
Son 70-80 yıldır hayatımıza giren sadece kimyasal terkiplerden oluşan ilaçlardan medet umarak çığ gibi büyüyen hastalık çeşitlerini ve oranlarını yok etmeyi beklemek yerine, binlerce yıldır insanlığın şifa bulduğu eskimez metotlarla birlikte gelişen teknolojinin ışığı altında Ortodoks tıbbının deneyim ve engin tecrübelerinden de istifade ederek işbirliğiyle İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini, hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.
Koruyucu Hekimlik
İlkokuldan başlayarak, lise ve üniversitede mutlaka önleyici, koruyucu hekimlik ve sağlıklı beslenme ile ilgili dersler zorunlu olarak okutulmalıdır. Tıp fakültelerine dünyadaki emsalleri gibi bitkisel tedavi ile ilgili bölümler ve yan bilim dalları geç kalmadan kurulmalıdır.
İlaç Tüketimi
Avrupa ve Dünya ülkeleri kendi ilacını kendi üretmektedir. Türkiye yüz milyarlarca dolar dövizi ilaca vermektedir. Ülkemiz bu kadar zengin değildir. Ülkemizdeki yetkililer sağlıkta başka metotlar aramadığı için birtakım telkinlerinde etkisiyle bu necip milletin torunları sadece kimyasal ilaçlara mahkûm edilmekte kısır bir döngüde kalan son ömürlerini elinde ilaç torbalarıyla hastane kapılarında geçirmektedir. Türkiye binlerce yıllık tababet kültür birikimiyle çaresiz değildir. Yeter ki irade ortaya konulabilsin çare çoktur.
Bitkiler dünyası bunlardan sadece birisi olup, bilimin ışığında insanlığın kurtuluş reçetelerini ortaya koyabilecek birikime sahip olduğunun işareti, dünyamızın kuruluşundan bugüne kadar insanlığa yaptığı ve hiçbir zarar ve yan etkisi ve bağımlılığı olmayan, doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler dünyasıdır.
Melez-Hibrit Dölsüz Tohumlar
Bitkilerden; meyve ve sebzelerin geni değiştirilmiş-melez-hibrit-ebter-geri dönüşümsüz-tek kullanımlık dünya literatüründeki adıyla disposable tohumlardan üretilenleri kullanmayınız. Israrla doğal tohumlardan üretilen bitkileri tercih ediniz. Bu gibi tohumlardan üretilen bitkiler şifacı olamayacağı gibi bağışıklık sistemine hiçbir katkısı olmayan antioksidan mineral ve vitamin içermeyen, bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir. Çünkü iyi niyetlerle ortaya çıkan bu gibi çalışmaların bilimsel olarak insana ve doğaya tesir ve geri dönüşümleri, sonuçları mutlaka araştırılmalıdır!
Toprağın biyolojik yapısını bozduğu ve sonraki kullanımlar için dejenerasyona uğratması yanında bu tohumlardan çıkan bitkilerden uçan polenlerin son zamanlarda artan alerjik hastalıklara sebep olduğu, floraya tesir ederek çevre ekolojik dengeyi etkilediği dikkate alınmalıdır.
Son zamanlarda ülkemizde sık sık ve dünyada da yaygın olarak görülen mucizevi iksir “ balı” üreten arıların ölümü acaba bu hibrit tohumlardan üretilen bitkilerin polenlerinden mi kaynaklanmaktadır. Daha bunun gibi yine ülkemizde yetişen sulu bitkiler; kavun, karpuz, domates, salatalık gibi antialerjik, soğutucu bitkiler oldukları halde tam aksine kendileri allerjen duruma gelmişlerdir. Bütün bu bitkilerin tüketilmesiyle insan genininde zamanla dejenerasyona uğrayabileceği de dikkatle düşünülmelidir.
Doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrit tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır. Dölsüz tohumlardan tüketerek döl vermek mümkün müdür? Kesinlikle ve acil olarak araştırılmalıdır.
Bu, asrımızın çözümsüz problemlerinin en başında yer alan bir durumdur. Bu duruma devlet ve sağduyulu çiftçiler mutlaka el atmalı, gelecek nesillerimizi korumak için Anadolu’muzun tabii tohumları tamamen yok olmadan müdahale edilmelidir.
Bitkileri tohumlarını seçtikten sonra ekilecek arazinin mümbit ve temiz olması, tohumu ekecek kişinin ruh durumu, sağlığı düzgün olmalı, yani ekimi, dikimi, büyütme, hasadı, kurutmasından bize ulaşan en son mamul haldeki içecek ve droglarına kadar yapılacak işlerin sevgiyle ve isteyerek yapılması çok önemlidir. Gelişen teknolojik aletlerle yapılan Kirlian fotoğraf tekniği, termal kamera ve rezonans aletlerinin de görüntülemeleriyle ortaya çıkan bir gerçek, sevgiyle yapılan bu işlerde bitkilerin tamamen etkilendiği hatta kimyalarında değişiklikler husule gelerek etkin maddelerinin oranlarının ve enerji boyutlarının tamamen farklılaştığı ortaya konulmuştur.
Aşırı Gübreleme
Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliğini (nitrat fazlalığı ve toksin vs), yetiştirme aşamasında tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkıların zararlarını minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karıştırılmış sıcağa yakın ılık suda 5 dakika tutulmasını öneririz.
Pişirme
Bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler dışında kesinlikle fazla pişirilmeden, tıkırında ve suları dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse suları içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoşaflarında da aynı metot geçerlidir.
Meyve – Sebze Suları
Alışkanlık haline getirdiğimiz ve sıkça kullandığımız portakal, greyfurt, elma, vişne, kayısı, erik gibi meyve sularını mevsiminde çiğden sıkarak içmeli, konsantre halde kullanmamalıyız. Bunları tüketirken en fazla kilonuza göre içeceğiniz miktar 1-2 bardak olmalıdır.
Boş karna portakal, greyfurt gibi asitli meyve suları içilmemeli, mümkünse yemek aralarında uygun miktarda tüketilir. Kür uygulamaları bunun haricindedir. Kür uygulamalarında zeytinyağı ile yudum yudum içilen meyve suları bununla karıştırılmamalıdır.
Kaç Öğün Yemeli?
Günde iki öğün ve öğünlerinizde her zaman bir çeşit gıda tüketiniz. Örneğin; bir öğün lahana, bir öğün makarna gibi…
Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi cihan padişahlarının herkesten çok imkânlarının olmasına rağmen hayatları anlatılırken en önemli özelliklerinin başında her gün iki öğün ve bir çeşit yemek yediklerine ibretle şahit oluruz. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünün açılımından bunu mu anlamalıyız acaba?
