şifalı bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şifalı bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2009 Çarşamba

Böğürtlen ve Böğürtlenin Faydaları

. 11 Şubat 2009 Çarşamba
0 yorum

Böğürtlenin meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, meyve şekeri, organik asitler, sitrik asit, C vitamini, pektin ve demir; yapraklarında tanen ve organik asitler bulunur.

Özellikleri : Gülgiller familyasındandır. Orman eteklerinde, yol kenarlarında, bahçe çitlerinde kendiliğinden yetişir. Dikenli gövdeleri, kışın dökülmeyen yaprakları olan bitkinin, yaz aylarında tek tek ya da salkım halinde açan pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Yaz sonu yada sonbahar başında bu çiçekler kırmızı siyahımsı kaaduta benzeyen meyvelere dönüşür.

Önerilen Hastalıklar : Mide, burun, hemoroid kanamalarında, hazımsızlıkta, kansızlıkta, romatizmada faydalıdır. Böğürtlen kökü, ayrık otu köküyle beraber kaynatılıp, içilmeye devam edilirse böbrek kumlarını döker.

Klik disini untuk melanjutkan »»

28 Ocak 2009 Çarşamba

PROF.DR.AHMET MARANKİ'DEN ALA HASTALIĞI KÜRÜ

. 28 Ocak 2009 Çarşamba
0 yorum

Halk arasında "Ala" hastalığı da olarak bilinen bu hastalığın sebebi deriye rengini veren hücrelerin görevini yapamamasıdır. Sinirsel ve genetik etkilerin payının büyük olduğu düşünülürse.genelde hassas yapılı insanlarda sıkıntı ve üzüntülü dönemin ardından ortaya çıktığı görülmektedir. Dr.Ahmet Maranki'nin de ala hastalığına karşı bitkisel kürü bulunmakta. Bunu hem dıştan hemde içten destaklayerek en aza indirmek mümkün.
İçten destek için bitkisel kür malzemeleri
*Kırmızı pancar
*Beyaz lahana
*Elma, havuç
*Mevsimine göre ıspanak,kereviz,maydanoz
*1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı:Tüm malzemelerin suyu sıkılarak,sabah aç karnına 21 gün boyunca günde 2 bardak içilecek.1 hafta ara verildikten sonra aynı kür tekrarlanacak.1 hafta sonrasında metebolizma normale dönmeye başlıyacak ve karaciğeriniz temizleneceği için alalarınız yavaş yavaş azalmaya başlayacaktır.
Dıştan destek için bitkisel kür malzemeleri
Hibrit tohumu olmayan yani genetiği ile oynanmamış mısırı haşlayarak yemelisiniz.Haşlanan mısırın suyunu için.Mısırın koçanını atmayın çünkü kurutup öğüttüğünüz mısır koçanının tozunu yemeklerinize serperek yiyiniz.
Mısır Lapası Kürü
Mısırı lapa şeklinde pişirdikten sonra ala olan bölgelerinize hem lapasını hem de suyunu sürün.
Korunmak için ise;
*Güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde güneşe çıkmayın.Dışarı çıkarken korumalı güneş kremleri kullanın.
*Vitiligo hastalığı olanlar bol bol soğuk su ile duş almalılar.
*Havuzdan çıktıktan sonra vücudunuzu klorlu sudan arındırmak için derhal duş almalılar.

Klik disini untuk melanjutkan »»

AHMET MARANKİ'DEN KISIRLIĞA BİTKİSEL ÇÖZÜMLER

.
0 yorum

Çocuk istemelerine ve bir yıllık düzenli cinsel yaşama rağmen gebe kalamama durumuna infertilite (kısırlık ) denir.
Önce doktor fakat bunun yanında alternatif tıptan da faydalanmakta yarar var.
Kısırlık tedavisinde önerilen şifalı bitkiler nelerdir ?
Zencefil: Erkekteki sperm sayısını ve hareketliliğini önemli derecede arttırdığı ispatlanmıştır.
Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler:Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.
Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, su teresi,susam, soya fasulyesi, çemen, badem,hardal,bakla ve mercimektir.
Ahududu: Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir.
Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkeklerin üretkenliğini etkileyen çinko eksikliği aynı zamanda sperm kalitesini de düşürmektedir. Çinko’nun bol bulunduğu sebzeler arasında en başta ıspanak geliyor.Sonra sırasıyla maydonoz,salatalık,bürüksellahanası, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik geliyor.
Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler:Kısırlık için genellikle karnabahar önerilmektedir. B6 vitamini en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.

Klik disini untuk melanjutkan »»

NAR ÇİÇEĞİ TABLET ÇAYI - BAMYA ÇİÇEĞİ

.
0 yorum

* Kış günlerinde çocuklarınızın ve sizin C vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı
* Kan ve plazma temizlemesine yardımcı
* Toksin giderilmesine yardımcı
* Gribal enfeksiyonlardan korunmanızı sağlayan lezzetli kozmik içeceğiniz hizmetinize sunulmuştur.
* 80 fincan çay içebilirsiniz.
* Detoks - Arınma - Beden temizliğinde destekçiniz.
Kullanımı :
1 fincan sıcak suya 2 tablet atılarak içilir.
Kaynak:Maranki.com

Klik disini untuk melanjutkan »»

REFLÜYE DOĞAL TEDAVİ

.
0 yorum

Hatalı beslenme, kötü alışkanlıklar ve çevresel etkenler nedeniyle oluşan mide sorunlarından şikayet etmeyen yoktur herhalde..
Ayaküstü beslenme alışkanlığı, gelişigüzel alınan ilaçlar, aşırı tüketilen sigara ve alkol ve stres… Gündelik yaşam alışkanlıklarımız gittikçe olumsuz yönde değişiyor. Bu karamsar tablodan en fazla payını alanlardan biri midemiz. Ağrılar, ekşime, şişkinlik ve kramplarla aslında bize tepkisini anlatmaya çalışıyor! Ülser, gastrit ve reflü…
Prof.Dr.Ahmet Maranki katıldığı Esra Ceyhan'ın programında reflü konusunda kısa bilgiler verdi
Ne yapmalı:Çiğ patates ve beyaz lahananın suyu sıkılarak içilmelidir.Her sabah bir bardakla başlanmalı ve daha sonra 1,5-2 bardağa kadar çıkartılabilir.Bu kür 20 günlüktür.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Bin Derde Deva Bitki; Mantar

.
0 yorum

İçeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantar bitkisi,bir çok hastalığa deva niteliğinde...

