iksirinin formülünü açıkladı.
Bu gençlik iksirinin günde 3-4 bardak içilmesi tavsiye ediliyor, kilo aldırmayan doping etkisi yapan ve uzun bir yaşam sürmenizi sağlayan gençlik iksiri yeşil içecek formülü anti-aging ilacı olarak da kabul edilmekte.
Sekiz ayrı sebze ile hazırlanan karışım, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendiriyor, gençlik iksirinin içinde bulunan antioksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmenize yardımcı oluyor.
Gençlik iksiri yeşil içecek genç- yaşlı herkes tarafından tüketilebilir. Bu karışım diyet yapanlara da yardımcı oluyor, beslenme ihtiyaçlarını karşılıyor. Prof. Dr. Mehmet Öz "Benim amacım ev kadınlarını beslenme eğitmek. Çünkü, onlar eşlerine ve çocuklarına bakıyor. Kadınları eğitimi ile toplumun çoğunluğuna sağlık bilinci kazandırmamız mümkün" diyor.
Gençlik iksiri yeşil içeceği nasıl hazırlayacaksınız?
Aşağıdaki sebzeleri rondodan geçirerek sularını çıkardıktan sonra günde 3-4 bardak içebilirsiniz.
* 2 kâse taze ıspanak (İyice yıkanmış ve çiğ olarak).
* 1 tutam maydanoz.
* 2 adet salatalık.
* 3 taze kereviz sapı.
* yarım çorba kaşığı kaşığı taze kabuğu soyulmuş zencefil kökü.
* İki adet elma.
* 1 tutam tarçın.
* Yarım limonun suyu
Prof. Dr. Mehmet Öz
Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için
Etiketler: Beslenme, Genel SağlıkKış mevsiminde çocuklar çok sık hastalanırlar. Onları hastalıklardan korumanın yolu ise bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçmektedir.
Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için
- Çocuklarınızın sebze ve meyve tüketimlerini artırın. Sebze sevmeyen çocuklar için, sebzeleri blenderden geçirerek çorba veya köfte yapıp tüketmelerini sağlayabilirsiniz.
Kış aylarında meyve tüketimi çok önemlidir, çünkü bu mevsimin meyveleri özellikle C vitamini yönünden zengin, vücut direncini artırıcı özellikteki meyvelerdir.
- Omega-3, yağları kalbi desteklemelerinin yanı sıra bağışıklık sistemini de kuvvetlendirici özelliktedir.
Çocuklarınızın beslenmesinde Omega-3 içeriğinden zengin besinler olan ton balığı, somon, uskumru, hamsi, sardalye, ceviz, fındık, buğday, semizotu, ıspanak ve brokoliye yer vermelisiniz.
- A vitamini ve betakaroten bakımından zengin beslenme de bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Besinlerden; yumurta sarısı, havuç, süt, yeşil biber, brokoli, kayısı, balık yağı, kırmızı et, patates, yeşil yapraklı ve sarı sebzeler A vitamini ve betakaroten bakımından zengindir.
- Kola, gazoz gibi şekerli ve gazlı içeceklerin tüketimlerini azaltın. Su tüketimini yüksek tutun.
- Çocuğunuzun mineral alımını artırmalısınız. Minerallerden özellikle demir ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirici özelliktedir. Demirden zengin besinler; kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kereviz yaprağı, roka ve kuru kayısıdır. Çinkodan zengin besinler; tam tahıllar, ekmek, et, balık, badem ve cevizdir.
- Çocuğunuzdaki kilo artışı bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Bu sebeple kilosunu dengede ve sağlıklı değerlerde tutmak önemlidir.
- Egzersiz ve hareketlilik bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir rol oynar. Yapılan araştırmalarda hareketli olan ya da sporla uğraşan çocukların hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğu görülmüştür.
- Uyku düzenine dikkat etmelisiniz. Düzensiz ve az uyku uyuyan çocukların vücut direnci zayıfladığı için hastalıklara yakalanması daha kolay olmaktadır.
0 yorum
Yorgun ve şiş gözler için
Etiketler: Cilt bakımı, SağlıkÇok fazla veya çok az uyumak, bir gece öncesinde alınan alkol, aşırı miktarda kafein tüketmek, stresli olmak, yapay ışıklar, bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkilere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözler ile uyanmanın başlıca nedenleridir.
Ertesi sabah uyandığınızda aynada hoş olmayan görüntüler ile karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken bir kaç basit önlem alabilirsiniz.
Ne yapmalıyız?
Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çayları ile yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri giderir. Bunun için örnek olarak bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suyun içine koyarak 10 dakika bekletin. Ardından süzerek soğumaya bırakın.