Mevsimlerde Ne Yiyelim?
Salatalarınızı mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kışın domates, salatalık, yeşilbiber kullanmayınız. Yazında kışlık sebzeleri kullanmayınız. Türkiye için havuç ve lahanayı(yuvarlak, suni lahana) bu kışlık sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaşadığınız iklime göre değişim göstermektedir. Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararların önüne geçilsin.
Bitkileri ve çaylarını kür uygulaması haricinde devamlı ve peşpeşe tüketmeyiniz.
Beyaz ekmek tüketmeyiniz. Çok çabuk acıkırsınız. Tabi mayayla üretilmiş tabi buğday unundan ekmeği diğer günlerde kepek, yulaf, çavdar, mısır gibi veya çekirdek ekmek gibi ekmek çeşitlerini münavebeli olarak tüketiniz. Acıkmadığınızı göreceksiniz.
Kahve ve Çaya Dikkat!
Siyah çayı radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeşil çayı içebilir, hatta posasıyla birlikte tüketmenizi öneririz. (Yeşil çayın içindeki Kateşin etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oranında geçtiği, daha iyi antioksidan etki göstermesi sebebiyle yeşil çayı posasıyla veya sıkıştırılmış tablet olarak tüketilmesini öneririz.
Her türlü bitki çayını aromatik ve uçucu yağlar ihtiva eden bitkiler hariç. aşırıya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz.
Bütün bitki çaylarınızı tatlandırılırken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayısı, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz.
Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmüş Türk kahvesini kahvaltı ve öğle yemeği sonrası ve akşamüstü (ikindi çayı yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsızlığınız, kalp kolesterol rahatsızlığınız, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsızlığınız mevcut değil ve sağlıklıysanız.) Vitamin, mineral, enzim ve besin destek ürünlerini suni, kimyevi, tabii olmayan metotlarla saflandırılmış droglar-tabletler halinde almamaya çalışınız. Metabolizma bunları belli yaşlarda (erken ve geç yaşlarda), tolare edememekte, bedende alınan bu ağır metaller sebebiyle çökme yaparak toksin ve kitleler oluşabilmektedir.
Kansere Sebep mi?
Kanser diye teşhis konulan vakaların bazılarında yapılan laboratuar analizlerinde, oluşan kitlelerin, safra ve böbrek taşlarının bu sebeple oluştuğu üzerinde görüşler ağırlık kazanmaktadır. Biz bu destekleri tamamen ve doğrudan tabii olarak kaynağından yani bitkilerden-sebze ve meyvelerden almaya gayret göstermeliyiz.
Mesela hepimizin alışkanlık haline getirdiği ve bilhassa çocuklarımızın kullandığı C vitaminleri ve yaşlılara kullandırılan kalsiyumun fazla kullanımı vücutta kireçlenmelere böbrek, prostat ve safrada taşlaşmalara sebep olabileceği göz önüne alınarak bu gibi vitamin, mineral ve enzimleri havuç, brokoli, lahana, maydanoz gibi bitkilerden almalıyız. Burada çok önemli bir detayı açıklamak istiyorum; suni olarak aldığımız vitamin ve minerallerden sadece o özelliği yani kalsiyumu veya vitamini bildirilen miktarda alırız.
Bitkilerle tabi yoldan o özellikleri almak istediğimizdeyse, o özellikle beraber onun bedene girmesiyle fazla veya eksik olabilecek ve onun tolaresine yardımcı olabilecek farklı özellikte vitamin, mineral ve enzimleri de beraber alırız. İşte bu özelliğinden dolayı vitamin, mineral ve enzimlerimizi bitkilerden sağlamalıyız.
Yemek Yeme Sanatı
Yemeklerin arkasından hemen meyve ve tatlılarınızı yemeyiniz, çay içmeyiniz. İnek yağı ve tabii şekerden yapılmış başta meyve tatlısı olmak üzere bütün tatlılarla ile çayınızı tatlandırarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlıları yemeklerden öncede tüketebilirsiniz.
Besinleri Karıştırmayın!
Yukarıda anlatılanların gerekçesi olarak, yenilen öğünlerde karbonhidrat, protein, şeker ve diğer enzimlerin birbirine karışarak, hem aldığınız besinlerin yan etkisinden korunmanıza, hem de gıdaların tam olarak alınmasına ve metabolizmanın bozulmamasına kaygı ön planda tutulmaktadır.
Öğünlerin Vakti
Akşam, güneş battıktan sonra son öğününüzü yiyebilir iki saat sonra çay, tatlı ve meyve dahil hiçbir gıda almayınız. Çünkü bu saatten sonra safra kesesi saati başlamaktadır. Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler kitabımızda, gösterilen Beden Organları Aktif Çalışma Saatlerini dikkatle inceleyip ona göre bir beslenme, dinlenme ve hayat tarzı modeli geliştiriniz.
Üç Beyazdan Kaçının
Öğünlerinizde 3 beyaz yani bize göre suni un, suni tuz, suni şekerden uzak durmanızı, bunların yerine zaten bitkilerde olanlarıyla iktifa etmenizi ve tabii şekliyle kullanılmalarını öneririz. Çünkü beyaz un onlarca işlemden geçerek önünüze gelmekte, tuz rafine edilmekte, şekerse tabiilikten tamamen uzaklaşmaktadır. Şayet siz yeni bir dünyaya doğsaydınız zaten ekstradan ne un ne şeker ne de tuz kullanacaktınız. Kısaca bunların bir alışkanlık olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz.
Burada 3 beyaz üzerinde önemle durmamızın sebebi, bugünkü hastalıkların sebeplerinin hepsinde bu suni 3 beyazın çok büyük bir payı olduğu gerçeğidir.
Suyun Önemi
Sabahları kalktığınızda bir bardak ılık su içmenizi, mümkünse taze sıkılmış limon suyuyla karıştırarak içmenizi öneririz. Sular kullanılırken klordan arındırılmış olması gerekir. Klor serbest radikalleri arttırabileceği gibi klorlu suyla yıkanmak ve ardından güneşlenmek ultraviole ışınlar sebebiyle ciltte tahrişlere sebep olabilir. Halk dilinde alalık denilen Vitiligo’ya sebep olabilir.
Su İçmek Sağlıktır
Gün boyunca yemeklerden bir müddet önce ve bir saat sonra en az birer bardak su içmenizi, yatmadan önce bir bardak ılık suya 1 çorba kaşığı tabii elma sirkesi karıştırarak içmek metabolizmanızın yenilenmesi ve tanzimlenmesinde büyük rol oynayacaktır.