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer, mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin 'Sarcoma-180' adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.

Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, "Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye edilebilir. 100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir. Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken, 100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir" şeklinde konuştu.

PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, "Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı tüketmelerinde yarar var" dedi.

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları, mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye'de de yenilebilir ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye'deki mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi.

Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100'den fazla mantar çeşidine rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar ve Uşak'ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti. Türkiye'de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti.

Merkezin halen devam etmekte olan 2'si TÜBİTAK, 2'si üretime yönelik sanayi projesi, 2'si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek, mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:

''Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır. Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar alınmamalıdır. Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır. Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.''

Klik disini untuk melanjutkan »»

21 Ocak 2009 Çarşamba

AHMET MARANKİ'DEN KISIRLIĞA BİTKİSEL ÇÖZÜMLER

. 21 Ocak 2009 Çarşamba
0 yorum

Çocuk istemelerine ve bir yıllık düzenli cinsel yaşama rağmen gebe kalamama durumuna infertilite (kısırlık ) denir.
Önce doktor fakat bunun yanında alternatif tıptan da faydalanmakta yarar var.
Kısırlık tedavisinde önerilen şifalı bitkiler nelerdir ?
Zencefil: Erkekteki sperm sayısını ve hareketliliğini önemli derecede arttırdığı ispatlanmıştır.
Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler:Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.
Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, su teresi,susam, soya fasulyesi, çemen, badem,hardal,bakla ve mercimektir.
Ahududu: Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir.
Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkeklerin üretkenliğini etkileyen çinko eksikliği aynı zamanda sperm kalitesini de düşürmektedir. Çinko’nun bol bulunduğu sebzeler arasında en başta ıspanak geliyor.Sonra sırasıyla maydonoz,salatalık,bürüksellahanası, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik geliyor.
Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler:Kısırlık için genellikle karnabahar önerilmektedir. B6 vitamini en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Eklem Ağrıları

.
0 yorum

Prof.Dr. Ahmet Maranki ;Eklem yerleriniz ağrıyorsa,boynunuz, beliniz ağrıyorsa kesinlikle aşağıdaki yağ karışımını kullanın göreceksinizki ağrılarınız zamanla geçecektir.

malzemeler :
-Hardal yağı
-Ceviz yağı
-Biberiye yağı
-Kekik yağı
-Zeytin yağı

Hazırlanışı:bütün yağlardan eşit miktarda bir kaba koyun ve ağrıyan yerinize akşam yatmadan önce masaj yaparak sürün üzerini strecfilmle sarıç yatın sabah kalktığınızda ağrılarınızdan kurtulacaksınız.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet maranki Unutkanlık için doğal destek

.
0 yorum

Unutkanlığı önlemek için her sabah

5 adet badem

5 adet fındık

5 adet ceviz

gün kurusu kayısı (gölgede kurutulmuş)

1 avuç Kuru üzüm (çekirdekleri ile) yiyin
zaman: 02:12 0 yorum

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Karaciğer için Şifalı Bitkiler

.
0 yorum

Karaciğer, vücudumuzun aynasıdır. Karaciğerde olan herhangi bir değişiklik, ya cildimizde ya da herhangi bir organımızda sağlık açısından sorun yaratabiliyor. Bu durumu önlemek için, yıl içinde karaciğer ve kan temizleme kürlerini uygulamak gerekir. Dr Ahmet Marankiden, karaciğer için şifalı bitkiler ve Karaciğer temizliği için Maydonoz kürünü okumanızı tavsiye ederim.

* Enginar : Karaciğer temizleyen nadir bitkilerden bir tanesidir.
* Kereviz : Kerevizde tıpkı enginar gbi karaciğer ve kanı temzileyen bir sebze.
* Kırmızı pancar : Kırmızı pancarın suyunun sıkılıp içilmesi çok faydalıdır. Kırmızı pancarla birlikte lahana, havuç, ıspanak, tere, maydonoz gibi sebzelerinde suyunu sıkıp karıştırısanız ve bu kürü sabah akşam 1 er bardak olmak üzere 21 gün uygularsanız, vücudunuz tertemiz olacaktır. Vücut organlarınız 10 yaş gençleşecektir.

KARACİĞER İÇİN MAYDONOZ KÜRÜ : 1/2 Lt suyun içine 1 avuç maydonozu atıp 3 taşım kaynatın. İçine 1 adet limon ve bir tatlı kaşığı bal karıştırıp sabah akşam 1 er bardak için. Bu formül hem karaciğer temizler, hem böbrekleri temizler.
* Bu formülü içine bal ve limon koymadan uygularsanız Hepatit B ve Hepatit C hastalarına çok şifalıdır. 21 Günlük bir jkür halinde uygulayacağınız kür bitince 7 gün araverin yeniden kürü uygulayın.
zaman: 02:14 4 yorum

Klik disini untuk melanjutkan »»

Bitkilerle ilgili özel bilgiler

.
0 yorum

- Son zamanlarda çok duyulan Aloe Vera yani sarısabır bitkisi mutlaka endüstriyel seviyede araştırmalar yapılmalıdır.

- Uzak doğunun Ginsenginin hafıza temizlemede ve unutkanlıkların ilacı olabileceği araştırılmalıdır.

- Papatyagillerin baş hastalıkları ve çözülemeyen yarım baş ve migren gibi hastalıklara şifa olabileceği hakikatı ortaya çıkarılmalıdır.

- Günümüzde en çok konuşulan kilo problemleri, kan yağları ve bilhassa kolesterol rahatsızlıklarının, turunçgiller ve bilhassa Greyfurtla tedavisi incelenmelidir.

