Amerikan ginsengi için Panax quinquefolius ve Kore ginsengi içinse Panax ginseng'dir. Ginseng'in botanik ismi olan "Panax", Yunanca "tam iyileşme" anlamına gelen "panacea" kelimesinden türetilmiştir.
Büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. 6-8 yaşındaki bitkilerin köklerinin çapı 10 santimetreyi bulmakta olup, beyaz veya kırmızı renklidir. Bitkinin yaşlı etli ve çatallı kökleri, ilaç olarak kullanıldığından, Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü (yetiştirilmesi) de yapılmaktadır.
Piyasa şartlarında Sibirya ginsengi olarak adlandırılan Eleuterococcus senticocus, botanik bilimi açısından ginseng cinsi içinde sayılmaz.
Kullanıldığı yerler
Bitki ginsenosit adı verilen triterpenik saponositler, panaxosidesitler, panaxatnol, D grubu vitaminler taşımaktadır. Ginseng, Çin tıbbının çok meşhur bir bitkisidir. Bitkinin kan basıncını düzenleyici, kalp kuvvetlendirici, kolestrol seviyesini düşürücü, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve özellikle yorgunluğu giderici özelliği vardır. Ayrıca iştah açıcı ve cinsel gücü kuvvetlendirici etkisi bulunmaktadır.
Ginseng'in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür.
Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel) dayanıklılığı artırır.
Ginseng'in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de düşünülmektedir.
Ginseng'in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir.
M.S 1. yüzyıla ait bir Çin metnine göre; Ginseng, zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve düzenli kullanımının yaşam süresini artıracağı belirtilmektedir.
21 Ocak 2009 Çarşamba
Ginseng
Etiketler: ahmet maranki websitesi, sağlıklı beslenme, şifalı bitkiler, www.maranki.com17 Ocak 2009 Cumartesi
Ahmet Maranki Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki websitesi, bitkilerle çözüm, düşünce gücü, şifalı bitkiler, www.maranki.com
Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için günlük hayat içinde neler yapılabilir?
Stresten uzak ve berrak bir şekilde düşünebilmek için, sabah kalkıldığında bir duş alınmalıdır. Sıcaktan soğuğa giden bir duşla bedenin bütün noktaları uyandırılmalıdır.
Soğuk, biliyorsunuz bedendeki izafi olan 12 kanal üzerindeki igleroterapi noktalarını uyarır ve sizi canlı tutar.
Duştan sonra meyve suları içmek gelir. Havuç suyu veya elma suyunun içine bir kaşık bal atılarak içilmeli. Bunu içerken, 5 tane ceviz ve bir avuç üzüm yenilmeli.
Mümkünse birde yumurta yerseniz bu konsantrasyonunuzu daha da yükseltir ve beyniniz hızlı çalışır.
Meyve suyu, ceviz, üzüm ve yumurta yenir yenmez, daha bağırsaklara inmeden beden bunları çekiyor, alıyor, hücrelere yolluyor ve beyniniz çalışmaya başlıyor. Posa yok, hiç bir şey yok.
Bir de, kesinlikle beyaz ekmek, tuz ve şeker kullanılmamalıdır. Bunlar bağımlılık yapan esrar gibidir.
Yapılan hatalardan biri de, hep eğilerek çalışmaktır. Türk halkı hep eğilerek çalışır. Oysa eğildiğinizde ne olur? İçinize kapanırsınız, nefes alamazsınız, ciğerlerinize baskı yapmış olursunuz. Oysa dik durulmalı ve burundan nefes alınmalıdır.
Stres veya bunalma anlarında, burundan derin nefes alınıp tutularak vücudun en ücra noktalarına kadar oksijenin gitmesi sağlanmalıdır. Sonra da, tutulan nefes verilmelidir. Böylece bu oksijen alımı bütün organların çalışmasını sağlayacaktır. Bu yapıldığında, beyin enerjisi açılır ve zihin berraklaşır.
İki elin birbiriyle ovuşturulması ve sonra yüze sürülmesi de negatif enerjinin boşalmasını sağlar.
Kozmik Bilim Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki
Ahmet Maranki Menopoz için civanperçemi kürü
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki websitesi, civanperçemi kürü, Menopoz, Sağlık, www.maranki.com
Menopoz öncesinde başlayan terleme, iç sıkıntısı, depresif halleri, menapoz döneminde daha da şiddetlenen sıkıntı verici durumları tölare etmek için kullanılacak en etkili bitkilerden birisi de Civanperçemidir.
Kullanımı:
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi bir bardak kaynar suya atılır. On dakika üstü kapalı olarak demlenir.
Süzüldükten sonra tatlandırmadan aç karnına veya öğün aralarında günde 2-5 bardak içilir.