Tabii Sütleri Tüketin
Kozmik Bilim bugünün üretim şekil ve şartlarını da göz önüne alarak sütün sadece hayvan ve insanların yavruları için tabii olmak şatıyla tüketilebileceğini önermekte, geni bozulmamış hayvanlardan sağılmış sütlerin ise ancak yağ, yoğurt, peynir, kefir ve diğer süt ürünlerinde kullanılmasını önermektedir. Bugün üretilen tabii süt miktarıyla tüketilen süt ürünleri miktarı arasında çok büyük farklar olduğundan, dolayısıyla sütten yapılmış mamüllerin süt mü süte eşdeğer bir madde mi veya süt tozu, vs mi olduğu araştırılarak tüketilmelidir.
KOBİK bütün bu şartları göz önüne alarak yaptığımız araştırmaların çarpıcı sonuçları karşısında sizlere bu konuda sadece doğal yolla yetiştirilmiş inek manda, koyun ve keçiden sağılan ve kaynatılarak yapılmış peynir yoğurt ve yağları, doğal yolla yetiştirilmiş keçi sütünden yapılmış peynir, kefiri ve dondurmaları önermektedir.
Limon Mucizesi
Limon Yaratıcı’nın mucize bir meyvasıdır. Yediğiniz her şeye başta tatlılar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sıkarak onların olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz.
İçtiğiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sıkabilirsiniz.
Astrolojik Takvim
Yukarıda sıraladığımız hükümler yanında mutlaka astrolojik boyutta dünyanın her yerinde uygulanan bedeni temizleme-arınma-detoks programlarını yaparak, metabolizmamızı, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesemizi temizleyerek bitkilerden azami seviyede istifade ederek sağlıklı yaşama geçebiliriz.
Bütün inanç kitaplarında yer alan bir hükmü hatırlatmak istiyoruz; hastalıklarımızın da sebeplerinde bu hüküme uymamamız görülmekte, her ne kadar konunun uzmanları günde 2-3 öğün değil 7-8 öğün yiyin deseler de, bizler Kozmik Bilinç’te olanlar O’nun yani Yaratıcı’nın ve büyük öğreticilerin sözlerine kulak vererek “Acıkmadan yemeyin, doymadan yemekten el çekin” kuralına uymaya çalışalım. Bunu yaparken de yukarıda sıraladığımız kaide ve metotlara uyalım.
1 Şubat 2009 Pazar
MARANKİ Diyorki; Prof. Dr. Ahmet Maranki'den sağlıklı ve dinamik kalmanın formüllerini öğrenmek için tıklayın...
Etiketler: ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, bitkilerle çözüm, kozmik beden temizliği nedirProf.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri
Etiketler: ahmet marangi elmas marangi, ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, bitkilerle çözüm, kozmik beden temizliği nedirProf.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri buradan Hocamızın hergün aktardığı taze bilgileri burada paylaşacağız halkımızın bilinçlenmesi ve daha iyi yerlere gelebilmemiz için önce sağlık diyoruz bu detayı lütfen atlamayalım ve hocamızı takip etmeye devam edelim sakın kaçırmayın üzülürsünüz
Klik disini untuk melanjutkan »»28 Ocak 2009 Çarşamba
29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde
Etiketler: ahmet maranki, bitkilerle çözümZihinsel ve bedensel uyumu hayatının her noktasına başarıyla taşıyan Prof. Dr. Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın ipuçlarını verecek.29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde. Bilgi tel:5985523
12/01/2009 - 19:23
29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde
Bilgi:5985523
Zihinsel ve bedensel uyumu hayatının her noktasına başarıyla taşıyan ünlü yazar ve bilim adamı Prof. Dr. Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın ipuçlarını verecek.
Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. İ.Ü. Tasarım ve Endüstri Mühendisliği’nde lisans, İ.Ü. Sosyal Siyaset Bölümü’nde Yüksek Lisans, aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. Uzun yıllar kaldığı Azerbaycan'da, çalışmalarıyla "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçildi. Kafkasya ve Azerbaycan'da kaldığı bu sürede, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını aldı.
"Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliği görevini üstlendi. Prof. Dr. Ahmet Maranki'nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, son eserlerinden "Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam enerjisi" kitabı bugüne kadar 3 yılda 78 baskı yapmıştır.
21 Ocak 2009 Çarşamba
Bitkisel Beslenme ile Temizlenme
Etiketler: bitkilerle çözüm, temizleme kürüAmerikalı Dr. Walker beslenme ile tedavi konusundaki kitabında kalın bağırsak temizleme konusunu şöyle açıklamaktadır. “Eğer insanlar pişmiş yemek ile besleniyorsa, kalın bağırsak normal fonksiyonunu kaybediyor.” Bu sonuçlar bilimsel deneyler ile ispat edilmiştir. Bu beslenme tercihi nedeniyle günümüzde ideal ve sağlıklı kalın bağırsağa sahip insan bulmak imkânsızdır. Bu yöntemi tercih edenler ilk önce lavman, detoks vasıtası ile kalın bağırsağı düzenli bir şekilde yıkamalıdır. Daha sonra kalın bağırsağın fonksiyonunu normale döndürmek için çiğ taze sebze suyu içilir. Sebze suları temizleyici, meyve suları besleyicidir. Bunu asla unutmayalım. En uygun sebze suyu karışımı havuç, ıspanak ve kırmızı pancardır. Bu su kalın bağırsak ve ince bağırsak içindeki kasları ve sinirleri besler, güçlendirir ve yeniler.
Eğer bu malzemeler bir arada bulunamazsa her gün sadece havuç suyu veya o mevsimde bulunabilen sebzelerin suları içilebilir. Kalın bağırsağa normal peristaltik hareketini kazandırmak için öğle ve akşam yemek menüsüne yeterli miktarda sebze, meyve, kabuklu bulgur gibi lif bakımından zengin besinler eklemek gerekir. Bu gıdalar aynı zamanda kalın bağırsağın hareket fonksiyonunu yükseltmektedir. Lif yapılı besinler sindirim esnasında gelen safrayı yapılarına alarak emerler. Emilen safra kalın bağırsak duvarlarını rahatsız ederek peristaltik hareket refleksinin oluşmasını sağlar. Safra lifli besinlerden ayrılmadığı için tam boşaltım olmaktadır. Kalın bağırsağın peristaltik hareketini sağlayan en etkili meyve ve sebzeler; incir, kara erik, üzüm, bütün kuru meyveler, havuç, pancar ve taze lahanadır. Yenen meyve ve sebzeler kalın bağırsağın içinde şişer, hacim ve kütle kazanır. Bu da peristaltik hareket refleksinin oluşmasını sağlar. Kolit hastası olanların sadece lahana tüketmesi doğru değildir.