- Zencefilin mucizevi tedavisi bulantı, kendinden geçme ve pek çok rahatsızlıklara şifa olduğu belirtilmelidir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ginseng

.
0 yorum

Amerikan ginsengi için Panax quinquefolius ve Kore ginsengi içinse Panax ginseng'dir. Ginseng'in botanik ismi olan "Panax", Yunanca "tam iyileşme" anlamına gelen "panacea" kelimesinden türetilmiştir.

Büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. 6-8 yaşındaki bitkilerin köklerinin çapı 10 santimetreyi bulmakta olup, beyaz veya kırmızı renklidir. Bitkinin yaşlı etli ve çatallı kökleri, ilaç olarak kullanıldığından, Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü (yetiştirilmesi) de yapılmaktadır.

Piyasa şartlarında Sibirya ginsengi olarak adlandırılan Eleuterococcus senticocus, botanik bilimi açısından ginseng cinsi içinde sayılmaz.

Kullanıldığı yerler

Bitki ginsenosit adı verilen triterpenik saponositler, panaxosidesitler, panaxatnol, D grubu vitaminler taşımaktadır. Ginseng, Çin tıbbının çok meşhur bir bitkisidir. Bitkinin kan basıncını düzenleyici, kalp kuvvetlendirici, kolestrol seviyesini düşürücü, merkezi sinir sistemini uyarıcı ve özellikle yorgunluğu giderici özelliği vardır. Ayrıca iştah açıcı ve cinsel gücü kuvvetlendirici etkisi bulunmaktadır.

Ginseng'in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür.

Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel) dayanıklılığı artırır.

Ginseng'in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de düşünülmektedir.

Ginseng'in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir.

M.S 1. yüzyıla ait bir Çin metnine göre; Ginseng, zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve düzenli kullanımının yaşam süresini artıracağı belirtilmektedir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Adamotu

.
0 yorum

Özellikleri: Ginsengin Türkiye versiyonudur. Köklerden adını alan bir bitkidir. Kökünün insan heykeline benzetilmesi nedeniyle bitkiye bu isim verilmiştir. Sonbaharda topraktan çıkarılan kökler, güneşte kurutulur. Daha sonra kuruyan kök, toz haline getirilir. Morumsu çiçekleri olan adamotu, bazen 1 bazen 3 parçalı köklere sahip, koyu yeşil yapraklı ve küçük kırmızı bir elma meyveleri olan bir bitkidir. Kaya dipleri, boş sahalar ve ekilmemiş tarlalarda daha çok yetişir.yurdumuzda da Ege ve Güney Anadolu'da daha çok bulunur.

Önerilen Hastalılar: İmmüm sistemi güçlendirir. Cinsel isteği arttırıcı, bitkinliği yok edici, etkisi olan ve spazm çözücü bir ottur.Uyuşturucu etkiside vardır. Ayrıca kuvvetli bir kusturucu Ve ishal yapcıdır.

Kullanım Şekli Ve Dozu: Taza yapraklarından elde edilen öz veya kuru yapraklarının tozu balmumu ile karıştırılarak bir merhem elde edilir. Bu karışım egzamalarda kullanılır. Bu otun soyunda buruna çekilir veya koklanırsa insanı uyutur. Tohumlarından yutulursa rahim hastalıklarına şifa olur. Mafsal ağrılarında, tohumlarında lapa yapınıp konursa şifa verir.Bu otun suyu gargara yapılırsa diş ağrılarını keser.

Yan Etkileri: Uyuşturucu etkisi olduğu için doktor kontrolünde kullanılması gerekir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Bulgurun faydaları

.
0 yorum

Bulgurun yararları saymakla bitmiyor.

Bulgur, Türk mutfağında Anadolu'da önemli yeri olan besin öğelerinden biridir. Bulgur B grubu vitaminler, potasyum, demir ve fosfor bakımından zengindir. Kuru baklagillerle birlikte pişirildiği zaman besin kalitesi daha çok artmaktadır. Bu da bizim için vazgeçilmez olmasını sağlamaktadır.

Hamileler için folik asit


Bulgur lif içeriği yüksek olan bir besindir. Kan şekeri düzeyinde çok fazla dalgalanmalara neden olmaz, bağırsak ve kalp-damar sağlığını koruyucu etkisi vardır.


Bulgurun içeriğindeki potasyum oranı yüksek olduğundan böbrek hastalarının kanında potasyum değerleri yükseldiği zaman tüketilmemesi gerekmektedir. Yapısında folik asit de bulunduğu için hamile kadınların tüketmesi önemlidir. Folik asit, anneler için önemli olduğu kadar bebeklerin gelişimi için de önemlidir.


Bulgur sarı veya biraz daha esmer bir tonda renklere sahip olabilir, rengi açıldıkça daha çok soyma işlemi geçirdiğinden besin değeri düşmektedir. "Besin kalitesi kuru baklagiller ile birlikte kullanıldığı zaman daha çok artar" .


Örnek vermek gerekirse; mercimek köftesi, ezogelin çorba ve müceddere akla ilk gelen yemeklerdir. Çok da lezzetli olur..

Bulgurdan Faydalanın


Bunların dışında bulgurdan pirincin kullanıldığı bir çok yemekte yararlanılabilir. Maydanoz çorbasına bulgur çok yakışır. Ispanağı bazen pirinç yerine bulgur koyarak pişirebilirsiniz. Kısır, yine çocukların da severek tükettiği bir besindir.


Besin kalitesini düşündüğümüz zaman bulgur, yemek kültürümüzdeki yerini unutmadan tüketmesi gereken önemli bir besindir. Sağlıklı nesillerin yetişmesi için elimizde olan değerleri değerlendirmeliyiz.


0 yorum

Klik disini untuk melanjutkan »»

17 Ocak 2009 Cumartesi

Ahmet Maranki Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için

. 17 Ocak 2009 Cumartesi
0 yorum


Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için günlük hayat içinde neler yapılabilir?



Stresten uzak ve berrak bir şekilde düşünebilmek için, sabah kalkıldığında bir duş alınmalıdır. Sıcaktan soğuğa giden bir duşla bedenin bütün noktaları uyandırılmalıdır.