Kullandığımız bitkinin çayına destek olarak da banyo suyunda kullanabiliriz. 2-3 avuç kuru bitkiyi 3 saat bir litre soğuk suda bekletin.
Banyo küvetini 37 dereceyi geçmeyecek şekilde su ile doldurun. Soğuk suda beklettiğiniz bitkiyi bir taşım kaynatıp süzün. Hazırladığınız banyo suyuna ekleyin.
Bu su ile 15 dakika banyo alın. Banyodan sonra 15-20 dakika dinlenin. Haftada 2-3 kez bu banyoyu tekrarlayabilirsiniz.
Günlük çay içiminizi de aksatmadan 4 haftalık bir kür düzenlediğinizde Civanperçeminin menapoz sıkıntıları üzerindeki olumlu etkisinin fark edileceğini belirten uzmanlar Civanperçemini gebelik sürecinde kullanılmamasını öneriyorlar.
Prof. Dr. Ahmet Maranki
16 Ocak 2009 Cuma
Çocuğumun boğazları sık sık şişiyor.Ne yapabilirim?
Etiketler: ahmet maranki kendi sitesi, ahmet maranki websitesi, boğaz hastalığı nasıl tedavi edilir, Çocuğumun boğazları sık sık şişiyor.Ne yapabilirim?, www.maranki.comÇocuklarımızın sık sık boğazları şişer veya kızarır. Böyle durumlarda ilaca başvurmadan pratik ve doğal yöntemle tedavisini evde yapabilirsiniz :
17/12/2008 - 00:22
Çocuklarımızın sık sık boğazları şişer veya kızarır. Böyle durumlarda ilaca başvurmadan pratik ve doğal yöntemle tedavisini evde yapabilirsiniz :
Bir bardak kaynamış soğutulmuş suyun içine bir tatlı kaşığı karbonat atıp, 6-7 damla tentürtüyot damlatıyorsunuz.Böylece doğal bir gargara elde etmiş oluyoruz.
Bildiğimiz kulak kürdanına bir damla tentürtüyot damlatarak öncelikle çocuğun iltihaplı boğaz bölgesini temizliyoruz.
Sonra doğal gargaramızla gargara yaptırıyoruz.15 dakika içinde ateşinin düştüğünü göreceksiniz.
15 Ocak 2009 Perşembe
SARI KANTARON
Etiketler: ahmet maranki websitesi, sarı kantaron, sarı kantaron mucizesi, sarı kantaron nedir, www.maranki.com
Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk, umursamazlık ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.Kronik yorgunluk sendromunda ve menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde yardımcıdır.
17/12/2008 - 14:52
SARI KANTARON
Ürünlerimiz Tarım ve Köyişleri Bakanlığın'dan onaylıdır.
Ürünlerimiz özel yöntemlerle, bitkilerin özü alınarak imal edilmiştir.
- Korku, endişe, kaygı, umutsuzluk, umursamazlık ve çaresizlik duygularının giderilmesinde yardımcıdır.
- Bağışıklık sistemine yardımcıdır; mikropları öldürür.
- Uykusuzluk ve fazla uyuma problemlerinin giderilmesinde yardımcıdır.
- Yara ve yanıkların iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.
- Kuvvetli bir sakinleştirici, doğal antidepresandır.
- Anksiyete bozukluklarının giderilmesine yardımcı olur.
- Kronik yorgunluk sendromunda ve menopoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde yardımcıdır.
-Diğer Kantaron kapsülleri ve tabletleri ile kıyaslandığında piyasadaki hiçbir kantaron ürünün Ekstrakt içermediği halde ürünümüz ekstrakt içeriklidir.
KOBiK 21-28 ARALIK SONBAHAR ARINMA PROGRAMINDA SAMSUN HAVZA'DA
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki websitesi, kobik, kopik ilaçlar, kozmik ilaçlar, topik ilaçlar
Sudaki mucize için tıklayınız
KOBİK ekibi 13-20 Nisan tarihleri arasında dünyaca ünlü Oylat kaplıcalarında İlkbahar Kozmik Beden Temizliğini başarıyla tamamlandı.
7 günlük uygulama sonunda katılımcılar memnun olarak, gittikleri bölgelerde uygulanan metodu anlatacaklarını bundan sonrada KOBİK'in bir ferdi olacaklarını ifade ettiler.İlk beden temizliği programında olduğu gibi katılımcılar sağlıklarına kavuştular.Bunun yanında katılımcılar sigara bırakma programını başarıyla tamamlayarak sigarayı bıraktılar.
Son gün yapılan yağ ve limon içimi sonrası temizlikte karaciğer safra ve kalınbağırsaklaradan atılan maddeleri ve program sonunda yaklaşık 8-14 kilo verdiklerini görünce bu programın herzaman insanın hayatında uygulanması gerektiği görüşünü paylaştılar.