Sebze ve meyve dışında kalın bağırsak sindirimine yardımcı olan diğer gıdalar: karpuz, kavun, bal, bitkisel yağ, kara ekmek, kabuklu buğday, kara pirinç ve bütün diğer meyve ve sebze sularıdır. Her gün 300-500 gr. bu meyve ve sebzelerin suları içilmelidir.
Eğer tüketilen sebze ve meyveler şişkinlik yapıyor ve gaz oluşturuyorsa, sadece haşlama sebze tüketilir. Mevsime uygun olan meyve ve sebzelerden az miktarda alınır. Gıdalar şayet gaz oluşumuna ve şişkinliğe sebep oluyorsa, taze fasulye, bezelye, soğan, lahana ve pancar gibi gıdalar haşlama ve sıcak, az pişirilmiş olarak yenebilir, çiğ olarak yenmemelidir. Gaz oluşumunu önlemenin, reflü, ülser ve diğer mide rahatsızlıklarının çözüm yolu ise taze çiğ lahana suyuna patates suyu katarak içmektir. İlk başlangıçta vücudu alıştırmak için 150 gr. havuç ve 150 gr. lahana suyu, 150 gr. patates birlikte alınır. Bu uygulama 2-3 gün devam ettikten sonra 300 gr. lahana ve patates suyuna geçiş yapılır ve gaz oluşumu, reflü, ülser tamamen ortadan kalkana kadar devam edilir. Lahana suyunun içine tuz katılmamalıdır. Gaz oluşumuna destek olarak dışarıdan müdahale etmek için, karın üzerine papatya bitkisi ile ıslatılmış sıcak kompres, sıcak küvet, vücudu susam ve badem yağı ile yağlama uygulanabilir.
zaman: 06:19 0 yorum
Etiketler: Bitkisel Beslenme ile Temizlenme
Ahmet Maranki Menopoz için civanperçemi kürü
Etiketler: bitkilerle çözüm, civanperçemi kürüMenopoz öncesinde başlayan terleme, iç sıkıntısı, depresif halleri, menapoz döneminde daha da şiddetlenen sıkıntı verici durumları tölare etmek için kullanılacak en etkili bitkilerden birisi de Civanperçemidir.
Kullanımı:
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi bir bardak kaynar suya atılır. On dakika üstü kapalı olarak demlenir.
Süzüldükten sonra tatlandırmadan aç karnına veya öğün aralarında günde 2-5 bardak içilir.
Kullandığımız bitkinin çayına destek olarak da banyo suyunda kullanabiliriz. 2-3 avuç kuru bitkiyi 3 saat bir litre soğuk suda bekletin.
Banyo küvetini 37 dereceyi geçmeyecek şekilde su ile doldurun. Soğuk suda beklettiğiniz bitkiyi bir taşım kaynatıp süzün. Hazırladığınız banyo suyuna ekleyin.
Bu su ile 15 dakika banyo alın. Banyodan sonra 15-20 dakika dinlenin. Haftada 2-3 kez bu banyoyu tekrarlayabilirsiniz.
Günlük çay içiminizi de aksatmadan 4 haftalık bir kür düzenlediğinizde Civanperçeminin menapoz sıkıntıları üzerindeki olumlu etkisinin fark edileceğini belirten uzmanlar Civanperçemini gebelik sürecinde kullanılmamasını öneriyorlar.
Ahmet Maranki Eklem Ağrıları
Etiketler: bitkilerle çözüm, Hastalıklar ve Tedavileri, şifalı bitkilerProf.Dr. Ahmet Maranki ;Eklem yerleriniz ağrıyorsa,boynunuz, beliniz ağrıyorsa kesinlikle aşağıdaki yağ karışımını kullanın göreceksinizki ağrılarınız zamanla geçecektir.
malzemeler :
-Hardal yağı
-Ceviz yağı
-Biberiye yağı
-Kekik yağı
-Zeytin yağı
Hazırlanışı:bütün yağlardan eşit miktarda bir kaba koyun ve ağrıyan yerinize akşam yatmadan önce masaj yaparak sürün üzerini strecfilmle sarıç yatın sabah kalktığınızda ağrılarınızdan kurtulacaksınız.
Ahmet maranki Unutkanlık için doğal destek
Etiketler: bitkilerle çözüm, şifalı bitkilerUnutkanlığı önlemek için her sabah
5 adet badem
5 adet fındık
5 adet ceviz
gün kurusu kayısı (gölgede kurutulmuş)
1 avuç Kuru üzüm (çekirdekleri ile) yiyin
zaman: 02:12 0 yorum
Ahmet marankiden kozmik salata
Etiketler: bitkilerle çözüm, Doğal mucizeler, kozmik ilaçlar, mucizevi bitkilerKozmik temizlikle beraber vüzut temizlenir ve çok daha sağlıklı bir yaşam sürme olanağı bulur. işte sayın Ahmet marankinin vücudu ve karaciğeri temizleyen salata tarifi
Ispanak, maydonoz, roka, soğan, lahana, tere gibi sebzeleri üzerine nar şerbeti ve limon sıkarak bir hafta boyunca tüketiniz. 1 hafta sonra vücudunuzda ve cildinizde meydana gelen gençleşmeyi ve değişiklikleri göreceksiniz.
Benzer Makaleler :
Ahmet maranki cildiniz için kil maskesi
Anti - Aging Beslenmede Dikkat Edilmesi Gerekenler
Mucize Kaynağı Suyla İlgili Özel Bilgiler
Bitkilerle ilgili özel bilgiler
Bitkilerle ilgili özel bilgiler
Etiketler: bitkilerle çözüm, Doğal mucizeler, şifalı bitkiler- Son zamanlarda çok duyulan Aloe Vera yani sarısabır bitkisi mutlaka endüstriyel seviyede araştırmalar yapılmalıdır.
- Uzak doğunun Ginsenginin hafıza temizlemede ve unutkanlıkların ilacı olabileceği araştırılmalıdır.
- Papatyagillerin baş hastalıkları ve çözülemeyen yarım baş ve migren gibi hastalıklara şifa olabileceği hakikatı ortaya çıkarılmalıdır.
- Günümüzde en çok konuşulan kilo problemleri, kan yağları ve bilhassa kolesterol rahatsızlıklarının, turunçgiller ve bilhassa Greyfurtla tedavisi incelenmelidir.