Soğuk, biliyorsunuz bedendeki izafi olan 12 kanal üzerindeki igleroterapi noktalarını uyarır ve sizi canlı tutar.


Duştan sonra meyve suları içmek gelir. Havuç suyu veya elma suyunun içine bir kaşık bal atılarak içilmeli. Bunu içerken, 5 tane ceviz ve bir avuç üzüm yenilmeli.


Mümkünse birde yumurta yerseniz bu konsantrasyonunuzu daha da yükseltir ve beyniniz hızlı çalışır.


Meyve suyu, ceviz, üzüm ve yumurta yenir yenmez, daha bağırsaklara inmeden beden bunları çekiyor, alıyor, hücrelere yolluyor ve beyniniz çalışmaya başlıyor. Posa yok, hiç bir şey yok.


Bir de, kesinlikle beyaz ekmek, tuz ve şeker kullanılmamalıdır. Bunlar bağımlılık yapan esrar gibidir.


Yapılan hatalardan biri de, hep eğilerek çalışmaktır. Türk halkı hep eğilerek çalışır. Oysa eğildiğinizde ne olur? İçinize kapanırsınız, nefes alamazsınız, ciğerlerinize baskı yapmış olursunuz. Oysa dik durulmalı ve burundan nefes alınmalıdır.


Stres veya bunalma anlarında, burundan derin nefes alınıp tutularak vücudun en ücra noktalarına kadar oksijenin gitmesi sağlanmalıdır. Sonra da, tutulan nefes verilmelidir. Böylece bu oksijen alımı bütün organların çalışmasını sağlayacaktır. Bu yapıldığında, beyin enerjisi açılır ve zihin berraklaşır.


İki elin birbiriyle ovuşturulması ve sonra yüze sürülmesi de negatif enerjinin boşalmasını sağlar.



Kozmik Bilim Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki depresyon için sarı kantaron çayı

.
0 yorum


Ciddi depresyonu mutlaka bir psikiyatristin tedavi etmesi gerekir.Hafif depresyonda doğal ve bitkisel maddeler tedaviye yardımcı olabilir.

Hafif depresyon yaşam tarzımızı dengelemek ve pozitif enerji veren teknikleri uygulamakla kontrol altına alınabilir.

Sarı Kantaron: İçeriğindeki aktif bileşiklerden biri olan hipersinin anskiyetenin, depresyon ve değersizlik hissi gibi durumların tedavisinde çok önemli ilerlemeler sağlamaktadır.

Ciddi derecedeki depresyon hastalarının en büyük sıkıntısı olan uyku düzensizliklerini tedavi eden özellikleri vardır.

Kullanımı:1 bardak kaynar suya 1-2 çay kaşığı kurutulmuş sarı kantaron koyup 10 dakika demlenmesini bekleyin ve sonra için. 4 ile 6 hafta boyunca günde 1 veya 2 bardak bu çaydan içilirse son derece etkili olur.

Not:Eğer hamile iseniz sarı kantaron kullanmayın ve kullanırken şiddetli güneş ışınına maruz kalmayın. çünkü bu bitki cildi güneşe karşı hassaslaştırmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet maranki kısırlık tedavisi için şifalı bitkiler

.
0 yorum


İnfertilite (kısırlık) korunmaksızın düzenli ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik oluşmaması olarak tanımlanmaktadır.Kısırlık en büyük üzüntü kaynağıdır ve tedavisi için ileri teknoloji gerektiren yöntemler kullanmayı gerektirir.



Teknolojiye başvurmadan önce gebelik şansının yaşam tarzınızdaki ya da diğer değişikliklerle artırılıp artırılmayacağını anlamak için buna neden olan herşeyi ortadan kaldırmak isteyebilirsiniz. Bu süre zarfında da doğal alternatifleri değerlendirmekte fayda var.

Kısırlık tedavisi için önerilen şifalı bitkiler:

Ahududu (Rubus idaeus) : Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir. Hayvan yetiştiricileri ahududu yapraklarını,üretkenliklerini arttırmak için erkek hayvanların yemlerine karıştırırlar.

Herbalist Kathi Keville kısır erkeklerin ahududu yapraklarından yapacakları çayı demleyip içmelerini öneriyor.

Zencefil (Zingiber officinale) : Yapılan bir araştırma zencefilin sperm sayısını ve hareketliliğini büyük ölçüde artırdığını göstermiştir.

Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler: Mikro gıda takviyelerini savunanlar,kısırlık için genellikle karnabahar önermektedirler. Bu vitamin en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.

Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler : Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.

Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, susam, soya fasulyesi, su teresi, çemen, hardal, badem, bakla ve mercimektir.

Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Bazı araştırma sonuçları, çinko eksikliğinin erkeklerde üretkenliği ve sperm kalitesini düşürebileceğini göstermiştir.

Çinko bakımından zengin kaynaklar arasında ıspanak, maydanoz, bürüksel lahanası, salatalık, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik, ve kuşkonmazı sayabiliriz.

Bu bitkilerden bulabildiklerinizi büyük bir tencerede kaynatırsanız çinko bakımından zengin bir çorba elde edebilirsiniz.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Klik disini untuk melanjutkan »»