İki makyaj pamuğunu çaya batırarak göz kapaklarınıza kompres yapın. 10 dakika bekledikten sonra, yıkayın. İki dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirerek 15 dakika bekleyin. Daha sonra ılık su ile yıkadıktan sonra kurulayın. Gözaltı şişlikleri için antioksidan özellikli göz kremleri de kullanabilirsiniz.
Probleminiz kronikleşti ise ve ne yaparsanız yapın şiş gözler ile uyanmaktan kurtulamıyorsanız kalp-damar sistemininizi etkileyecek sporlar yapmalısınız. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik gibi sporlar, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlar.
Bu sporlar tüm vücuttaki şişliklerin giderilmesine yardımcı olmaktadır. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevrenize gezdirerek sürün.
Şiş gözleri makyaj ile kamufle etmek için ten renginize uygun bir kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Koyu renkli bir rimeli sadece üst kirpiklerinize sürün.
Kaş ve kirpikler için bitkisel bakım yöntemleri
Etiketler: Cilt bakımı, KirpiklerKaşlarımız ve kirpiklerimiz, yüz hatlarımıza kimlik kazandırdıkları kadar, aynı zamanda sağlığımızın da aynasıdır. Özellikle soğuk ve ayaz kış mevsiminde, saçımız ve cildimiz gibi, kaş ve kirpiklerimiz de hasar görürler.
Bu olumsuz hava şartlarında makyajın da rolü büyüktür. Her gün makyaj yapanların özel bir onarım programı uygulamaları gerekmektedir.
Çünkü hem makyaj malzemelerinin, hem temizleyicilerinin kimyasal etkileri zamanla ciddi bir yıpranma yaratırlar. Bu yıpranma da istenmeyen kötü sonuçlara yol açmaktadır.
Eğer bütün bunların neticesinde, yeterli ve doğru bir bakım yapılmazsa kaş ve kirpiklerimizin azalması da kaçınılmaz olacaktır. Çoğumuz, hasar gören saç ve cildimiz için değişik bakım ürünleri ve yöntemleri uygularız fakat kaş ve kirpiklerimizi çoğu zaman ihmal ederiz.
Oysa saçlarımız gibi kaşlarımız ve kirpiklerimiz de düzenli bir bakım gerektirir. Kaş ve kirpiklerin bakımında bazı kozmetik ürünlerinden başka, özellikle bitkisel yağlar kullanılmalı. Hasar görmüş kaş ve kirpikler için kullanılacak bitkisel yağlar, nemlendirici etkilerine iyi cevap vermektedirler.
Göz ve göz çevresi kıllarına uygulanan doğal bakım, onları daha sağlıklı hale getirir ve şekil olarak göz alıcı yapar. Öyle ki, maskara ve kaş kalemine bile gerek kalmayabilir !
Kaşları güzelleştiren bitkisel yağlar
Hint yağı ve tatlı badem yağı, kaş ve kirpikler için zararsız mükemmel nemlendiriciler olarak tercih edilebilir. Yalnızca nemlendirmekle kalmaz aynı zamanda onları beslerler. Kirpiklerinizin doğal rengini ortaya çıkarmakta da çok marifetlidirler.
Hint yağı, Hint yağı ağacının tohumlarından elde edilen zengin, kayganlaştırıcı ve yumuşatıcı bir yağdır. Dudak bakımında da kullanılır.
Tatlı badem yağı, badem ağacının tohumlarından sıkılır, nemlendirici ve besleyici etkileri vardır. Ancak şuna dikkat çekmek isterim: Acı badem yağı gözler için zararlıdır, kullanılmamalıdır.
Banyo sonrasında uygulanacak maske
1 çay kaşığı Hint yağı ve 1 çay kaşığı tatlı badem yağını karıştırdıktan sonra, temiz bir pamuklu kulak çöpünü bu yağa batırın ve özellikle banyo sonrasında, kaşlarınıza ve daha sonra göz içine ve göz çevresi cildine değdirmeden kirpiklerinize uygulayın.
Bir saat kalması yeterlidir, ardından gül suyu ile temizleyin. Gül suyu temizlerken nemlendiren ve onarıcı bakım yapan bir üründür.
Sağlıklı, mutlu ve güzel kalın.
Zayıflamak için basit ipuçları
Etiketler: kilo verme, zayıflamaEğer diyet yapıyorsanız ve beslenme şeklinizi salata, ızgara ve diyet ürünler ile sınırladığınız, ekmek yemeği azalttığınız halde hala kilo veremiyor iseniz yanlış yoldasınız demektir!
