Amerikan ginsengi için Panax quinquefolius ve Kore ginsengi içinse Panax ginseng'dir. Ginseng'in botanik ismi olan "Panax", Yunanca "tam iyileşme" anlamına gelen "panacea" kelimesinden türetilmiştir.
Büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. 6-8 yaşındaki bitkilerin köklerinin çapı 10 santimetreyi bulmakta olup, beyaz veya kırmızı renklidir. Bitkinin yaşlı etli ve çatallı kökleri, ilaç olarak kullanıldığından, Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü (yetiştirilmesi) de yapılmaktadır.
Piyasa şartlarında Sibirya ginsengi olarak adlandırılan Eleuterococcus senticocus, botanik bilimi açısından ginseng cinsi içinde sayılmaz.
Kullanıldığı yerler
Bitki ginsenosit adı verilen triterpenik saponositler, panaxosidesitler, panaxatnol, D grubu vitaminler taşımaktadır. Ginseng, Çin tıbbının çok meşhur bir bitkisidir. Bitkinin kan basıncını düzenleyici, kalp kuvvetlendirici, kolestrol seviyesini düşürücü, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve özellikle yorgunluğu giderici özelliği vardır. Ayrıca iştah açıcı ve cinsel gücü kuvvetlendirici etkisi bulunmaktadır.
Ginseng'in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür.
Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel) dayanıklılığı artırır.
Ginseng'in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de düşünülmektedir.
Ginseng'in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir.
M.S 1. yüzyıla ait bir Çin metnine göre; Ginseng, zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve düzenli kullanımının yaşam süresini artıracağı belirtilmektedir.
21 Ocak 2009 Çarşamba
Ginseng
Etiketler: ahmet maranki websitesi, sağlıklı beslenme, şifalı bitkiler, www.maranki.comAloe Vera
Etiketler: Sağlık, sağlıklı beslenme, Şifalı BitklerAloe Vera zambak ailesinin yararlı bir bitkisidir. Türkiye'de sarı sabır olarak bilinir. Bilinen 300'ü aşkın türü vardır. Bir çok çeşidi ticari olarak yetiştirilmektedir. Sağlık amaçlı bitkisel besin olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yapraklarında bulunan jel nemlendirici olarak kullanılmaktadır. 4000 yıldan beri kullanıldığı bilinmektedir. "Aloe Barbadensis Miller" en faydalı görülen cinsidir. Anavatanı Afrika'dır. Bitkinin yoğun ve ticari olarak kullanımı enzimatik aktivitesini muhafaza eden üretim teknikleri (stabilize, membrane teknolojisi) kullanılmaya başlanmasından sonra oluşmuştur.
ALOE VERA'NIN İÇERİĞİ
Aloe Vera içerisinde bugüne kadar 160 bileşen bulunmuştur. Birçok bileşende bulunmaya devam ediliyor. Sağlığa yardımcı ana bileşenler ve maddeler aşağıda sıralanmıştır.
Polisakkaridler
Çalışmalar Aloepolisakkaritlerinin biyolojik olarak aktif olduğunu , vücuda yarar sağlayan ve iltihap önleyici özelliklerinin çoğunu sağladığını gösterir. En önemli özelliği bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Antikanser özelliği vardır. Anormal hücrelerin çoğalması ve büyümesini önler. Mide mukozası ve oniki parmak bağırsağı ülserine iyi gelir. Aynı zamanda diyabetlere, hepatit ve siroza faydalıdır.
Amino asitler
İçerisinde çeşitli amino asitler tespit edilmiştir. Bunlar Alanine, arginine, asparagine, aspartic, glutamine, glycine, histidine, isoleucine, leucine, lysine, phenylalanine, proline, serine, threonine, tyrosine,valine.
Flavone Maddeler
Rutin, quercetin ve birçokları; Rutin iltihap giderici ve antivirütiktir. Ouercetin balgam sökücü, öksürük gidericidir. Aynı zamanda astım etkilerini hafifletici ve azaltıcıdır, kan basıncı düşürücü, kılcal damarları güçlendirici ve esnekliğini artırıcıdır. Kolestrol düşürücü ve koroner arter damarları açıcıdır.