- Zencefilin mucizevi tedavisi bulantı, kendinden geçme ve pek çok rahatsızlıklara şifa olduğu belirtilmelidir.
Bulgurun faydaları
Etiketler: bitkilerle çözüm, mucizevi bitkiler, şifalı bitkiler, yediğimiz gıdaların faydaları ve zararlarıBulgurun yararları saymakla bitmiyor.
Bulgur, Türk mutfağında Anadolu'da önemli yeri olan besin öğelerinden biridir. Bulgur B grubu vitaminler, potasyum, demir ve fosfor bakımından zengindir. Kuru baklagillerle birlikte pişirildiği zaman besin kalitesi daha çok artmaktadır. Bu da bizim için vazgeçilmez olmasını sağlamaktadır.
Hamileler için folik asit
Bulgur lif içeriği yüksek olan bir besindir. Kan şekeri düzeyinde çok fazla dalgalanmalara neden olmaz, bağırsak ve kalp-damar sağlığını koruyucu etkisi vardır.
Bulgurun içeriğindeki potasyum oranı yüksek olduğundan böbrek hastalarının kanında potasyum değerleri yükseldiği zaman tüketilmemesi gerekmektedir. Yapısında folik asit de bulunduğu için hamile kadınların tüketmesi önemlidir. Folik asit, anneler için önemli olduğu kadar bebeklerin gelişimi için de önemlidir.
Bulgur sarı veya biraz daha esmer bir tonda renklere sahip olabilir, rengi açıldıkça daha çok soyma işlemi geçirdiğinden besin değeri düşmektedir. "Besin kalitesi kuru baklagiller ile birlikte kullanıldığı zaman daha çok artar" .
Örnek vermek gerekirse; mercimek köftesi, ezogelin çorba ve müceddere akla ilk gelen yemeklerdir. Çok da lezzetli olur..
Bulgurdan Faydalanın
Bunların dışında bulgurdan pirincin kullanıldığı bir çok yemekte yararlanılabilir. Maydanoz çorbasına bulgur çok yakışır. Ispanağı bazen pirinç yerine bulgur koyarak pişirebilirsiniz. Kısır, yine çocukların da severek tükettiği bir besindir.
Besin kalitesini düşündüğümüz zaman bulgur, yemek kültürümüzdeki yerini unutmadan tüketmesi gereken önemli bir besindir. Sağlıklı nesillerin yetişmesi için elimizde olan değerleri değerlendirmeliyiz.
0 yorum
17 Ocak 2009 Cumartesi
Ahmet Maranki vitiligo-ala-için kür
Etiketler: Bitki çayları, bitkilerle çözüm, vitiligo-ala-için kür
İçerden bitkisel destek
Malzemeler:
-Kırmızı pancar
-Beyaz lahana
-Elma ve havuç
-1 Tatlı kaşığı zeytin yağı
-Mevsimine göre içine ıspanak, kereviz, maydanoz veya tere katılabilir.
Hazırlanışı: Malzemelerin tamamının suyu sıkılarak 21 gün boyunca sabah aç karnına yudum yudum 2 bardak içilecek. 1 hafta ara verildikten sonra kür tekrar edilecek. 1 hafta sonunda metabolizmanız normale dönmeye başlayacak ve karaciğeriniz temizleneceği için yavaş yavaş alalarınız azalmaya başlayacaktır.
Dışardan bitkisel destek
Hibrit tohumu olmayan (genetiği ile oynanmamış) mısır haşlayarak yiyin , mısırın haşlama suyunu için.Mısırın koçanını atmayıp kurutun, öğüterek tozunu yemeklerinize serperek yiyin, çok yararını görürsünüz
Mısır lapası kürü
Mısırı lapa şeklinde pişirerek vitiligo-ala olan bölgelerinize suyunu ve lapasını sürün
Korunmak için
-Güneş ışınlarının dik olduğu saatlerle (10-16 saatleri arasında) güneşe çıkmayın. Dışarı çıkarken güneş koruyucu kullanın
-Havuzadan çıktıktan sonra kesinlikle vücudunuzu klorlu sudan arındırmak için mutlaka duş alın
-Vitiligo ( ala ) hastalığı olanlar bol bol soğuk su ile (sıcak su ile değil) yıkanmalıdırlar.
Prof. Dr. Ahmet Maranki
İbrahim Saraçoğlu vitiligo karaciğer yetmezliği için lavanta kürü'nü okuyun
Ahmet Maranki Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki websitesi, bitkilerle çözüm, düşünce gücü, şifalı bitkiler, www.maranki.com
Beynin düşünce gücünün ve canlılığın arttırılması için günlük hayat içinde neler yapılabilir?
Stresten uzak ve berrak bir şekilde düşünebilmek için, sabah kalkıldığında bir duş alınmalıdır. Sıcaktan soğuğa giden bir duşla bedenin bütün noktaları uyandırılmalıdır.
Soğuk, biliyorsunuz bedendeki izafi olan 12 kanal üzerindeki igleroterapi noktalarını uyarır ve sizi canlı tutar.
Duştan sonra meyve suları içmek gelir. Havuç suyu veya elma suyunun içine bir kaşık bal atılarak içilmeli. Bunu içerken, 5 tane ceviz ve bir avuç üzüm yenilmeli.
Mümkünse birde yumurta yerseniz bu konsantrasyonunuzu daha da yükseltir ve beyniniz hızlı çalışır.
Meyve suyu, ceviz, üzüm ve yumurta yenir yenmez, daha bağırsaklara inmeden beden bunları çekiyor, alıyor, hücrelere yolluyor ve beyniniz çalışmaya başlıyor. Posa yok, hiç bir şey yok.
Bir de, kesinlikle beyaz ekmek, tuz ve şeker kullanılmamalıdır. Bunlar bağımlılık yapan esrar gibidir.
Yapılan hatalardan biri de, hep eğilerek çalışmaktır. Türk halkı hep eğilerek çalışır. Oysa eğildiğinizde ne olur? İçinize kapanırsınız, nefes alamazsınız, ciğerlerinize baskı yapmış olursunuz. Oysa dik durulmalı ve burundan nefes alınmalıdır.
Stres veya bunalma anlarında, burundan derin nefes alınıp tutularak vücudun en ücra noktalarına kadar oksijenin gitmesi sağlanmalıdır. Sonra da, tutulan nefes verilmelidir. Böylece bu oksijen alımı bütün organların çalışmasını sağlayacaktır. Bu yapıldığında, beyin enerjisi açılır ve zihin berraklaşır.
İki elin birbiriyle ovuşturulması ve sonra yüze sürülmesi de negatif enerjinin boşalmasını sağlar.