15 Ocak 2009 Perşembe

Lida

. 15 Ocak 2009 Perşembe
0 yorum


Kozmik Bilim Ekibi olarak 20 yıldır türkiye ve dünyadaki binlerce bitkiyi inceledik.Bu konudaki engin tecrübelerimize dayanarak söylüyoruz ki;”ZEHİRLİ OLDUĞU KANITLANMAMIŞ HİÇ BİR BİTKİ İNSANA ZARAR VERMEZ”. Ve vermemiştir…
16/12/2008 - 23:43
Kozmik Bilim Ekibi olarak 20 yıldır türkiye ve dünyadaki binlerce bitkiyi inceledik.Bu konudaki engin tecrübelerimize dayanarak söylüyoruz ki;”ZEHİRLİ OLDUĞU KANITLANMAMIŞ HİÇ BİR BİTKİ İNSANA ZARAR VERMEZ”. Ve vermemiştir…
Mıllet olarak bazı zaaflar içerisindeyiz.Bunlar;
1)Okumuyoruz,Araştırmıyoruz.
2)Televizyonda her uzmanın söylediğine neden böyle konuşuyor diye düşünmeden inanıyoruz,
3)Diplomalılara ve yayınlara çok çabuk inanıyoruz…kim neden neye hanği amaçla yazıp söylüyor ve kimin savunucusu….arkasında hanği kartel…..var..bir bilene soruyormusunuz…
4)Kendi özkültürümüzden.İnançlarımızdan uzaklaşıp farklı kültürlern esiri olmuşuz,
5)kısacası aklımız gözümüze inmiş,beyin kontrolundamıyız acaba.
Bu teslimiyet niye…
Kamuoyunda “LİDA YOSUN KAPSÜLÜ”yada “LİDA ZAYIFLAMA HAPI”adı ile bilinen ürün hakkında daha önce de sizlerin dikkatini bu noktaya çekmiştik.Bitkisellikle uzaktan yakından alakası olmayan,ülkemize kaçak yollarla sokulan,içeriğinde subitramin adlı etken madde bulunan bu ürün,kamuoyunda infiale yol açmış ve insanları tedirgin etmiş,insanları “BİTKİ”ye karşı şüpheci olmaya itmiştir.
Saygıdeğer Vatandaşlarımız,
Lütfen Bitkisel ürün adı altında ülkemize dışardan giren ürünlere karşı duyarlı olunuz..
Bir ürünün yurt dışından geliyor olması ,televizyonlardan tanıdığınız,popüler simaların öneriyor olması bu ürünlerin güvenilir yada tamamiyle güvenilemez olduğu anlamına gelmez.
Lütfen Bitkisel Ürün alırken yerli üretim olmasına dikkat ediniz.Yerli ürünlerde elde edeceğiniz avantajları ithal ürünlerde herzaman elde edemezsiniz.Bunlardan bazıları;
1)İthal ürünlere verilen paralar ülke ekonomisine ve istihdama çok ciddi darbeler vurur.
2)Bitkisel Ürünlerde Denetçi Makam olan,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,yerli üretim tesislerini çok ciddi anlamda denetleme yetisine sahip iken yurtdışından gelen ürünlerin,üretildikleri yeri görme imkanına sahip değillerdir.
3)İthal ürünlerde yaşayacağınız herhangi bir sorunda karşınızda muhatap bulamazsınız.
Unutmayalımki ülkemizdeki aromatik bitkiler dünyanın hiçbir yerinde yok.Hemde genleri bozulmamıştır.
Sizler herşeyin en kalitelisine layıksınız.Kozmik Bilinç Ekibi olarak bunun bilinci içerisindeyiz.Sizler de,katılımda bulunduğunuz konferanslarımızda hiçbir beklenti içinde olmayan bizlerin çabasının,sadece Allah(C.C)’nin rızasını kazanmaktan öte olmadığına şahit oldunuz.Bu minvalde sizlerin güvenini kazanmış olduğumuzu düşünüyor ve sizleri yukarıda bahsettiğimiz konular hakkında daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.
Hele ne olduğunu bilmediği ve güvenirliliği şüpheli bugibi ürünleri birde inançlı insanların net=wörk adı altında pazarlamaları allahC.C: katında mesuliyet kesbetmektedir…..
Hepimiz ;ne ekerseniz onu biçersiniz; sözünü asla unutmayalım..
Bize her konuda görüş,soru ve önerileriniz için yazabilirsiniz.

Lida yosun kapsülü yasaklandı;
Lida yosun kapsülümü?
Kamuoyunda "LİDA YOSUN KAPSÜLÜ" adı ile bilinen ürün hakkında aşağıda bazı açıklamalar yapılmıştır.Lütfen dikkatle inceleyiniz.
1)Bu ürünün adı "LİDA YOSUN KAPSÜLÜ" değildir.Orjinal adı "Lida Dai Dai Hua Slimming Capsule" dür.Çin Menşeilidir ve Ülkemize gayri resmi yollarla sokulmaktamıdır…?
2)Bu ürünün ithalat iznini aldığını iddia eden kurum veya kuruluşlar halkın,eczacıların,aktarların bu konuda bilgisiz ve mevzuattan habersiz olmasından istifade ederek birtakım metodlarara başvurarak kamuoyuna sunulmuşmudur yoksa…?…
3)Kunming Dali Industry Co.Ltd. adlı üretici firmanın spesifikasyon belgelerinde ürünün içinde olduğunu iddia ettiği sözde(!) bitkiler;"porio cocos","dai dai hua plant extract",cumquat" ve "medical amylium" dur.Bu ürünler "Bakanlığın Pozitif Bitki Listesinde" bulunmadığı için bu ürünü ithal etmek isteyenler,adı GEçen maddeleri "Bitki Pozitif Listesine" dahil ettirerek(!!!!!!) bu ürünün ithalatını gerçekleştirmişlermidir…..?
4)Zayıflama maksadıyla kullanılan bu ürün 350 mg lık dozajlarda sabahları aç karna ılık suyla tüketilmektedir.Anormalliğin ve herkesin gözünden kaçan can alıcı nokta DA buradadır.Günde 350 mg kullanılan hiçbir bitkisel meteryal ayda 4-6 kilo verdiremez.O halde bu bir kimyasal ilaçtır.İçerisinde obezite tedavisinde ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gereken SİBUTRAMİN" adlı etken madde bulunmaktadırmı yoksa?.(Milliyet Gazetesi,12 Nisan 2007 Perşembe)

ÖZETLE;
"lida" adlı ürünün içeriğinde yosun bulunmamaktadır.Kamuoyunun "Yosun" olarak bildiği alkali ortamlarda yetişen bir alg türü olan SPİRULUNA'nın zararlı etkilerinin olması,yasaklanması söz konus değildir.Yasaklanan ürün,sahte ve illegaldir ve adı geçem üründe yosunla ilgili bir etken madde yoktur.

Eğer Spirulina zararlı bir madde olsaydı ülkemizin en gözde üniversitelerinden biri olan "Ege Üniversitesi"bunun üretimini yapıp pazara sunmazdı.