Enzimler
Alinase, amylase, bradkinase, carboxypeptidase, catalase, cellulase, glcose, oxidase, lipase, malic, dehydrogenase, protease,...
Mineraller
Kalsiyum, Alüminyum, Bakır, Demir, Manganez , Çinko, Sodyum, Potasyum, Mangan ve birçokları
Vitaminler
A, B1, B2, C, E, B12, Choline, FolicAcid, İnositol, Niasin.
Adamotu
Etiketler: Beslenme, sağlıklı beslenme, şifalı bitkilerÖzellikleri: Ginsengin Türkiye versiyonudur. Köklerden adını alan bir bitkidir. Kökünün insan heykeline benzetilmesi nedeniyle bitkiye bu isim verilmiştir. Sonbaharda topraktan çıkarılan kökler, güneşte kurutulur. Daha sonra kuruyan kök, toz haline getirilir. Morumsu çiçekleri olan adamotu, bazen 1 bazen 3 parçalı köklere sahip, koyu yeşil yapraklı ve küçük kırmızı bir elma meyveleri olan bir bitkidir. Kaya dipleri, boş sahalar ve ekilmemiş tarlalarda daha çok yetişir.yurdumuzda da Ege ve Güney Anadolu'da daha çok bulunur.
Önerilen Hastalılar: İmmüm sistemi güçlendirir. Cinsel isteği arttırıcı, bitkinliği yok edici, etkisi olan ve spazm çözücü bir ottur.Uyuşturucu etkiside vardır. Ayrıca kuvvetli bir kusturucu Ve ishal yapcıdır.
Kullanım Şekli Ve Dozu: Taza yapraklarından elde edilen öz veya kuru yapraklarının tozu balmumu ile karıştırılarak bir merhem elde edilir. Bu karışım egzamalarda kullanılır. Bu otun soyunda buruna çekilir veya koklanırsa insanı uyutur. Tohumlarından yutulursa rahim hastalıklarına şifa olur. Mafsal ağrılarında, tohumlarında lapa yapınıp konursa şifa verir.Bu otun suyu gargara yapılırsa diş ağrılarını keser.
Yan Etkileri: Uyuşturucu etkisi olduğu için doktor kontrolünde kullanılması gerekir.
Dikenli incir - Hint inciri sindirim rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili
Etiketler: Beslenme, Sağlık, sağlıklı beslenme, sağlıklı zayıflamaDoğada kendiliğinden yetişen, kaktüs türü bir bitkinin meyvesi olan “dikenli incirin”, sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili olduğu bildirildi.
Türkiye'nin hemen hemen yer yöresinde görülen ancak, Akdeniz ve Ege'de daha sık rastlanan yabani bir bitki olan dikenli incir, hasat dönemi olması nedeniyle kent merkezlerinin yanı sıra sahil kesimlerinde de tablalarda satışa sunuluyor.
Genelde soğuk olarak tüketilen, bu nedenle satıcıların buz parçalarının üzerine serdiği, dikenlerinin yoğunluğu nedeniyle soyarak satışa sunduğu dikenli incirin, her yaş grubunca tercih edildiği gözleniyor.
Kıraç alanlarda, kurak ve kireçli topraklarda yetişen, anavatanının ise Güney Afrika olduğu bildirilen dikenli incir, halk arasında “Hint inciri” ve “Frenk inciri” olarak da biliniyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Tetiker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dikenli incirin C vitamini yönünden zengin olduğunu, bu nedenle vücut direncini artırma, güç ve zindelik verme özelliğinin bulunduğunu söyledi.
Dikenli incirin, sindirim sistemini rahatlatan, bağırsak alışkanlığını düzenleyen, kabızlık sorununu gideren son derece yararlı bir meyve olduğunu vurgulayan Tetiker, “Bu meyveyi tüketenlerin ayrıca polivitamin hapları almasına gerek yok” dedi.
Tetiker, dikenli incirin, hiçbir hormon ve katkı maddesi olmadan, doğada kentiliğinden yetişmesi nedeniyle tamamen organik bir meyve olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Bu meyve kabızlık gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili. Bu nedenle hastalarımıza bu meyveyi tüketmelerini öneriyoruz. Vitamin değeri ve katkısız yetişme özelliklerinin yanı sıra fiyatının da ucuz olması ayrı bir avantaj sağlıyor. Yetişkin bir bireyin günlük alması gereken 60 miligram C vitamini dikenli incirle karşılanabilir.”