Bu temizlikte diğerlerinden farklı olarak son gün halen yaşayan canlı parazitlerinde çok büyük oranda yaklaşık pek çok katılımcıdan atıldığını, yine bu sefere mahsus 12 yaş altı çocuklardan da beden temizliği programında başarılı neticeler alındığı gözlenmiştir.
Katılımcılar animasyonlarda, sabah yürüyüşlerinde, doğa gezilerinde, Türkiye'nin en önemli mağaralarından Oylat Mağarası ziyaret edilmiş, bölgedeki göz suyu ve böbrek suyu da incelenmesi gereken ilginç bir araştırma gezilerimizdendi.
Bursa İnegöl Oylat kaplıcalarındaki programa Bursa valimiz Ş. Harput, İnegöl Belediye başkanı ve kaymakamı ve çevredeki diğer mülki ve idari amirler gelerek, program hakkında bilgi aldılar.
İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş katılımıyla yapılan basın toplantısına bölge medyası yanı sıra Doğan HA, İHA, CHA, AA, Olay Tv ve yerel basın, tv kanalları özel ilgi gösterdi.
Ayrıca TV5 bir ilki gerçekleştirerek canlı yayın aracılığıyla Oylat Kaplıcalarından canlı yayın yaptı.
Prof Dr. Ahmet Maranki Oylat Kaplıcaları'nı seçme sebebini anlatırkende, Oylat Kaplıca a.ş'nin yetkilillerince davet edildiğini, Oylat'ın Türkiye'deki kaplıcalar içinde devamlı akan ve beden ısısına uygun dinlendirme yapılmadan,soğutulma ve ısıtılma olmadan insanların istifadesine sunulan nadir sulardan olduğu, ayrıca içilebilirlik mineral özelliğiyle yine diğer kaplıca sularından farklı olduğunu vurguladı. Bunun yanı sıra doğal güzelliklerinin( gürgen ormanları, mağaları, şelaleler,, yüksek oksijen oranı) bilhassa Oylat'taki rakımın insan sağlığı üzerinde çok etkili olduğu için Oylat'ı tercih ettiklerini açıkladı, termal tedavi alan kişilerin bu özelliklere dikkat etmesi gerektiğini önemle vurguladı.
Böyle güzelliklerin birarada olmasının insanı cezbedeğini açıklayan Maranki, "Oylat'ı Ã�negöllü'lere değilde Türkiye hatta bütün dünyaya tanıtmamız gerekir, işte biz dünyadan Avrupa'nın bütün şehirlerinden ve Türkiye'mizin her bölgesinden arınma, detoks programına katılarak gelen insanlara bu tanıtımı arınma, detoks projesiyle beraber vermeye çalıştık" dedi.
Bütün katılımcıların memnun ayrıldığını söyleyen Maranki, 12-19 Mayıs Arınma-Detoks Programında bu tanıtımın 2-3 katına çıkartılabileceğini, programı Oylat'ta yapmaları halinde ileride bu tesislerin kapasitesinin yetmeyeceğini açıkladı.
Maranki projenin ziyarete gelen sayın valimiz Ã�. Harput, belediye başkanı A. Aktaş, ve diğer basın mensubu ve yetkilillere bölgede 1000 kişilik AB standartlarında bir tesis yapılması halinde 5 yıllık doluluk oranını garanti edeceklerini, Avrupa'daki Türkiye Hollanda Sağlık Vakfı ve Sağlık Araştırma Enstitüsü başkanı olarak hemen protokol yapabileceklerini ve bölgeyi dünyaya tanıtabileceklerini söyledi.
Netice itibariyle İlkbahar Kozmik Beden Temizliği'nin sonunda giderek artan bir katılımcı portföyü oluşmuştur.
Buda göstermektedir ki, Sonbahar Ekim-Kasım-Aralık Temizliği'nde katılımcıların memnuniyeti doğrultusunda programa yoğun bir talep oluşacağı görünmektedir. Ã�lkbahar Kozmik Beden Temizliği programından memnun ayrılan her kişi bu memnuniyetini yakınlarıyla ve dostlarıyla paylaşmak istemesi en az 10'ar kişilik rezerve talebi oluşturmaktadır.
Ã�uanki Kozmik Bilim ve Bilinç ekibinin kadrosu ve teknik donanımı bu ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir. Bizim en büyük zorluğumuz katılımcıları mutlu edecek ve netice alınabilecek ortamların bulunamamasından kaynaklanmaktadır. Ã�mit ediyoruzki, Sonbahar Temizliği'nde sizleri ve bizleri memnun edecek yeni ortamlar bulabilelim. Bu konuda da sizlerin görüşlerinize açık olduğumuzu belirtmek isteriz.