Lütfen zayıflamak uğruna sağlıksız,illegal ve nereden geldiğini bilmediğiniz ürünleri kullanmayınız.Bu ürünler hem sizin sağlığınızı bozacak hem de kalpazanların ekmeğine bal çalacaksınız.

İLkeniz ve sağlığınız için kullandığınız bitkisel ürünlerin yerli üretim olmasına özen gösteriniz.

Ürünlerimiz Türk Gıda Kodeksine uygun olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın izni ile üretilmiştir.MÜSADESİNİ ARAYINIZ:

Saygılarımızla....
KOBİK

Klik disini untuk melanjutkan »»

Bitkiler ekonomik krizi nasıl aşıyor?

.
0 yorum


Ekonomik krize girdiğimiz bugünlerde benzer krize giren bitkilerin ehvenüşşer kaidesince aldığı acil önlemler paketi büyük ders verir türden
10/01/2009 - 18:20

Yakın zamanda ABD'de patlak veren ekonomik kriz küresel bir hal alarak bütün dünya ülkelerini etkiledi. Az çok her ülke krizden nasibini aldı. Bankalar battı. Şirketler iflas etti. Dolar tavan yaptı. Borsalar çöktü. Bu haberleri günlerdir basından takip ediyoruz. Kriz kamuoyunun gündemini devamlı meşgul ediyor ve uzunca bir süre daha meşgul edeceğe benziyor. Uzmanlar krize çözüm önerilerinde bulunuyorlar. Hükümetler kendilerine göre gerekli tedbirleri almaya çalışıyorlar. Dünyada ekonomik krizler zaman zaman yaşanıyor.

Bitkiler de insanlar gibi canlılar aleminin bir üyesidir ve yeryüzünde topluluklar halinde yaşıyorlar. Bitkilerin de bazen strese ve krize girdiklerini bildiğim için acaba bu durumda bitkiler nasıl davranıyorlar? Ne gibi tedbirlere başvuruyorlar? Bu hususta bitkilerden hangi mesajları alabiliriz gibi soruların cevaplarını araştırdım.

Bitkiler açısından tabiatta hayat şartları sabit olmayıp değişkendir. Normal hayat sürerken bazı zamanlarda anormal şartlar hükmeder bitkiler üzerinde. Bu durumlarda bitkiler strese girerler. Son yıllarda çevre kirliliğinin artması ve küresel ısınma gibi sebeplerden ötürü kuraklık stresi etkisini daha çok göstermektedir. Bundan başka tabiatta bitkilerin karşılaştıkları soğuk, sıcak, tuzluluk, fırtınalar, elektromanyetik alanlar, zirai ilaçlamalar gibi birçok stres kaynağı mevcuttur. Ancak kuraklık stresi diğerlerine göre daha yaygın ve etkilidir. Kuraklık stresi şiddetlendiğinde bitkide susuzluk krizi baş gösterir. Anormal çevre şartlarına maruz kalan diğer canlılar göç ederek kurtulabilirler. Bitkiler ise kökleriyle toprağa bağlı olduklarından böyle bir kaçış yolu yoktur. Ancak Yüce Yaratan krize karşı koyabilmek için bitkilere birçok uyum ve direnç mekanizmaları bahşetmiştir. Susuzluk krizine giren bitkide acil önlemler paketi ve uzun vadeli önlemler paketi olmak üzere iki aşamalı mekanizmalar devreye sokulur.

Acil önlemler bitkinin yapraklarında uygulanır. Yaprakların alt yüzeyinde stoma adı verilen gözenekler vardır. Bunlar bitkinin dışa açılan otomatik pencereleridir. Normal şartlarda gündüz açılır gece kapanırlar. Ancak kriz zamanında gündüz de kapatılırlar. Bu gözeneklerden fotosentez ve solunum için gerekli O2 ve CO2 gazlarının alış verişi yapıldığı gibi topraktan alınan suyun fazlası buhar halinde havaya verilir. Bu sırada yaprak yüzeyinde bir serinleme olur ki bu güneşin yakıcı etkisini gideren bir vantilatör görevi yapar. Ancak susuzluk krizi baş gösterdiğinde gözenekler küçülür ve gerektiğinde tamamen kapatılır. Çünkü kuraklık durumunda toprakta yeterli su bulunmadığından kökler suyu emmede sıkıntıya girer ve kök hücrelerinden yapraklara kimyevi bir mesaj iletilerek “su alamıyorum pencereleri kapat” denir. Mesajı alan gözenekler tedricen kapanmaya başlar. Bu şekilde bitkide su kaybı önlenmiş olur.

Gözeneklerin kapalı olması halinde gaz girişi olmadığından bitkide fotosentez azalır. Buna bağlı olarak bitkide büyüme de azalır. Fakat bir ehvenüşşer kaidesi olarak bu tercih yapılmak zorundadır. Bitkideki bu davranıştan ilham almak gerekirse günümüz ekonomik krizine karşı ilk yapılacak iş lüks tüketimi azaltıp israfı önlemektir. Vatandaşlar iktisatlı yaşamalı. Resmi ve sivil kurumlar da yetki alanlarında israfı önleyici tedbirleri almalı ve çeşitli kanallarla halkı bu hususta bilgilendirmelidir.

Susuzluk krizine giren bitkide gözeneklerin kapatılması yanında yaprakta bulunan epiderma hücreleri de aynı mesajı aldıklarından bu hücrelerde mum sentezi başlar ve üretilen mum yaprak yüzeyine salgılanarak burada bir mum tabakasının oluşumu sağlanır. Bazı bitkilerde ise mum tabakası yerine yaprak yüzeyinde tüy sayısında artış olur. Tahıl bitkileri gibi şerit yapraklı bitkilerde ise yapraklar rulo şeklinde kıvrılarak yüzey küçültmesi yapılır. Bütün bu mekanizmaların amacı yaprağı güneşin yakıcı etkisinden korumak ve su kaybını önlemektir. Çünkü gözenekler kapalı olduğundan suyun buharlaşarak serinleme yapma imkanı kalmamıştır. Bu durumda güneşin yakıcı tesirine karşı mum tabakası bir yalıtım malzemesi gibi mantolama görevi yapar.