Aşağıdaki basit öneriler ile hayat tarzınızda değişiklikler yaparak zayıflayabilirsiniz.
* Ayakta durarak ya da yürüyüş yaparak daha fazla zaman geçirin.
* Ev ya da bahçe işlerinize daha fazla zaman ayırın.
* Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı yollamayın.
* Telefon ile konuşurken ayakta durun.
* Merdivenleri bir kaç kalori yakma fırsatı olarak kabul edin ve kullanın.
* Hergün yarım saat daha az televizyon izlemeye çalışın. TV izlerken ütü yapın.
* Kısa mesafeler için araba kullanmayın. Markete gittiğiniz zaman en uzak köşeye park edin.
* Hergün düzenli yürüyüş yapın. Hafta sonları park yürüyüşleri ve bisiklet gezileri yapın, yüzün.
* Fırsat buldukça dans edin.
* İzlemekten zevk aldığınız bir spora başlayın.
* Ev işi yaparken hareketli müzikler dinleyin.
* Öğün atlamayın. Sabah kalktığınız zaman göreceğiniz bir yere "kahvaltı yap" yazılı bir kağıt asın. Kahvaltınızı akşamdan hazırlayın. Kahvaltı yapmadığınız zaman hissettiklerinizi bir kağıda yazın.
* Tatlı yemek istediğiniz zaman bir bardak su için ya da 100`e kadar sayın. Tatlı yemeye başlarsanız 15 kez derin nefes alın.
* Canınız yemek istediğinde kendinizi ince ve zayıflamış olarak hayal
Beyaz ekmekte kanser tehlikesi
Etiketler: Beslenme, Genel SağlıkGİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, ekmekte kullanılan katkı maddelerini www.gimdes.org internet sitesinde açıkladı...
www.gimdes.org sitesindeki bilgiler insanın tüylerini ürpertmekte. İnsan saçından domuz kılına kadar bir çok katkı maddesi içermekte olan beyaz ekmek hastalıklara davetiye çıkarmakta...
GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmeğe konulan katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer'in açıklamalarına göre ekmeğe katkı maddelerinin konulmasının nedeni şunlar; "Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek ."
Ekmek yapımında kullanılan katkı maddeleri :
E170 kalsiyum karbonat
Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali ya da kemikten elde edilmektedir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvelerde ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına neden olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirmektedir.
E 471-E477 Mono
Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir.
nE 280 propiyonik asit
Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getiren hayvanların sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru ya da çürümüş lif bakterisinden elde edilmektedir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.
E 200 sorbik asit
Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.
E420 sorbitol
Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden ya da sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.
E422 gliserin
Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal ya da bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine neden olabilir.
E920 Sistain
Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilmektedir.
nE924 potasyum bromat:
Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara sebep olabilir.
E928 benzoil peroksit
Unun beyazlaması için kullanılmaktadır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.
GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, " Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar bir çok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.
Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği nedeni ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur.
Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır" şeklinde konuştu.
Peki ne yapmalıyız?
Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, "Peki ne yapacağız?" sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: "Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise "etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte 'katkısız' ifadesi kullanılır" şeklinde bir düzenleme getirildi.
O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünkü maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.
Beyaz ekmek yerine kepek ekmeğini tercih edin
Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru."
Sağlıklı Beslenme Tüyoları
Etiketler: ahmet maranki, Genel SağlıkToplumların şeker tüketiminin artış hızı ile hastalıkların artışı birbiriyle doğru orantılı. Çünkü şeker sadece kalorisi ve şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da çok tehlikeli. İnsan vücudunun şeker almasına ihtiyacı yok.
Sağlıklı beslenmede de şekerin hiçbir yeri yok. Günde 30 gramdan fazla şeker yenirse, karaciğerde trigliserite dönüşür. Trigliserit kanyağıdır. Bu hem damar sertliğine hem de vücudumuzun yağlanmasına yol açar. Bir kutu meşrubatta 35 gram, 200 gram meyvede 30 gram şeker vardır.
- Tabiattaki gıdalar sebze ağırlıklıdır. İnsan eli bir gıda maddesine ne kadar fazla değmişse, o oranda zararlı olur. Kaliforniya Valisi okullarda meşrubat satışını yasakladı. Patates cipsinin üzerine “Öldürücüdür” yazısını koydu.
- Kolesterol anne sütünde ve yumurtada bolca var. Demek ki insanın gelişme döneminde kolesterole inanılmaz ihtiyacı var. Birde bakıyorsunuz kolesterol düşmanlığı sarmış ortalığı. İneğimiz merada otlasa, doğru beslense, doğmuş yağ asidi sütte ve hayvansal yağda sıfır olacak. Süte kalsiyum açısından ihtiyaç var. Protein bulgur ve baklagilden alınmalı.