Yediklerimize dikkat
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki kimdir, ahmet maranki websitesi, mucizevi bitkiler, şifalı bitkiler, www.maranki.com, yediklerimize dikkat
Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.
16/12/2008 - 23:39
Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.
Buna denetim boşluğu da eklenince 'gıda terörü' olarak adlandırılan tablo ortaya çıkıyor. Nerede ve nasıl üretildiği belli olmayan gıda maddeleri insanların sağlığını tehdit ediyor. Merdiven altı firmalar, sattıkları eti kimyasal ilaçlarla şişiriyor. Sosis, salam ve sucuğa ezilmiş tavuk kemiği, kaşar peynirine de soya ve margarin katıyor. Zeytin de tekstil boyası ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor.
İstanbul Ticaret Odası (ITO) Gıda Komitesi Üyesi ve Keyveni Yemek Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik gıda üretiminde yaşanan sıkıntılarla ilgili bir rapor hazırladı. "Tüketici sağlığı ve gıda güvenliğine karşı gıda terörü: Kayıt dışı ve Merdivenaltı Üretim" adı verilen raporda insan sağlığının nasıl hiçe sayıldığı tek tek ortaya konuluyor.
Raporda Türkiye'de Tarım Bakanlığı'nın izni ve denetimi çerçevesinde 17 bin gıda sanayi işletmesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak buna karşın 10 bini aşkın işletmenin de kayıt dışı ve merdiven altı yöntemle üretim yaptığı ifade ediliyor. Hatta bazı firmaların Tarım Bakanlığı'ndan izin almış gibi sahte belge düzenlediği öne sürülüyor.
Ete, Bradmix adlı ilaç katılıyor Sadık Üelik, bazı et işleme tesislerinin yurtdışından kaçak yollarla getirilen 'bradmix' isimli bir ilaçla eti yüzde 30-35 oranında şişirdiğini söylüyor. İlaç enjekte edilen etin su tutarak hacmini artırdığını, ağırlaştığını ve parlak göründüğünü belirten Çelik, "İlaçlı etler pişirildiğinde bile hacmini koruyor. Oysa pişen et gramajını kaybeder ve küçülür." diyor. İlaçlı etlerin yüzde 40 daha ucuza satıldığını ifade ederek, çok ucuza kalitesiz yemek üreten bazı firmaların bu etleri kullandığını aktarıyor.
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği (VGHD) Başkanı Dr. Can Demir ise Tarım Bakanlığı'nın et ve et ürünleriyle ilgili yönetmeliklerine göre 'Bradmix' kullanımının yasak olduğunu vurguluyor. Ancak buna rağmen kaçak yoldan kullanıldığını dile getirerek, "Bu ilaç kimyasal bir ürün olduğu için o etleri tüketen insanlarda sağlık sorunlarına yol açabilir." açıklamasına yapıyor.
Öte yandan bazı merdiven altı işletmeler kasaplardan ve marketlerden topladıkları kemikli tavuk artıklarını yüksek ısıda işlemden geçirerek kıyma (MDM kıyma) haline getiriyor. Bunlardan da sucuk, salam ve sosis üretiliyor. VGHD Başkanı Can Demir, MDM kıymalı et ürünlerinin daha çok okul kantinlerinde ve büfelerde tost ve sandviç yapımında kullanıldığına dikkat çekerek, "Bizde büfe sucuk ve büfe salam diye bir tabir var. Nerede üretildiği belli olmayan ve çok ucuza satılan bu ürünler maalesef kemik artıklarından imal ediliyor." uyarısında bulunuyor.
Gıda Terörü Raporu'nda anlatılan hileli gıda maddelerinden bazıları
Kaşara soya ve margarin
Normalde 1 kilo kaşar, 10 kilo sütten elde ediliyor. Merdiven altı işletmeler soya proteini kullanarak süt miktarını 6-7 kiloya düşürüyor. Kaşarın içine de margarin atılıyor. Bozuk peynirler de baharatlanarak yeniden satışa sunuluyor.
Zeytine tekstil boyası
Zeytin, tekstil boyalarıyla ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor. Gemlik ve Akhisar zeytinlerinin için de daha düşük fiyatlı yörelerin zeytinleri karıştırılıyor. Zeytine gıda tuzu yerine sanayi tuzu katılıyor.
Ete nişasta, tavuk atıkları
Salam, sucuk, sosis ve kıyma gibi et ürünlerinde hayvansal atıklar, nişasta, tavuk derisi, zar, kan ve tavuk kemiği kullanılıyor. Buna ucuz pul biber ve nitrat ilave ediliyor ve renklendiriliyor.