Yaprak tüyleri ise güneş ışınlarını kıran bir kalkan görevi yapar. Böylece gözeneklerin kapanmasından doğacak mahzurlar en aza indirilmiş olur. Bu durumdan alacağımız mesaja göre ekonomik krize karşı hükümet yetkililerinin ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek ekonominin zarar görmesini önleyecek acil önlem paketi hazırlayıp kamuoyunu bilgilendirerek rahatlatmaları ve her türlü spekülatif söz ve faaliyete karşı ekonomiyi koruyucu tedbirleri almaları gerekir.

Yapraklarda bu tedbirler alınırken toprak altında da boş durulmaz uzun vadeli önlemler paketi uygulamaya konulur. Kuraklıktan dolayı toprak gözeneklerinde su yok denecek kadar azalmış olduğundan az miktardaki bu sudan istifade için köklerde emici tüy sayısı artırılır. Böylece toprağın en ücra gözeneklerindeki suyun emilme imkanı doğar. Bu da çare olmazsa kök parankim hücrelerinde önceden depolanmış olan nişasta taneleri enzimler tarafından parçalanarak enerji elde edilir. Bu enerji kullanılarak kök hücre zarlarında bulanan taşıyıcı enzimler vasıtasıyla toprak gözeneklerine bağlı olan su molekülleri aktif transport yoluyla alınmaya çalışılır. Diğer taraftan bitkilerin çoğu kazık kök adı verilen bir ana köke sahiptirler. Susuzluk krizinde bu kök daha fazla uzayarak kök seviyesinin çok aşağısındaki derinliklerde bulunan taban suyuna ulaşmaya çalışır.

Mesela deve dikeni denilen bir bozkır bitkisinin toprak üstü kısmı çok kısa olduğu halde kuraklık durumunda kazık kökü 10 metreden fazla derinlere kadar uzayabilmektedir. Kökteki büyüme hemen gerçekleşecek bir şey olmayıp uzun vadeli tedbirlerdendir. Böylece bitkinin kök sistemi daha güçlü hale gelir ve bir daha krizle karşılaştığında bunu kolayca atlatmasını sağlar. Bitkide toprak altında meydana gelen bu tedbirleri dikkate aldığımızda ekonomik krize karşı toplumda atıl durumda olan ve yastık altı tabir edilen rezervlerin kullanımı teşvik edilmeli ve üretimi artırmada kullanılması için çareler aranmalıdır. Bitkiler krizi aşmada kendi iç yapılarındaki mekanizmaları devreye sokuyorlar.

Biz de kriz döneminde kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmeliyiz. Bitkide uzun vadeli çözümler çoğunlukla toprak altında köklerde alındığı gibi biz de köklerimizden alacağımız güçle kolları sıvamalı ve toprak altı zenginliklerimiz olan madenler, doğal gaz ve petrol gibi kaynaklarımıza ulaşmaya ve onları çıkarıp kullanmaya çaba harcamalıyız.

Bitkilerde ilginç olan bir diğer husus da kriz sırasında bitkilerin gövdeleri ve yaprakları büyümediği halde bitkilerde üreme organları gelişir ve bitkiler çiçek açarak tohum verirler.

Tohumlar toprağa düşer ve böylece bitkinin nesli devam eder. Bu, uzun vadeli, geleceğe yönelik bir yatırımdır ve ben ölürsem çocuklarım yaşasın hissiyle yapılan bir davranıştır. Krizin kelime anlamı iki yönlü olup hem tehlike hem de fırsat anlamına gelir. Bu sebeple karşılaştığımız ekonomik krizde ülkemiz için gerekli tedbirleri zamanında alırsak krizi fırsata dönüştürebilir ve krizden güçlenmiş olarak çıkabiliriz.

Bitkiler hal dilleriyle daha nice mesajlar veriyorlar da farkında değilizdir. Bakmayın onların sessiz ve sakin duruşlarına. Onlar hal ve davranışlarıyla konuşarak bize de dikkat edin diyorlar. Değil mi!

Zafer



Bitkilerde ekonomik kriz ve çareleri

Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan

Klik disini untuk melanjutkan »»

Radyo Dalgalarıyla Suikast

.
0 yorum


ABD'nin Türkiye'ye vermediği F-16'ların gizli yazılımları üzerinde çalışan ve peşpeşe intihar eden 3 Türk mühendisin ölümüyle iligili şok bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre, mühendisler beyinlerine gönderilen radyo dalgalarıyla intihara zorlandı
17/12/2008 - 00:52
ABD'nin Türkiye'ye vermediği F-16'ların gizli yazılımları üzerinde çalışan ve peşpeşe intihar eden 3 Türk mühendisin ölümüyle iligili şok bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre, mühendisler beyinlerine gönderilen radyo dalgalarıyla intihara zorlandı

Kaynak: Yeni Şafak
10.11.2007

F 16'ların ABD tarafından Türkiye'ye verilmeyen gizli yazılımları üzerinde çalışan 3 Türk mühendisin intihar etmeyip suikaste kurban gittiği iddiaları güçleniyor. Yeni istihbarat teknolojisi ve kozmik savaş üzerine pek çok askeri ve sivil stratejik kuruluşta brifingler veren kozmik bilim uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, ASELSAN'da çalışan 3 mühendisin peşpeşe kuşkulu bir biçimde intihar etmesiyle ilgili Yeni İafak'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Maranki, ASELSAN'da ABD'nin Türkiye'ye vermek istemediği gizli yazılımlar üzerine çalışan üç mühendisin ölümüyle ilgili, "Bu kişilerin beyinlerine tıpkı biorezinans gibi belirli radyo dalga boyları gönderilerek intihar dürtüsü oluşturulmuş olabilir" dedi.