Kozmik Bilim Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki
Ahmet maranki kısırlık tedavisi için şifalı bitkiler
Etiketler: ahmet maranki, bitkilerle çözüm, Hamilelik, mucizevi bitkiler, Sağlık, şifalı bitkiler
İnfertilite (kısırlık) korunmaksızın düzenli ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik oluşmaması olarak tanımlanmaktadır.Kısırlık en büyük üzüntü kaynağıdır ve tedavisi için ileri teknoloji gerektiren yöntemler kullanmayı gerektirir.
Teknolojiye başvurmadan önce gebelik şansının yaşam tarzınızdaki ya da diğer değişikliklerle artırılıp artırılmayacağını anlamak için buna neden olan herşeyi ortadan kaldırmak isteyebilirsiniz. Bu süre zarfında da doğal alternatifleri değerlendirmekte fayda var.
Kısırlık tedavisi için önerilen şifalı bitkiler:
Ahududu (Rubus idaeus) : Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir. Hayvan yetiştiricileri ahududu yapraklarını,üretkenliklerini arttırmak için erkek hayvanların yemlerine karıştırırlar.
Herbalist Kathi Keville kısır erkeklerin ahududu yapraklarından yapacakları çayı demleyip içmelerini öneriyor.
Zencefil (Zingiber officinale) : Yapılan bir araştırma zencefilin sperm sayısını ve hareketliliğini büyük ölçüde artırdığını göstermiştir.
Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler: Mikro gıda takviyelerini savunanlar,kısırlık için genellikle karnabahar önermektedirler. Bu vitamin en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.
Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler : Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.
Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, susam, soya fasulyesi, su teresi, çemen, hardal, badem, bakla ve mercimektir.
Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Bazı araştırma sonuçları, çinko eksikliğinin erkeklerde üretkenliği ve sperm kalitesini düşürebileceğini göstermiştir.
Çinko bakımından zengin kaynaklar arasında ıspanak, maydanoz, bürüksel lahanası, salatalık, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik, ve kuşkonmazı sayabiliriz.
Bu bitkilerden bulabildiklerinizi büyük bir tencerede kaynatırsanız çinko bakımından zengin bir çorba elde edebilirsiniz.
Prof. Dr. Ahmet Maranki
15 Ocak 2009 Perşembe
Lida
Etiketler: bitkilerle çözüm, kopik ilaçlar, kozmik ilaçlar, lida, mucizevi bitkiler, şifalı bitkiler
Kozmik Bilim Ekibi olarak 20 yıldır türkiye ve dünyadaki binlerce bitkiyi inceledik.Bu konudaki engin tecrübelerimize dayanarak söylüyoruz ki;”ZEHİRLİ OLDUĞU KANITLANMAMIŞ HİÇ BİR BİTKİ İNSANA ZARAR VERMEZ”. Ve vermemiştir…
16/12/2008 - 23:43
Kozmik Bilim Ekibi olarak 20 yıldır türkiye ve dünyadaki binlerce bitkiyi inceledik.Bu konudaki engin tecrübelerimize dayanarak söylüyoruz ki;”ZEHİRLİ OLDUĞU KANITLANMAMIŞ HİÇ BİR BİTKİ İNSANA ZARAR VERMEZ”. Ve vermemiştir…
Mıllet olarak bazı zaaflar içerisindeyiz.Bunlar;
1)Okumuyoruz,Araştırmıyoruz.
2)Televizyonda her uzmanın söylediğine neden böyle konuşuyor diye düşünmeden inanıyoruz,
3)Diplomalılara ve yayınlara çok çabuk inanıyoruz…kim neden neye hanği amaçla yazıp söylüyor ve kimin savunucusu….arkasında hanği kartel…..var..bir bilene soruyormusunuz…
4)Kendi özkültürümüzden.İnançlarımızdan uzaklaşıp farklı kültürlern esiri olmuşuz,
5)kısacası aklımız gözümüze inmiş,beyin kontrolundamıyız acaba.
Bu teslimiyet niye…
Kamuoyunda “LİDA YOSUN KAPSÜLÜ”yada “LİDA ZAYIFLAMA HAPI”adı ile bilinen ürün hakkında daha önce de sizlerin dikkatini bu noktaya çekmiştik.Bitkisellikle uzaktan yakından alakası olmayan,ülkemize kaçak yollarla sokulan,içeriğinde subitramin adlı etken madde bulunan bu ürün,kamuoyunda infiale yol açmış ve insanları tedirgin etmiş,insanları “BİTKİ”ye karşı şüpheci olmaya itmiştir.
Saygıdeğer Vatandaşlarımız,
Lütfen Bitkisel ürün adı altında ülkemize dışardan giren ürünlere karşı duyarlı olunuz..
Bir ürünün yurt dışından geliyor olması ,televizyonlardan tanıdığınız,popüler simaların öneriyor olması bu ürünlerin güvenilir yada tamamiyle güvenilemez olduğu anlamına gelmez.
Lütfen Bitkisel Ürün alırken yerli üretim olmasına dikkat ediniz.Yerli ürünlerde elde edeceğiniz avantajları ithal ürünlerde herzaman elde edemezsiniz.Bunlardan bazıları;
1)İthal ürünlere verilen paralar ülke ekonomisine ve istihdama çok ciddi darbeler vurur.
2)Bitkisel Ürünlerde Denetçi Makam olan,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,yerli üretim tesislerini çok ciddi anlamda denetleme yetisine sahip iken yurtdışından gelen ürünlerin,üretildikleri yeri görme imkanına sahip değillerdir.
3)İthal ürünlerde yaşayacağınız herhangi bir sorunda karşınızda muhatap bulamazsınız.
Unutmayalımki ülkemizdeki aromatik bitkiler dünyanın hiçbir yerinde yok.Hemde genleri bozulmamıştır.
Sizler herşeyin en kalitelisine layıksınız.Kozmik Bilinç Ekibi olarak bunun bilinci içerisindeyiz.Sizler de,katılımda bulunduğunuz konferanslarımızda hiçbir beklenti içinde olmayan bizlerin çabasının,sadece Allah(C.C)’nin rızasını kazanmaktan öte olmadığına şahit oldunuz.Bu minvalde sizlerin güvenini kazanmış olduğumuzu düşünüyor ve sizleri yukarıda bahsettiğimiz konular hakkında daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.
Hele ne olduğunu bilmediği ve güvenirliliği şüpheli bugibi ürünleri birde inançlı insanların net=wörk adı altında pazarlamaları allahC.C: katında mesuliyet kesbetmektedir…..