- Yapay yem üreticileri “Biz dünyayı nasıl doyuracağız” yalanıyla, hayvanları meralardan ahırlara çektiler ve bu hayvanlar şeker hastası oldu. Çünkü pancar küspesiyle, yapay protein yemleriyle, patates ve mısırla besleniyor.
- Merada beslenen ineğin sütünde omega3 vardır. Bu ineğin sütünde en büyük antioksidan olan alfaminolimik asit ile insüline benzer büyüme hormonu da vardır. Bu gençlik aşısıdır, bütün hücrelerin kendisini yenilemesini sağlayan maddedir. Doğal süt çok pahalı değil, aradaki fark yüzde 10-15’i geçmez.
- Zeytinyağı omega9 yağıdır. Tekli doymamış yağdır ve omaga 3’ün emilimine zararı yoktur.
- Biz ve hayvanımız yeşillikten uzaklaştırıldıkça tek omega3kaynağımız doğal deniz balığı kaldı. Diyelim ki hamsiyi ayçiçeği yağında kızarttık,o hamsiden artık bize bir hayır gelmez. Ayçiçeği yağı, soya yağı gibi yağlarla beslenip,çok omega6 aldığımız için artık omega3’e enzim kalmıyor.
Ayçiçek yağı pişirme esnasında maruz kaldığı ısıdan sonra bir takım yapay yağ asitlerine dönüşür. Bunlar da kolesterolü oksitleyerek damar sertliği yapar. Omega3’ün eksikliği ise, insanlarda şeker hastalığına ve damarların sertleşmesine yol açar.
Yemek üzerine içilen çayın zararı
Etiketler: ahmet maranki, Genel SağlıkDiyetisyen İpek Ağaca, "Yemekten sonra sakın çay içmeyin" diyor. Ağaca'ya göre yemek üzerine içilen çayın inanılmaz yan etkileri var
Yemek üzerine içilen çayın zararı
Diyetisyen İpek Ağaca, "Yemekten sonra sakın çay içmeyin" diyor. İşte Ağaca'ya göre yemek üzerine içilen çayın inanılmaz yan etkisi.
Diyetisyen İpek Ağaca, yemekten sonra çay içilmesinin vücutta demir eksikliğine yol açtığını söyledi. Çay tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi veren Ağaca sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye’nin hangi şehrine giderseniz gidin, hangi restoran veya lokantaya girerseniz girin yemekten sonra garson size çay ikram etmek isteyecektir. Ya da; garsonun ikram etmesine zaman bırakmadan siz çayınızı zaten isteyeceksinizdir. Bu alışkanlığımız, sağlıklı beslenme açısından bakıldığında çok da doğru bir davranış değildir. Çünkü yemekten sonra içilen çay, demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan demir mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar.
KAHVE DE SUÇLU
Bu ne demektir; örneğin; yemekte kırmızı et yemiş olun, yemeğin hemen ardından çay içtiğinizde vücudunuz, köfteden gelen demirden tam olarak faydalanamayacaktır; çünkü çayda bulunan ‘tanen’, demirle bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki gösterir. Kahve için de aynı şey geçerlidir. Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahve demir emilimini etkilemez. Bu nedenle çay yemekte en az 1 saat sonra içilmelidir.
Ekmek Hastalıklara Davetiye Çıkarıyor
Etiketler: ahmet maranki, Hastalıklar ve TedavileriGİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı...
Sitedeki bilgiler insanın tüylerini ürpertiyor. İnsan saçından domuz kılına kadar pek çok katkı maddesi içeren ekmek hastalıklara davetiye çıkarıyor...
GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer'e göre ekmeğe katkı maddelerinin konulma sebebi şöyle; "Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek ."
İŞTE O MADDELER
E170 kalsiyum karbonat
Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.
E 471-E477 Mono
Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir. nE 280 propiyonik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.
E 200 sorbik asit
Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.
E420 sorbitol
Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.
E422 gliserin
Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir.
E920 Sistain
Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir. nE924 potasyum bromat: Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.
E928 benzoil peroksit
Unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır. Büyüközer, "Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.
Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır" şeklinde konuştu.
Peki ne yapacağız?
Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, "Peki ne yapacağız?" sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: "Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise "etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte 'katkısız' ifadesi kullanılır" şeklinde bir düzenleme getirildi. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.
BEYAZ EKMEĞİ KALDIRIN
Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru."
Bin Derde Deva Bitki; Mantar
Etiketler: ahmet maranki, şifalı bitkilerİçeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantar bitkisi,bir çok hastalığa deva niteliğinde...
Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer, mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin 'Sarcoma-180' adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.
Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, "Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye edilebilir. 100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir. Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken, 100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir" şeklinde konuştu.
PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, "Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı tüketmelerinde yarar var" dedi.
Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları, mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye'de de yenilebilir ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye'deki mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100'den fazla mantar çeşidine rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar ve Uşak'ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti. Türkiye'de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti.
Merkezin halen devam etmekte olan 2'si TÜBİTAK, 2'si üretime yönelik sanayi projesi, 2'si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek, mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:
''Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır. Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar alınmamalıdır. Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır. Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.''
Biyonik İnsan
Etiketler: ahmet maranki, Genel SağlıkGenetik ve ruhî olarak insanlarıükemmelleşirme ve biyonik insan yetişirme imkanları vardır. Sadece "kader" noktasında bir şey yapma imkanı yok.
Genetik ve ruhî olarak insanlarıükemmelleşirme ve biyonik insan yetişirme imkanları vardır. Sadece "kader" noktasında bir şey yapma imkanı yok.
Uluslararası kuruluşlar, ABD, Rusya, İsrail ve güç sahibi diğer ülkeler kadrolarını bu usulde yetişirme gayreti içindeyken, Türkiye'deki yöneticiler bu konuyla ilgilenmiyorlar. Yeri gelmişken bu projenin sahibi, bu sistemin önce "necip bir milletin cihangir evlatlarına" anlatılmasını istemişir. Bunun sebebini sorduğumuzda “onların atalarının Yaratıcı'ya hizmetinden dolayı" cevabını vermişir.
Gelin bu ülkenin geleceğine ve düşen o bayrağı tekrar yerine koymaya talip olan gönül erleri, Alp-erenler bu işleri yapabilecek "insan"ı biz yetişirelim.
Biz birikimimizle ve size anlattığımız bu fikirlerimizle hazırız ve varız. Sizler de varız diyorsanız gelin bir olalım… ilimde, fende ve doğrularda… ve O'na kul olmakta… Dünyada insanca yaşamak için...
[ Bugün için sadece merkezimizin uygun gördüğü şahıslar her yönü ile korunmaya alınmaktadır. Bunların içinde dünyada başbakanlar, bakanlar, dünyada barışın adaletin devletin bekasına faydalı kişi ve kuruluşlarla ilim erbabı ve masum çocuklarda yer almaktadır...
[ Bunların sayıları dünya insanlığına hizmete göre çok sayılı ve sınırlı olmaktadır ve denemeler devam etmektedir.
[ Mistik açıdan bütün bu menfi enerji etkilerinden ve bizlere yapılan uygulamalardan kurtulmak için aklımızı ve irade-i cüziyemizi, kaide ve kurallara uyup gelişirerek fiiliyata geçirmemiz lazım. Kısaca emirlerin yapılıp yasaklardan kaçınılması bir kurtuluşa vesile olabilir. Yani menfiler atılıp müspetler arttırılabilir.
[ Yine mistik açıdan meseleye bakıldığında bir yönü itibariyle bu kaideler, düsturlar "Yaratıcı'nın bildirdiği ilahi kurallardır." denilebilir.
Huzurlu bir dünya ve insanlık için “Yaratıcı Güç”le, düşünce gücümüzle vicdanımızı bağlantılandırılıp, oluşurulan bu rabıtanın kopmamasını sağlayarak huzurun artmasını temin edebiliriz.
"Hayattan zevk alabilen dünya insanının mutluluğu" ancak ve ancak O'nunla olan ilişki ve rabıtasının gücüyle ve enerjisiyle doğru orantılı olacaktır.
Kozmik bilinç doktrinimiz; geçmişi olduğu gibi kabul edip kader noktasında geleceğe "irade-i cüziyemizden" istifade noktasında bakmaktır.
Kadere itiraz noktasında her sözü ilahi emir ve yasak süzgecinden geçirerek söylemeli, istikbale yönelik faaliyetleri de yine aynı süzgeçten geçirerek "geçmişen ders alarak" hayata geçirmeyi planlamalıyız.
Başarımız ve yeni keşifler için fiiliyatımızda da insan olarak "Keşşaf" isminin enerji boyutundan istifade ederek farklı bir boyut yakalamaya yani "perdeyi aralamaya" cehd etmeli ve "öteleri ve daha öteleri" düşünce ufkumuzda hayal etmeli ve bu ruhla yaşamaya devam etmeliyiz.
Bütün ilimler kainatta mevcut olup âlimlerin görevi, ancak ve sadece bu ilimler üzerindeki perdeyi kaldırmaktan ibarettir.