Tetiker, içindeki iri çekirdeklerinin de tüketilmesini önerdikleri dikenli inciri diyet yapanlara da tavsiye ettiklerini belirterek, “Bu meyve bağırsakları düzenli çalıştırmasının yanında tok tutma özelliğine de sahip olduğu için diyet yapanlar için son derece faydalı. Diyet yapanlar, açlık hissettiklerinde bu meyveden 3-4 adedini birden tüketebilirler” diye konuştu.
Tetiker, dikenli incirin tüm bu faydalarının yanı sıra doğal kozmetik sektöründe de “kırışık giderici” krem yapımında kullanıldığını sözlerine ekledi.
17 Ocak 2009 Cumartesi
Ahmet Maranki sağlıklı beslenme için 12 öneri
Etiketler: ahmet maranki, sağlıklı beslenme, sağlıklı zayıflama, uzmanlardan beslenme önerileri
Besinlerin yeterli miktarda alınarak vücutta kullanılması gerekmektedir. Gerekli besinlerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az yada çok alındığında, büyüme ve gelişme engelleniyor, sağlıkta bozulmalar başlıyor.
Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor.
Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besinlerin herbirinin yeterli düzeyde alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması, yeterli ve dengeli beslenme anlamına gelmektedir.
Besinler vücudun ihtiyaç duyduğu oranda alınmazsa, gerekli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılandırılamadığından, yetersiz beslenme ortaya çıkıyor.
Sağlıklı beslenme için dikkat edilmesi gereken 12 adım :
-Günlük olarak tüketilen besinlerin çok çeşitli olması gereklidir. Besinlerin büyük kısmının hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçilmesi gerekmektedir. Günde; sabah-öğle ve akşam olmak üzere 3 öğün yenilmeli. Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Daha çok doğal ve taze besinler tercih edilmeli.
-Günlük beslenme programında bulgur, mısır, pirinç, makarna gibi ekmek ve tahıl grubu gıdaların bulunmasına dikkat edilmeli. Günlük enerji ihtiyacının en az yüzde 55'i karbonhidratlardan sağlanması gerekir.
-Günde 5-7 porsiyon taze sebze ve meyve yenilmesi gerekmekte. Sebze ve meyveler vücudumuzun vitamin, mineral ve posa gereksinimlerini karşılamakta. Posa özellikle bağırsak hareketlerini düzenler, kan şekeri ve kolestrol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.
-Her gün orta seviyede fiziksel egzersiz yapılarak, vücut ağırlığı tavsiye edilen sınırda kalmasına dikkat edilmeli. Düzenli olarak yürüyüşler yapılmalı. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli yapılan fiziksel aktivite, kalp ve solunum fonksiyonlarını düzenler, osteoporozu önler.
-Günlük alınan yağ miktarından gelecek enerji miktarı toplam enerjinin yüzde 30'unu geçmemesine dikkat edilmeli. Yemeklerde hayvansal yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü gibi sıvı yağlar kullanılmalı. Yemekler hazırlanırken haşlama, ızgara ve fırında pişirme gibi yöntemler uygulanmalı. Kızartmalardan ve kavurmalardan uzaklaşılmalı. Etli olarak pişirilen yemeklere ayrıca yağ konulmamalı.
-Sucuk, salam, sosis gibi yağlı et ve et ürünlerinin yerine; balık, tavuk, hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller tercih etmelisiniz.
-Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri tercih edin.
-Az şekerli gıdaları tercih edin. Tatlıların ve şekerli içeceklerin tüketimini azaltın.
-Günlük tuz tüketimi, ortalama 1 çay kaşığı olmalı. Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuzlu besinlerin tüketimini azaltın.
-Mümkün olduğunca alkol kullanılmayın.
-Besinler hazırlanırken veya pişirilirken hijyen kurallarına dikkat edin. Yiyecekler pişirilirken haşlama, fırında ve buharda pişirme yöntemlerini tercih edin. Kızartmalardan kaçının.
-Bebeklerinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemeye önem verin ve 6 aydan sonra ise gerekli besinleri kullanılarak yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayın.
Prof. Dr. Ahmet Maranki