Pul bibere aşırı tuz
Sapı ve çekirdeği ile öğütülen acı biber yağlanıp ağır çekmesi içini aşırı derecede tuzlandıktan sonra paketleniyor. Yol boylarında kurutulmaya bırakılan biberlerde de aflatoksin oluşuyor.
Sıvı yağ yerine atık yağ
Türkiye'nin dört bir yanından toplanan binlerce tonluk atık yağ, merdiven altı işletmelerde rengi açılarak tekrar satışa sunuluyor.
Tarih : 22.09.2007
Kozmik Mesaj
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki kendi sitesi, ahmet maranki kimdir, ahmet maranki websitesi, kozmik mesaj, mucizevi bitkiler, şifalı bitkiler, www.maranki.com
Bundan sonraki birkaç ay ve yılda belki de her şey “ışık hızında” gelişip olabilecek.
17/12/2008 - 00:44
Bundan sonraki birkaç ay ve yılda belki de her şey “ışık hızında” gelişip olabilecek. Dünyamız olağanüstü hadiselerle; güneş patlamalarından tutunda dünyamızdaki bazı bölgelerde oluşacak doğal afet ve patlamaların “elektromanyetik” titreşimleriyle farklı boyutlarda başta insanlara olmak üzere dünyamıza ve üzerindekilere tesir edecek belki de şayet bu hal “böyle devam ederse” kitlesel ölümlerin yanında yeni oluşumlarda olabilecektir.
Daha da ileri giderek dünyamızdaki devletlerin güç yapıları hatta bazılarının varlıkları bile yok olabilecektir.
Dünyamız ancak o zaman 3 boyuttan farklı boyutlara ve teknolojilere ulaşıp mutlu sona doğru gidebilecektir.
Dünyamız “doğal kaynaklarıyla” besleyebileceği sakinleriyle yoluna devam edecek. 2008’ler, 2013, 2015’ler giderek artan güzelliğin başlangıcının habercisi olacaktır.
Bizler ümitvarız diyoruz. Önümüzdeki on yıllar O’nun hakimiyetinin ışık yılları olacaktır diyor ve müjdesini veriyoruz. Yalnız bir şartla; insanlık “Kozmik Bilinç”e erişir ve O’nun ışığı ile aydınlanırsa.
Yapmamız gereken; “ulusal bir duruş” sergileyecek kadroları aynı ruhta, aynı çizgide ve aynı doğrularda birleştirerek, oluşacak sinerji ile düşen bayrağı tekrar yerine koymak, o methedilmiş fetih erlerinden olabilme yolunda çabalamaktır.
Takdir yine O’nun olacaktır. Bir tek başına birdir. Aynı ruhta, aynı çizgide bir hedefe kitlenen yan yana dört dörtlük “dört inanmış adam”ın gücü 4444 eder ki bu da dünyanın endazesini değiştirmeye, yukarıda anlatılanların gerçekletirilmesine yeterlidir diyoruz...
Bitkiler Dünyası
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki kendi sitesi, ahmet maranki websitesi, maranki sitesi, mucizevi bitkiler, prof.dr.ahmet maranki, şifalı bitkiler
Teknolojinin ışığı altında Ortodoks Tıbbı ile işbirliği yaparak İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.
13/01/2009 - 21:53
• Son 70-80 yıldır hayatımıza giren sadece kimyasal terkiplerden oluşan ilaçlardan medet umarak çığ gibi büyüyen hastalık çeşitlerini ve oranlarını yok etmeyi beklemek yerine, binlerce yıldır insanlığın şifa bulduğu eskimez metotlarla birlikte gelişen teknolojinin ışığı altında ORTODOKS TIBBININ deneyimve engin tecrübelerinden de istifade ederek işbirliği ile İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.
• İlkokuldan başlayarak, lise ve üniversitede mutlaka önleyici, koruyucu hekimlik ve sağlıklı beslenme ile ilgili dersler zorunlu olarak okutulmalıdır.
• Tıp fakültelerine dünyadaki emsalleri gibi bitkisel tedavi ile ilgili bölümler ve yan bilim dalları geç kalmadan kurulmalıdır.
• Avrupa ve Dünya ülkeleri kendi ilacını kendi üretmektedir.
• Türkiye yüz milyarlarca dolar dövizi ilaca vermektedir. Ülkemiz bu kadar zengin değildir. Ülkemizdeki yetkililer sağlıkta başka metotlar aramadığı için birtakım telkinlerinde etkisiyle bu necip milletin torunları sadece kimyasal ilaç lara mahkûm edilmekte kısır bir döngüde kalan son ömürlerini elinde ilaç torbalarıyla hastane kapılarında geçirmektedir.