Hepimiz ;ne ekerseniz onu biçersiniz; sözünü asla unutmayalım..
Bize her konuda görüş,soru ve önerileriniz için yazabilirsiniz.
Lida yosun kapsülü yasaklandı;
Lida yosun kapsülümü?
Kamuoyunda "LİDA YOSUN KAPSÜLÜ" adı ile bilinen ürün hakkında aşağıda bazı açıklamalar yapılmıştır.Lütfen dikkatle inceleyiniz.
1)Bu ürünün adı "LİDA YOSUN KAPSÜLÜ" değildir.Orjinal adı "Lida Dai Dai Hua Slimming Capsule" dür.Çin Menşeilidir ve Ülkemize gayri resmi yollarla sokulmaktamıdır…?
2)Bu ürünün ithalat iznini aldığını iddia eden kurum veya kuruluşlar halkın,eczacıların,aktarların bu konuda bilgisiz ve mevzuattan habersiz olmasından istifade ederek birtakım metodlarara başvurarak kamuoyuna sunulmuşmudur yoksa…?…
3)Kunming Dali Industry Co.Ltd. adlı üretici firmanın spesifikasyon belgelerinde ürünün içinde olduğunu iddia ettiği sözde(!) bitkiler;"porio cocos","dai dai hua plant extract",cumquat" ve "medical amylium" dur.Bu ürünler "Bakanlığın Pozitif Bitki Listesinde" bulunmadığı için bu ürünü ithal etmek isteyenler,adı GEçen maddeleri "Bitki Pozitif Listesine" dahil ettirerek(!!!!!!) bu ürünün ithalatını gerçekleştirmişlermidir…..?
4)Zayıflama maksadıyla kullanılan bu ürün 350 mg lık dozajlarda sabahları aç karna ılık suyla tüketilmektedir.Anormalliğin ve herkesin gözünden kaçan can alıcı nokta DA buradadır.Günde 350 mg kullanılan hiçbir bitkisel meteryal ayda 4-6 kilo verdiremez.O halde bu bir kimyasal ilaçtır.İçerisinde obezite tedavisinde ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gereken SİBUTRAMİN" adlı etken madde bulunmaktadırmı yoksa?.(Milliyet Gazetesi,12 Nisan 2007 Perşembe)
ÖZETLE;
"lida" adlı ürünün içeriğinde yosun bulunmamaktadır.Kamuoyunun "Yosun" olarak bildiği alkali ortamlarda yetişen bir alg türü olan SPİRULUNA'nın zararlı etkilerinin olması,yasaklanması söz konus değildir.Yasaklanan ürün,sahte ve illegaldir ve adı geçem üründe yosunla ilgili bir etken madde yoktur.
Eğer Spirulina zararlı bir madde olsaydı ülkemizin en gözde üniversitelerinden biri olan "Ege Üniversitesi"bunun üretimini yapıp pazara sunmazdı.
Lütfen zayıflamak uğruna sağlıksız,illegal ve nereden geldiğini bilmediğiniz ürünleri kullanmayınız.Bu ürünler hem sizin sağlığınızı bozacak hem de kalpazanların ekmeğine bal çalacaksınız.
İLkeniz ve sağlığınız için kullandığınız bitkisel ürünlerin yerli üretim olmasına özen gösteriniz.
Ürünlerimiz Türk Gıda Kodeksine uygun olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın izni ile üretilmiştir.MÜSADESİNİ ARAYINIZ:
Saygılarımızla....
KOBİK
Bitkiler ekonomik krizi nasıl aşıyor?
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki kimdir, bitkilerle çözüm, kozmik mesaj, mucizevi bitkiler, şifalı bitkiler
Ekonomik krize girdiğimiz bugünlerde benzer krize giren bitkilerin ehvenüşşer kaidesince aldığı acil önlemler paketi büyük ders verir türden
10/01/2009 - 18:20
Yakın zamanda ABD'de patlak veren ekonomik kriz küresel bir hal alarak bütün dünya ülkelerini etkiledi. Az çok her ülke krizden nasibini aldı. Bankalar battı. Şirketler iflas etti. Dolar tavan yaptı. Borsalar çöktü. Bu haberleri günlerdir basından takip ediyoruz. Kriz kamuoyunun gündemini devamlı meşgul ediyor ve uzunca bir süre daha meşgul edeceğe benziyor. Uzmanlar krize çözüm önerilerinde bulunuyorlar. Hükümetler kendilerine göre gerekli tedbirleri almaya çalışıyorlar. Dünyada ekonomik krizler zaman zaman yaşanıyor.
Bitkiler de insanlar gibi canlılar aleminin bir üyesidir ve yeryüzünde topluluklar halinde yaşıyorlar. Bitkilerin de bazen strese ve krize girdiklerini bildiğim için acaba bu durumda bitkiler nasıl davranıyorlar? Ne gibi tedbirlere başvuruyorlar? Bu hususta bitkilerden hangi mesajları alabiliriz gibi soruların cevaplarını araştırdım.
Bitkiler açısından tabiatta hayat şartları sabit olmayıp değişkendir. Normal hayat sürerken bazı zamanlarda anormal şartlar hükmeder bitkiler üzerinde. Bu durumlarda bitkiler strese girerler. Son yıllarda çevre kirliliğinin artması ve küresel ısınma gibi sebeplerden ötürü kuraklık stresi etkisini daha çok göstermektedir. Bundan başka tabiatta bitkilerin karşılaştıkları soğuk, sıcak, tuzluluk, fırtınalar, elektromanyetik alanlar, zirai ilaçlamalar gibi birçok stres kaynağı mevcuttur. Ancak kuraklık stresi diğerlerine göre daha yaygın ve etkilidir. Kuraklık stresi şiddetlendiğinde bitkide susuzluk krizi baş gösterir. Anormal çevre şartlarına maruz kalan diğer canlılar göç ederek kurtulabilirler. Bitkiler ise kökleriyle toprağa bağlı olduklarından böyle bir kaçış yolu yoktur. Ancak Yüce Yaratan krize karşı koyabilmek için bitkilere birçok uyum ve direnç mekanizmaları bahşetmiştir. Susuzluk krizine giren bitkide acil önlemler paketi ve uzun vadeli önlemler paketi olmak üzere iki aşamalı mekanizmalar devreye sokulur.