SİVRİSİNEK ÖRNEİİ

Maranki, evlerde kullanılan elektrikli sivrisinek kovucuların "sineklerin direkt beyinlerinde hasara yol açtığını, anında hiperaktif duruma geçip kaos yaşadıklarını" hatırlatarak, "Şu an tıpta değişik radyo boylarında elektronik dalgalar hastaya uygulanıyor; bu sayede damar açılıyor, beyin tümörü yok ediliyor, düşünce yönlendiriliyor, şuurun açılması ve belirli tepkiler vermesi sağlanıyor vs. O halde bunun tersi neden olmasın?" diye konuştu. Maranki bu dalgaların cep telefonundan, bilgisayardan ve günlük kullanımlı belirli elektronik cihazlardan kişi veya kişilere gönderilebileceğini kaydetti. Maranki, "Belli dalga boyları ihtiva eden frekans içerikli kodlamalarla insanın bedenine ve bilhassa düşüncesine, yani beyine uygulanarak, şuurda bulandırma, kontrol ve yönlendirme yapılmaktadır. Bunun örnekleri dünyada ve Türkiye'de pek çoktur; ama ne yazık ki devletin araştırma, emniyet ve istihbarat birimleri bu bigilerden yoksundur ve gerekli inceleme yapılamamaktadır" dedi.

ABD VE RUSYA'DA VAR

ABD ve Rusya'da 15 yıl görev yaptığını hatırlatan Maranki, Görüp öğrendiklerimizle radyo dalgalarıyla, ses dalgalarıyla, görüntü dalgalarıyla beyin kontrolü ve zihin yönlendirmenin mümkün olduğu görülmüş ve uygulamalarının nasıl yapıldığı tespit edilmiştir. Irak'ta ki 400 bin Saddamın ordusunun ne olduğu bilinmemektedir. Pentagon Bosna ve Bağdat'ta bazı yeni teknolojilerin kullanıldığını açıklamaktan çekinmemiştir" diye konuştu. Beyine verilen belirli radyo dalgaları sayesinde kişinin adım adım intihar dürtüsünün kontrolüne girdiğini öne süren Maranki, Türkiye'de de bu tür müdahalelerin yapıldığını kaydetti. Maranki bunlara örnek olarak halen hapiste bulunan Salih Mirzabeyoğlu ile Mehmet Ali Ağca'yı gösteriyor.

Başbilen'in ailesi intihara inanmadı

İlk "intihar" olayı 7 Ağustos 2006'da gerçekleşmiş, 16 Ocak 2007 ve 26 Ocak 2007'de ise yine ASELSAN'da görevli iki mühendis daha "intihar" etmişti. Üç mühendis de ODTÜ mezunu ve ASELSAN'da ABD'nin Türkiye'ye vermediği ve şifrelerinin de çözülmesini istemediği yazılımlar üzerinde çalışıyorlardı. Başbilen'in ailesi intihara inanmayıp, çocuklarının bir cinayete kurban gittiğini öne sürerek, adli makamlara itirazda bulundu. Giz perdesinde son sözü İstanbul Adli Tıp Kurumu söyleyecek. Başbilen'in bilgisayar kayıtları, telefon kayıtları ve üzerinde çalıştığı konular da rapor kapsamına alınabilecek. Diğer iki mühendis Evrim Yançeken (26) ve Halim Ünsem Ünal'ın (31) da ölüm biçimleri de intihar olarak nitelendirilmişti.

10.11.2007

ALİ EYVAZ / ANKARA

Klik disini untuk melanjutkan »»
 

Zirve100 Site ekle
oyun komedi sohbet siteleri

Ahmet MARANKİ Kimdir?

Ahmet MARANKİ Kimdir?
Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. 1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır. Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir. BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-International Personel Academy'de görev yapan yazar; yaptığı bu ilmî çalışmalar, hazırlanan ders programları ve bunların uygulanması, yayınlanan kitaplar ile ilmi şura kararıyla "Univesity Lecturer" göreviyle "Economy" alanında profesör unvanı alarak ‘Ateste’ edilen tek T.C. vatandaşıdır. Kafkasya ve Azerbaycan’da kaldığı bu sürede yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır. Yazar eserlerinde de görüleceği gibi T.C.’deki devlet görevi sırasında meslekî çalışmaları yanında, 1987'de Ortadoğu'daki İran-Irak Savaşı sırasında Musul-Kerkük bölgesinde Türkmenlerle ve Suudi Arabistan’da İslam konferansıyla ilgili, 1990 yılında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki Türklere uygulanan asimilasyon ve tehcirle ilgili, 1991 yılında ABD'de Müslüman-Kızılderililerle ilgili, 1993'ten günümüze kadar da Kafkaslardaki Türkler ve bilhassa Azerbaycan’la ilgili çeşitli kuruluşlarla işbirliği içinde görev yapmıştır. Bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası yazılı ve görsel medyada 55 adet tebliğ, 10 adet ders ve sosyal muhtevalı kitap ve "strateji" adıyla yayınlanan makaleleriyle kamuyla paylaşmıştır.Pek çok bilimsel araştırmanın öncülüğünü yapan ve Rusya-Avusturya-Azerbaycan -Türkiye'nin bilim adamlarından oluşarak 1990 yılında kurulan "Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliğini de yürüten yazar, halen Türkiye’nin AB'ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanmasıyla ilgili olarak Hollanda Amsterdam'da "Türkiye Hollanda Vakfı"nı ve bu kitabın konuların bilimsel olarak araştırmalarının yapıldığı "The Institute for Cross Cultural Health" adlı enstitünün başkanlığını yürütmektedir. BMT Asya-Pasifik ve Avrupa Başkanı Setsuka Yamazaki tarafından başka projelerde uzman olarak çalışmak üzere davet edilen yazar, Türkiye'de kalarak bu necip millete hizmeti ön planda tutmuştur. 1969 yılından beri sporla yakından ilgilenen yazar, kara kemer, judo, tekvando, şhiatsu hocası olarak halen Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna hizmet vermektedir. Dünyada ve Türkiye'de sosyal ve stratejik pek çok vakıf, dernek, düşünce kulüpleri vs. gibi NGO'larda (Sivil Toplum Kuruluşu) faaliyet gösteren yazar evli ve 3 çocuk babası olup İngilizce, Arapça, Rusça, Azerice, Osmanlıca bilmektedir. Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, yazarımızın son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.
Namablogkamu is proudly powered by Blogger.com | Template by o-om.com | Power by blogtemplate4u.com