• Türkiye binlerce yıllık tababet kültür birikimiyle çaresiz değildir. Yeterki irade ortaya konulabilsin çare çoktur.
• Bitkiler dünyası bunlardan sadece birisi olup, bilimin ışığında insanlığın kurtuluş reçetelerini ortaya koyabilecek birikime sahip olduğunun işareti, dünyamızın kuruluşundan bugüne kadar insanlığa yaptığı ve hiçbir zarar ve yan etkisi ve bağımlılığı olmayan, doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler dünyasıdır.
• Bitkilerden; meyve ve sebzelerin geni değiştirilmiş-melez-hibrit-ebter-geridönüşümsüz-tek kullanımlık dünya literatüründeki adıyla disposable tohumlardan üretilenleri kullanmayınız. Israrla doğal tohumlardan üretilen bitkileri tercih ediniz. Bu gibi tohumla rdan üretilen bitkiler şifacı olamayacağı gibi bağışıklık sistemine hiçbir katkısı olmayan antioksidan mineral ve vitamin içermeyen, bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir.
• ÇÜNKÜ İYİ NİYETLERLE ORTAYA ÇIKAN BU GİBİ ÇALIŞMALARIN BİLİMSEL OLARAK İNSANA VE DOĞAYA TESİR VE GERİ DÖNÜŞÜMLERİ, SONUÇLARI MUTLAKA ARAŞTIRILMALIDIR!
• Toprağın biyolojik yapısını bozduğu ve sonraki kullanımlar için dejenerasyona uğratması yanında bu tohumlardan çıkan bitkilerden uçan polenlerin son zamanlarda artan allerjik hastalıklara sebep olduğu, floraya tesir ederek çevre ekolojik dengeyi etkilediği dikkate alınmalıdır.
• Son zamanlarda ülkemizde sık sık ve dünyada da yaygın olarak görülen mucizevi iksir “ balı” üreten arıların ölümü acaba bu hibrit tohumlardan üretilen bitkilerin polenlerinden mi kaynaklanmaktadır. Daha bunun gibi yine ülkemizde yetişen sulu bitkiler; kavun, karpuz, domates, salatalık gibi antialerjik, soğutucu bitkiler oldukları halde tam aksine kendileri allerjen duruma gelmişlerdir. Bütün bu bitkilerin tüketilmesiyle insan genininde zamanla dejenerasyona uğrayabileceği de dikkatle düşünülmelidir.
• Doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrit tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır. Dölsüz tohumlardan tüketerek döl vermek mümkün müdür? Kesinlikle ve acil olarak araştırılmalıdır.
• Bu, asrımızın çözümsüz problemlerinin en başında yer alan bir durumdur. Bu duruma devlet ve sağduyulu çiftçiler mutlaka el atmalı, gelecek nesillerimizi korumak için Anadolumuzun tabii tohumları tamamen yok olmadan müdahale edilmelidir.
• Bitkileri tohumlarını seçtikten sonra ekilecek arazinin münbit ve temiz olması, tohumu ekecek kişinin ruh durumu, sağlığı düzgün olmalı, yani ekimi, dikimi, büyütme, hasadı, kurutmasından bize ulaşan en son mamül haldeki içecek ve droglarına kadar yapılacak işlerin SEVGİYLE VE İSTEYEREK YAPILMASI çok önemlidir. Gelişen teknolojik aletlerle yapılan Kirlian fotğraf tekniği, termal kamera ve rezonans aletlerinin de görüntülemeleriyle ortaya çıkan bir gerçek, sevgiyle yapılan bu işlerde bitkilerin tamamen etkilendiği hatta kimyalarında değişiklikler husule gelerek etkin maddelerinin oranlarının ve enerji boyutlarının tamamen farklılaştığı ortaya konulmuştur.
• Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliğini (nitrat fazlalığı ve toksin vs), yetiştirme aşamasında tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkıların zararlarını minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karıştırılmış sıcağa yakın ılık suda 5 dakika tutulmasını öneririz.
• Bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler dışında kesinlikle fazla pişirilmeden, tıkırında ve suları dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse suları içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoşaflarında da aynı metot geçerlidir.
• Alışkanlık haline getirdiğimiz ve sıkça kullandığımız portakal, greyfurt, elma, vişne, kayısı, erik gibi meyve sularını mevsiminde çiğden sıkarak içmeli, konsantre halde kullanmamalıyız. Bunları tüketirken en fazla kilonuza göre içeceğiniz miktar 1-2 bardak olmalıdır.
• Boş karna portakal, greyfurt gibi asitli meyve suları içilmemeli, mümkünse yemek aralarında uygun miktarda tüketilir. Kür uygulamaları bunun haricindedir. Kür uygulamalarında zeytinyağı ile yudum yudum içilen meyve suları bununla karıştırılmamalıdır.
• Günde iki öğün ve öğünlerinizde her zaman bir çeşit gıda tüketiniz. Örneğin; bir öğün lahana, bir öğün makarna gibi…
• Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi cihan padişahlarının herkesten çok imkânlarının olmasına rağmen hayatları anlatılırken en önemli özelliklerinin başında her gün iki öğün ve bir çeşit yemek yediklerine ibretle şahit oluruz. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünün açılımından bunu mu anlamalıyız acaba?
• Salatalarınızı mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kışın domates, salatalık, yeşilbiber kullanmayınız. Yazında kışlık sebzeleri kullanmayınız. Türkiye için havuç ve lahanayı(yuvarlak, suni lahana) bu kışlık sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaşadığınız iklime göre değişim göstermektedir.
• Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararların önüne geçilsin.
• Bitkileri ve çaylarını kür uygulaması haricinde DEVAMLI VE PEŞPEŞE tüketmeyiniz.
• Beyaz ekmek tüketmeyiniz. ÇOK ÇABUK ACIKIRSINIZ. Tabi mayayla üretilmiş tabi buğday unundan ekmeği diğer günlerde kepek, yulaf, çavdar, mısır gibi veya çekirdek ekmek gibi ekmek çeşitlerini münavebeli olarak tüketiniz. Acıkmadığınızı göreceksiniz.
• Siyah çayı radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeşil çayı içebilir, hatta posasıyla birlikte tüketmenizi öneririz. (Yeşil çayın içindeki Kateşin etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oranında geçtiği, daha iyi aktioksidan etki göstermesi sebebiyle yeşil çayı posasıyla veya sıkıştırılmış tablet olarak tüketilmesini öneririz.
• Her türlü bitki çayını aromatik ve uçucu yağlar ihtiva eden bitkiler hariç. aşırıya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz.
• Bütün bitki çaylarınızı tatlandırılırken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayısı, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz.
• Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmüş Türk kahvesini kahvaltı ve öğle yemeği sonrası ve akşamüstü (ikindi çayı yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsızlığınız, kalp kolesterol rahatsızlığınız, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsızlığınız mevcut değil VE SAĞLIKLIYSANIZ.)
• Vitamin, mineral, enzim ve besin destek ürünlerini suni, kimyevi, tabii olmayan metotlarla saflandırılmış droglar-tabletler halinde almamaya çalışınız. Metabolizma bunları belli yaşlarda (erken ve geç yaşlarda), tolare edememekte, bedende alınan bu ağır metaller sebebiyle çökme yaparak toksin ve kitleler oluşabilmektedir.
• Kanser diye teşhis konulan vakaların bazılarında yapılan laboratuar analizlerinde, oluşan kitlelerin, safra ve böbrek taşlarının bu sebeple oluştuğu üzerinde görüşler ağırlık kazanmaktadır. Biz bu destekleri tamamen ve doğrudan tabii olarak kaynağından yani bitkilerden-sebze ve meyvelerden almaya gayret göstermeliyiz. Mesela hepimizin alışkanlık haline getirdiği ve bilhassa çocuklarımızın kullandığı C vitaminleri ve yaşlılara kullandırılan kalsiyumun fazla kullanımı vücutta kireçlenmelere böbrek, prostat ve safrada taşlaşmalara sebep olabileceği göz önüne alınarak bu gibi vitamin, mineral ve enzimleri havuç, brokoli, lahana, maydanoz gibi bitkilerden almalıyız. Burada çok önemli bir detayı açıklamak istiyorum; suni olarak aldığımız vitamin ve minerallerden sadece o özelliği yani kalsiyumu veya vitamini bildirilen miktarda alırız. Bitkilerle tabi yoldan o özellikleri almak istediğimizdeyse, o özellikle beraber onun bedene girmesiyle fazla veya eksik olabilecek ve onun tolaresine yardımcı olabilecek farklı özellikte vitamin, mineral ve enzimleri de beraber alırız. İşte bu özelliğinden dolayı vitamin, mineral ve enzimlerimizi bitkilerden sağlamalıyız.
• Yemeklerin arkasından hemen meyve ve tatlılarınızı yemeyiniz, çay içmeyiniz. İnek yağı ve tabii şekerden yapılmış başta meyve tatlısı olmak üzere bütün tatlılarla ile çayınızı tatlandırarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlıları yemeklerden öncede tüketebilirsiniz.
• Yukarıda anlatılanların gerekçesi olarak, yenilen öğünlerde karbonhidrat, protein, şeker ve diğer enzimlerin birbirine karışarak, hem aldığınız besinlerin yan etkisinden korunmanıza, hem de gıdaların tam olarak alınmasına ve metabolizmanın bozulmamasına kaygı ön planda tutulmaktadır.
• Akşam, güneş battıktan sonra son öğününüzü yiyebilir iki saat sonra çay, tatlı ve meyve dahil hiçbir gıda almayınız. Çünkü bu saatten sonra safra kesesi saati başlamaktadır. Kitabımızda gösterilen Beden Organları Aktif Çalışma Saatlerini dikkatle inceleyip ona göre bir beslenme, dinlenme ve hayat tarzı modeli geliştiriniz.
• Kitabımızda hangi bitkinin hangi bitkiyle kullanılabileceğini gösteren Kozmik Beslenme tablosunu dikkatli inceleyerek uymaya çalışınız.
• Öğünlerinizde 3 beyaz yani bize göre suni un, suni tuz, suni şekerden uzak durmanızı, bunların yerine zaten bitkilerde olanlarıyla iktifa etmenizi ve tabii şekliyle kullanılmalarını öneririz. Çünkü beyaz un onlarca işlemden geçerek önünüze gelmekte, tuz rafine edilmekte, şekerse tabiilikten tamamen uzaklaşmaktadır. Şayet siz yeni bir dünyaya doğsaydınız zaten ekstradan ne un ne şeker ne de tuz kullanacaktınız. Kısaca bunların bir alışkanlık olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz.
• Burada 3 beyaz üzerinde önemle durmamızın sebebi, bugünkü hastalıkların sebeplerinin hepsinde bu suni 3 beyazın çok büyük bir payı olduğu gerçeğidir.
• Sabahları kalktığınızda bir bardak ılık su içmenizi, mümkünse taze sıkılmış limon suyuyla karıştırarak içmenizi öneririz. Sular kullanılırken klordan arındırılmış olması gerekir. Klor serbest radikalleri arttırabileceği gibi klorlu suyla yıkanmak ve ardından güneşlenmek ultraviole ışınlar sebebiyle ciltte tahrişlere sebep olabilir. Halk dilinde alalık denilen Vitiligo’ya sebep olabilir.
• Gün boyunca yemeklerden bir müddet önce ve bir saat sonra en az birer bardak su içmenizi, yatmadan önce bir bardak ılık suya 1 çorba kaşığı tabii elma sirkesi karıştırarak içmek metabolizmanızın yenilenmesi ve tanzimlenmesinde büyük rol oynayacaktır.
• Kozmik Bilim bugünün üretim şekil ve şartlarını da göz önüne alarak sütün sadece hayvan ve insanların yavruları için tabii olmak şatıyla tüketilebileceğini önermekte, geni bozulmamış hayvanlardan sağılmış sütlerin ise ancak yağ, yoğurt, peynir, kefir ve diğer süt ürünlerinde kullanılmasını önermektedir. Bugün üretilen tabii süt miktarıyla tüketilen süt ürünleri miktarı arasında çok büyük farklar olduğundan, dolayısıyla sütten yapılmış mamüllerin süt mü süte eşdeğer bir madde mi veya süt tozu, vs mi olduğu araştırılarak tüketilmelidir.
• KOBİK bütün bu şartları göz önüne alarak yaptığımız araştırmaların çarpıcı sonuçları karşısında sizlere bu konuda sadece doğal yolla yetiştirilmiş inek manda, koyun ve keçiden sağılan ve kaynatılarak yapılmış peynir yoğurt ve yağları, doğal yolla yetiştirilmiş keçi sütünden yapılmış peynir, kefiri ve dondurmaları önermektedir.
• Limon Yaratıcı’nın mucize bir meyvasıdır. Yediğiniz her şeye başta tatlılar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sıkarak onların olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz.
• İçtiğiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sıkabilirsiniz.
• Yukarıda sıraladığımız hükümler yanında mutlaka astrolojik boyutta dünyanın her yerinde uygulanan bedeni temizleme-arınma-detoks programlarını yaparak, metabolizmamızı, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesemizi temizleyerek bitkilerden azami seviyede istifade ederek sağlıklı yaşama geçebiliriz.
• Bütün inanç kitaplarında yer alan bir hükmü hatırlatmak istiyoruz; hastalıklarımızın da sebeplerinde bu hüküme uymamamız görülmekte, her ne kadar konunun uzmanları günde 2-3 öğün değil 7-8 öğün yiyin deseler de, bizler Kozmik Bilinç’te olanlar O’nun yani Yaratıcı’nın ve büyük öğreticilerin sözlerine kulak vererek “Acıkmadan yemeyin, doymadan yemekten el çekin” kuralına uymaya çalışalım. Bunu yaparken de yukarıda sıraladığımız kaide ve metotlara uyalım.