Acil önlemler bitkinin yapraklarında uygulanır. Yaprakların alt yüzeyinde stoma adı verilen gözenekler vardır. Bunlar bitkinin dışa açılan otomatik pencereleridir. Normal şartlarda gündüz açılır gece kapanırlar. Ancak kriz zamanında gündüz de kapatılırlar. Bu gözeneklerden fotosentez ve solunum için gerekli O2 ve CO2 gazlarının alış verişi yapıldığı gibi topraktan alınan suyun fazlası buhar halinde havaya verilir. Bu sırada yaprak yüzeyinde bir serinleme olur ki bu güneşin yakıcı etkisini gideren bir vantilatör görevi yapar. Ancak susuzluk krizi baş gösterdiğinde gözenekler küçülür ve gerektiğinde tamamen kapatılır. Çünkü kuraklık durumunda toprakta yeterli su bulunmadığından kökler suyu emmede sıkıntıya girer ve kök hücrelerinden yapraklara kimyevi bir mesaj iletilerek “su alamıyorum pencereleri kapat” denir. Mesajı alan gözenekler tedricen kapanmaya başlar. Bu şekilde bitkide su kaybı önlenmiş olur.
Gözeneklerin kapalı olması halinde gaz girişi olmadığından bitkide fotosentez azalır. Buna bağlı olarak bitkide büyüme de azalır. Fakat bir ehvenüşşer kaidesi olarak bu tercih yapılmak zorundadır. Bitkideki bu davranıştan ilham almak gerekirse günümüz ekonomik krizine karşı ilk yapılacak iş lüks tüketimi azaltıp israfı önlemektir. Vatandaşlar iktisatlı yaşamalı. Resmi ve sivil kurumlar da yetki alanlarında israfı önleyici tedbirleri almalı ve çeşitli kanallarla halkı bu hususta bilgilendirmelidir.
Susuzluk krizine giren bitkide gözeneklerin kapatılması yanında yaprakta bulunan epiderma hücreleri de aynı mesajı aldıklarından bu hücrelerde mum sentezi başlar ve üretilen mum yaprak yüzeyine salgılanarak burada bir mum tabakasının oluşumu sağlanır. Bazı bitkilerde ise mum tabakası yerine yaprak yüzeyinde tüy sayısında artış olur. Tahıl bitkileri gibi şerit yapraklı bitkilerde ise yapraklar rulo şeklinde kıvrılarak yüzey küçültmesi yapılır. Bütün bu mekanizmaların amacı yaprağı güneşin yakıcı etkisinden korumak ve su kaybını önlemektir. Çünkü gözenekler kapalı olduğundan suyun buharlaşarak serinleme yapma imkanı kalmamıştır. Bu durumda güneşin yakıcı tesirine karşı mum tabakası bir yalıtım malzemesi gibi mantolama görevi yapar.
Yaprak tüyleri ise güneş ışınlarını kıran bir kalkan görevi yapar. Böylece gözeneklerin kapanmasından doğacak mahzurlar en aza indirilmiş olur. Bu durumdan alacağımız mesaja göre ekonomik krize karşı hükümet yetkililerinin ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek ekonominin zarar görmesini önleyecek acil önlem paketi hazırlayıp kamuoyunu bilgilendirerek rahatlatmaları ve her türlü spekülatif söz ve faaliyete karşı ekonomiyi koruyucu tedbirleri almaları gerekir.
Yapraklarda bu tedbirler alınırken toprak altında da boş durulmaz uzun vadeli önlemler paketi uygulamaya konulur. Kuraklıktan dolayı toprak gözeneklerinde su yok denecek kadar azalmış olduğundan az miktardaki bu sudan istifade için köklerde emici tüy sayısı artırılır. Böylece toprağın en ücra gözeneklerindeki suyun emilme imkanı doğar. Bu da çare olmazsa kök parankim hücrelerinde önceden depolanmış olan nişasta taneleri enzimler tarafından parçalanarak enerji elde edilir. Bu enerji kullanılarak kök hücre zarlarında bulanan taşıyıcı enzimler vasıtasıyla toprak gözeneklerine bağlı olan su molekülleri aktif transport yoluyla alınmaya çalışılır. Diğer taraftan bitkilerin çoğu kazık kök adı verilen bir ana köke sahiptirler. Susuzluk krizinde bu kök daha fazla uzayarak kök seviyesinin çok aşağısındaki derinliklerde bulunan taban suyuna ulaşmaya çalışır.
Mesela deve dikeni denilen bir bozkır bitkisinin toprak üstü kısmı çok kısa olduğu halde kuraklık durumunda kazık kökü 10 metreden fazla derinlere kadar uzayabilmektedir. Kökteki büyüme hemen gerçekleşecek bir şey olmayıp uzun vadeli tedbirlerdendir. Böylece bitkinin kök sistemi daha güçlü hale gelir ve bir daha krizle karşılaştığında bunu kolayca atlatmasını sağlar. Bitkide toprak altında meydana gelen bu tedbirleri dikkate aldığımızda ekonomik krize karşı toplumda atıl durumda olan ve yastık altı tabir edilen rezervlerin kullanımı teşvik edilmeli ve üretimi artırmada kullanılması için çareler aranmalıdır. Bitkiler krizi aşmada kendi iç yapılarındaki mekanizmaları devreye sokuyorlar.
Biz de kriz döneminde kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmeliyiz. Bitkide uzun vadeli çözümler çoğunlukla toprak altında köklerde alındığı gibi biz de köklerimizden alacağımız güçle kolları sıvamalı ve toprak altı zenginliklerimiz olan madenler, doğal gaz ve petrol gibi kaynaklarımıza ulaşmaya ve onları çıkarıp kullanmaya çaba harcamalıyız.
Bitkilerde ilginç olan bir diğer husus da kriz sırasında bitkilerin gövdeleri ve yaprakları büyümediği halde bitkilerde üreme organları gelişir ve bitkiler çiçek açarak tohum verirler.
Tohumlar toprağa düşer ve böylece bitkinin nesli devam eder. Bu, uzun vadeli, geleceğe yönelik bir yatırımdır ve ben ölürsem çocuklarım yaşasın hissiyle yapılan bir davranıştır. Krizin kelime anlamı iki yönlü olup hem tehlike hem de fırsat anlamına gelir. Bu sebeple karşılaştığımız ekonomik krizde ülkemiz için gerekli tedbirleri zamanında alırsak krizi fırsata dönüştürebilir ve krizden güçlenmiş olarak çıkabiliriz.
Bitkiler hal dilleriyle daha nice mesajlar veriyorlar da farkında değilizdir. Bakmayın onların sessiz ve sakin duruşlarına. Onlar hal ve davranışlarıyla konuşarak bize de dikkat edin diyorlar. Değil mi!
Zafer
Bitkilerde ekonomik kriz ve çareleri
Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan