ahmet maranki kimdir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet maranki kimdir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2009 Cumartesi

Ahmet Maranki mide yanması ve reflü için

. 17 Ocak 2009 Cumartesi
0 yorum


Prof. Dr. Ahmet Maranki mide yanması ve reflü için patates-lahana kürünü önerdi:

Sarı patates ve iri yapraklı beyaz lahananın çiğden suyunu sıkarak sabah-akşam birer bardak suyunu için. içmeden önce içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin.

Bu küre 3 hafta devam edin. Mide yanması ve reflü şikayetiniz geçecektir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki doğal cilt bakımı için öneri

.
0 yorum


Sağlıklı, güzel ve pürüzsüz bir cildiniz olmasını istermisiniz? Prof. Dr. Ahmet Maranki'nin cilt bakımı için önerilerini deneyin.Bebek cildi gibi bir cilde sahip olun.
* Soyduğunuz sebzelerin kabukları cilde çok faydalıdır, sakın atmayın. Patates, salatalık ve havuç gibi sebzelerin kabuklarını blenderdan geçirerek püre haline getirin.

Elde ettiğiniz pürenin içine çiğ süt ilave ederek cildinize maske olarak uygulayın. 10-15 dakika beklettikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.

* İçilebilir yani hijyenik gülsuyu cilt için mucize iksirdir. Yedi gün boyunca hiç makyaj yapmadan cildinizi sadece gülsuyu ile temizleyin. Pürüzsüz ve sağlıklı bir cilde sahip olacaksınız.

Klik disini untuk melanjutkan »»

16 Ocak 2009 Cuma

Lavman - Detoks neden bu kadar önemli ve etkili?

. 16 Ocak 2009 Cuma
0 yorum

Lavman - Detoks - Arınma




Yaratıcı kainatı, bıtın kozmozu içindekilerle beraber belli bir plan, nizam ve intizam içinde insanlar istifade etsin diye yaratmış ve Hiç düşünmez misiniz? diye de ilahi kitabında bir mesaj vermiştir.

Mesaja kulak vererek dışındığımızde gıneşin, ayın, yıldızların tesadıfen hareket etmedikleri, hepsinin bir gayeye hizmet ettiği dınya bilimince kanıtlanmış ve izah edilmiştir. Kozmik yönden ay ve gıneşin çekim kuvvetlerinin hareketlerinden istifade ederek, insanımıza verilen mesajı sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Kozmik beden temizliği olarak sizinle paylaştığımız bu arınma metodu yılda iki defa ve her ay ayın belli hareketlerine göre uygulanmakta ve insanlığın istifadesi sağlanmaktadır.

Detoks-lavman yaparak maddi kirlerden de arınıp hıcrelerimizi gençleştirebilir, sağlıklı mutlu bir yaşama geçebiliriz. Evimizde sitemizde bildirilen gınlerde uygulayacağımız ve hiçbir yan etkisi, bizlere artı bir maliyeti olmayan, herkesin tek başına evinde uygulayabileceği bir metottur.

Dınyada çok uygulanan ancak Türkiye de son 3 yıldır ekibimiz tarafından tavsiye edilip, uygulanan ve geçen yıl yaklaşık 1 milyon kişinin uyguladığı başta kalın barsak, karaciğer, safra kesesi olmakla kalp, damar böbrek, dalak, akciğerler, pankreas gibi hayati organlara faydalı tesir gösteren uygulamamızın neticelerini bizlere ışenmeden ve çekinmeden adlarıyla mail yazan 10000 lerce kişiden öğrenmiş bulunuyoruz. Bu da bizim gayretimizi arttırmış, örneklerini sitemizde görebileceğimiz, insanlarımızın istek ve talepleri doğrultusunda tekrar uygulamayı yapıyoruz. Geniş bilgiyi sitemizden alabilirsiniz.

Aslında bu arınma-detoks-lavman olarak adlandırdığımız metot batıda yıllardır uygulanma alanı bulmuş, doğuda hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu metotlardan maalesef yıllardır ılkemizdeki insanlarımızın haberi her ne sebeple ise olmamıştır. Bunun neden, niçin ve nasıl, neye göre böyle olduğunu sizin takdirlerinize bırakıyoruz. Yalnız burada sizi dışınmeye sevk ederek dınya da ilaç tüketen ve teknik görıntıleme cihazlarından (MR, ultrason, tomografi vs.)şifa bulmaya çalışan ılkelerin en önünde yer aldığımızı bildirmek istiyorum.

Ramazan ayı rahmet ayı olarak bildirilmiştir. Ramazanda tutulan oruç içinde, Oruç tut, sıhhat bul denilmiştir. Dünyanın bıtın ılkelerinde başta oruç maksat edilmekle adları farklı olan pek çok diyet metodu, detoks, lavman ve su oruçları ile ilgili kitaplar ve yayınlanan dergi ve görsel programlar, yızlerce olmasına rağmen ılkemizde maalesef bir elin parmaklarını geçmeyen oranda olup, bunlarda derleme eserlerdir. Yine Kozmik Bilim olarak sizi dışınmeye davet ediyoruz; dınyanın başta ABD, Avrupa ve Asyanın her ülkesinde bu İntegratif-Tamamlayıcı-Bıtınsel tıbbi metotları konunun uzmanları (doktor, fizyoterapist, diyetisyen, biyolog, eczacı vs.) tarafından araştırılıp, yayınlanıp halkın hizmetine yazılı ve görsel medyada sunulduğu halde neden ılkemizde bu konular, bu mıtehassıs gruplar tarafından araştırılmaz, kitaplaştırılmaz ve televizyonlarda bırakın konuşmayı, karşı çıkılır. Bu necip milletin bu cihangir evlatları ne zaman kendi öz icatlarını, buluşlarını ve araştırmalarını dınyaya duyurup bizde varız diyecekler. Yoksa batı çalacak biz oynayacak mıyız? Anlayana bu sözde çok mesaj var. Bilhassa sözımız inançlı, imanlı, vatan, millet ve bayrağa toz kondurmayan aydınlarımıza....

Onlar lıtfen bir daha dışınsınler. Ülkemizdeki maddi ve manevi hastalıklar giderek artmaktadır. Hem de yıksek teknolojiyle ters orantılı olarak. Burada da dışınsınler. Neden bunların ırettiklerini biz tıketiyoruz ve neden biz hiçbir şey ıretemiyoruz. Atalarımızsa tıp, fizik, astronomi, matematik gibi sahalarda batıdaki bugın istifade edilen ve bizimde aynen, araştırmadan ve insanlığa fayda ve zararları irdelenmeden aldığımız ve halkımıza hiçbir araştırma yapmadan uyguladığımız o teknolojilerin ilk kâşifleri değiller miydi? Araştırma yapamayanlara biz bir kapı açalım. Ve ibretle okuyalım ve duyuralım.

1.Kan dolaşımını 16. yızyılda Michael Servitus buldu dense de, bundan 300 yıl önce Mıslıman, Tırk alimi İbn-i Nefis(1208-1288) bulmuş ve kalbin bıtın detaylarını ve kan dolaşımını bir eserinde anlatmıştır.

2.Anesteziyi 1850 yılında Junken tarafından bulunup, kullanılmış dense de Sabit bin Kurra (835-902) Harran ıniversitesinde ilk denemelerini yaparak tıp sahasında bir ilke imza atmıştır.

3.Atomla ilgili ilk çalışma İngiliz fizikçi John Dalton(1766-1844) ve Alman fizikçi Otto Hahn(1779-1868) tarafından bulunduğu, ancak bugın Tırkiye Cumhuriyeti topraklarında bulunan Harran ıniversitesinin ulunduğu alanda çalışmalarını yırıten o zamanın Harran ıniversitesi rektörı Mıslıman kimyacı Cabir Bin Hayyan(721-815)Kozmik Biliminde sizlerle paylaştığı atomda yani maddeni en küçük parçasında dahi yoğun bir enerji yıklıdır, bu enerji parçalanabilir ve ortaya çok farklı ve gıçlı enerjiler çıkar. Bu da pek çok şehri yerle bir edebilir . bu da Allahın gıcının bir işaretidir diyerek atomla ilgili ilk çalışmayı başlatmıştır.

4.Verem hakkında Dr. Robert Kocha 1905 yılında vereme yol açan mikrobu bulduğundan dolayı Nobel mıkafatı verilirken Osmanlı Tırk bilim adamı Abbas Vesim bin Abdurrahman 150 yıl önce verem mikrobu, bulaşma yolları ve tedavisiyle ilgili Dr. Kochâun hocalarının kendisini sık sık ziyaret ettiğini lıtfen literatırı tarayıp öğrensinler.

5.Göz Katarakt ameliyatı ilk olarak 1846 yılında Dr. Blanchet tarafından yapıldığı söylense de Kurandan ilham alan Hz. Yakubun perde inmiş gözıne Hz. Yusufun gömleğini sırınce görmeye başlaması hadisesinden yola çıkarak araştırmalarda bulunan Ebul Kasım Ammar bin Ali Mevsili(950-1010) yazdığı Kitabul-Mıntehab adlı kitap Avrupada sahasındaki en iyi tıp kitabı kabul edilmiş ve yaşadığı yıllarda pek çok katarakt ameliyatı yapmıştır. Hem de bugın batıdan 800 yıl önce.

Bu ara şimdiki göz hastalıklarıyla ilgili hekimlerimizin başarısı yine Avrupadan pek çok göz hastalığını tedavisi için Türkiyemize geldiğini unutmayalım.

Temennimiz diğer tıp sahalarında da Tırk hekimleri aynı başarıyı yakalamaları, ilaç ve eczacılıkta da teslimiyet ve taklitten kurtularak, yeni icat ve metotlarıyla atalarımıza layık olmayı temenni ederiz.

Burada tıp sahasında ve insanla ilgili pek çok buluşun İslam dınyasında keşfolunduğu, Selçuklu ve Osmanlı bilim adamlarının buna çok bıyık katkıları bulunduğunu birkaç misalle ortaya koymaya çalıştık.

Daha ki, kimya sahasında Razinin, tıp sahasında İbn-i Sinaânın kitaplarının Avrupada ders kitabı olarak okutulduğu ve adlarının pek çok enstitıye verildiğini burada belirtmek isterim. Mesela İbn-i Sinanın Fransada pek çok araştırma enstitısınde adını bulunduğunu biliyor muydunuz?

Değerli Kozmik Bilim şuurunda olan aziz milletimiz,
Yukarıda size birkaç sözle anlatmak istediğimiz yıreğimizdeki sancılardan sadece birkaç hızın dolu sayfaydı. Bu necip milletin daha pek çok yaraları var ama nedense mesuliyet sahibi insanlar bunun idrakinde bir tırlı olamıyorlar. Bazı gerçekleri aklı gözıne inenlere anlatmakta çok zorlanıyoruz. Hatta bazen tenkit bile alıp, insanların bize şıpheyle baktıklarını mışahede ediyoruz. Bizce bunun sebebi insanlığın astrolojik boyutta Kozmik alemde bir tesir altında bulunduğu, şuur ve kontrollerini tam sağlayamadığı, buna sebepte başta medya, yenilen gıdalar ve dınyamızdaki uygulanan asimilasyon metotlarının etkili olduğu kanaatıdır.

Astrolojik boyutta 2005de başlayan temizlenme ve ayrıştırma sıreci 2008 şubatında Omega boyutunda gerçekleşecek ve artık dınyamız Yaşam Enerjisi kitabında Hocamız Prof. Dr. Ahmet Marankinin de belirttiği gibi dünyamıza layık ve seçilmiş ve tarafları belirlenmiş yolcularıyla beklenen gızel ve müjdeli gınlere doğru yoluna devam edecektir. Bu yolculardan olmak temennisiyle

KAYNAKLAR:
İslam Öncüleri Ansiklopedisi
Ş. Döğen Müslıman İlim Adamları, Yeni Asya Neşriyat 2004
İslam Dünyasının Mucitleri, sayı 2005 Focus Dergisi
M. Bayraktar İslamda Bilim ve teknoloji Tarihi TDVV yayınları 2000
Önce Onlar Bulmuştu, sayı 343 Ağustos 2007 Sızıntı Dergisi

KOBİK

Klik disini untuk melanjutkan »»

15 Ocak 2009 Perşembe

Bitkiler ekonomik krizi nasıl aşıyor?

. 15 Ocak 2009 Perşembe
0 yorum


Ekonomik krize girdiğimiz bugünlerde benzer krize giren bitkilerin ehvenüşşer kaidesince aldığı acil önlemler paketi büyük ders verir türden
10/01/2009 - 18:20

Yakın zamanda ABD'de patlak veren ekonomik kriz küresel bir hal alarak bütün dünya ülkelerini etkiledi. Az çok her ülke krizden nasibini aldı. Bankalar battı. Şirketler iflas etti. Dolar tavan yaptı. Borsalar çöktü. Bu haberleri günlerdir basından takip ediyoruz. Kriz kamuoyunun gündemini devamlı meşgul ediyor ve uzunca bir süre daha meşgul edeceğe benziyor. Uzmanlar krize çözüm önerilerinde bulunuyorlar. Hükümetler kendilerine göre gerekli tedbirleri almaya çalışıyorlar. Dünyada ekonomik krizler zaman zaman yaşanıyor.

Bitkiler de insanlar gibi canlılar aleminin bir üyesidir ve yeryüzünde topluluklar halinde yaşıyorlar. Bitkilerin de bazen strese ve krize girdiklerini bildiğim için acaba bu durumda bitkiler nasıl davranıyorlar? Ne gibi tedbirlere başvuruyorlar? Bu hususta bitkilerden hangi mesajları alabiliriz gibi soruların cevaplarını araştırdım.

Bitkiler açısından tabiatta hayat şartları sabit olmayıp değişkendir. Normal hayat sürerken bazı zamanlarda anormal şartlar hükmeder bitkiler üzerinde. Bu durumlarda bitkiler strese girerler. Son yıllarda çevre kirliliğinin artması ve küresel ısınma gibi sebeplerden ötürü kuraklık stresi etkisini daha çok göstermektedir. Bundan başka tabiatta bitkilerin karşılaştıkları soğuk, sıcak, tuzluluk, fırtınalar, elektromanyetik alanlar, zirai ilaçlamalar gibi birçok stres kaynağı mevcuttur. Ancak kuraklık stresi diğerlerine göre daha yaygın ve etkilidir. Kuraklık stresi şiddetlendiğinde bitkide susuzluk krizi baş gösterir. Anormal çevre şartlarına maruz kalan diğer canlılar göç ederek kurtulabilirler. Bitkiler ise kökleriyle toprağa bağlı olduklarından böyle bir kaçış yolu yoktur. Ancak Yüce Yaratan krize karşı koyabilmek için bitkilere birçok uyum ve direnç mekanizmaları bahşetmiştir. Susuzluk krizine giren bitkide acil önlemler paketi ve uzun vadeli önlemler paketi olmak üzere iki aşamalı mekanizmalar devreye sokulur.

Acil önlemler bitkinin yapraklarında uygulanır. Yaprakların alt yüzeyinde stoma adı verilen gözenekler vardır. Bunlar bitkinin dışa açılan otomatik pencereleridir. Normal şartlarda gündüz açılır gece kapanırlar. Ancak kriz zamanında gündüz de kapatılırlar. Bu gözeneklerden fotosentez ve solunum için gerekli O2 ve CO2 gazlarının alış verişi yapıldığı gibi topraktan alınan suyun fazlası buhar halinde havaya verilir. Bu sırada yaprak yüzeyinde bir serinleme olur ki bu güneşin yakıcı etkisini gideren bir vantilatör görevi yapar. Ancak susuzluk krizi baş gösterdiğinde gözenekler küçülür ve gerektiğinde tamamen kapatılır. Çünkü kuraklık durumunda toprakta yeterli su bulunmadığından kökler suyu emmede sıkıntıya girer ve kök hücrelerinden yapraklara kimyevi bir mesaj iletilerek “su alamıyorum pencereleri kapat” denir. Mesajı alan gözenekler tedricen kapanmaya başlar. Bu şekilde bitkide su kaybı önlenmiş olur.

Gözeneklerin kapalı olması halinde gaz girişi olmadığından bitkide fotosentez azalır. Buna bağlı olarak bitkide büyüme de azalır. Fakat bir ehvenüşşer kaidesi olarak bu tercih yapılmak zorundadır. Bitkideki bu davranıştan ilham almak gerekirse günümüz ekonomik krizine karşı ilk yapılacak iş lüks tüketimi azaltıp israfı önlemektir. Vatandaşlar iktisatlı yaşamalı. Resmi ve sivil kurumlar da yetki alanlarında israfı önleyici tedbirleri almalı ve çeşitli kanallarla halkı bu hususta bilgilendirmelidir.

Susuzluk krizine giren bitkide gözeneklerin kapatılması yanında yaprakta bulunan epiderma hücreleri de aynı mesajı aldıklarından bu hücrelerde mum sentezi başlar ve üretilen mum yaprak yüzeyine salgılanarak burada bir mum tabakasının oluşumu sağlanır. Bazı bitkilerde ise mum tabakası yerine yaprak yüzeyinde tüy sayısında artış olur. Tahıl bitkileri gibi şerit yapraklı bitkilerde ise yapraklar rulo şeklinde kıvrılarak yüzey küçültmesi yapılır. Bütün bu mekanizmaların amacı yaprağı güneşin yakıcı etkisinden korumak ve su kaybını önlemektir. Çünkü gözenekler kapalı olduğundan suyun buharlaşarak serinleme yapma imkanı kalmamıştır. Bu durumda güneşin yakıcı tesirine karşı mum tabakası bir yalıtım malzemesi gibi mantolama görevi yapar.

Yaprak tüyleri ise güneş ışınlarını kıran bir kalkan görevi yapar. Böylece gözeneklerin kapanmasından doğacak mahzurlar en aza indirilmiş olur. Bu durumdan alacağımız mesaja göre ekonomik krize karşı hükümet yetkililerinin ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek ekonominin zarar görmesini önleyecek acil önlem paketi hazırlayıp kamuoyunu bilgilendirerek rahatlatmaları ve her türlü spekülatif söz ve faaliyete karşı ekonomiyi koruyucu tedbirleri almaları gerekir.

Yapraklarda bu tedbirler alınırken toprak altında da boş durulmaz uzun vadeli önlemler paketi uygulamaya konulur. Kuraklıktan dolayı toprak gözeneklerinde su yok denecek kadar azalmış olduğundan az miktardaki bu sudan istifade için köklerde emici tüy sayısı artırılır. Böylece toprağın en ücra gözeneklerindeki suyun emilme imkanı doğar. Bu da çare olmazsa kök parankim hücrelerinde önceden depolanmış olan nişasta taneleri enzimler tarafından parçalanarak enerji elde edilir. Bu enerji kullanılarak kök hücre zarlarında bulanan taşıyıcı enzimler vasıtasıyla toprak gözeneklerine bağlı olan su molekülleri aktif transport yoluyla alınmaya çalışılır. Diğer taraftan bitkilerin çoğu kazık kök adı verilen bir ana köke sahiptirler. Susuzluk krizinde bu kök daha fazla uzayarak kök seviyesinin çok aşağısındaki derinliklerde bulunan taban suyuna ulaşmaya çalışır.

Mesela deve dikeni denilen bir bozkır bitkisinin toprak üstü kısmı çok kısa olduğu halde kuraklık durumunda kazık kökü 10 metreden fazla derinlere kadar uzayabilmektedir. Kökteki büyüme hemen gerçekleşecek bir şey olmayıp uzun vadeli tedbirlerdendir. Böylece bitkinin kök sistemi daha güçlü hale gelir ve bir daha krizle karşılaştığında bunu kolayca atlatmasını sağlar. Bitkide toprak altında meydana gelen bu tedbirleri dikkate aldığımızda ekonomik krize karşı toplumda atıl durumda olan ve yastık altı tabir edilen rezervlerin kullanımı teşvik edilmeli ve üretimi artırmada kullanılması için çareler aranmalıdır. Bitkiler krizi aşmada kendi iç yapılarındaki mekanizmaları devreye sokuyorlar.

Biz de kriz döneminde kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirmeliyiz. Bitkide uzun vadeli çözümler çoğunlukla toprak altında köklerde alındığı gibi biz de köklerimizden alacağımız güçle kolları sıvamalı ve toprak altı zenginliklerimiz olan madenler, doğal gaz ve petrol gibi kaynaklarımıza ulaşmaya ve onları çıkarıp kullanmaya çaba harcamalıyız.

Bitkilerde ilginç olan bir diğer husus da kriz sırasında bitkilerin gövdeleri ve yaprakları büyümediği halde bitkilerde üreme organları gelişir ve bitkiler çiçek açarak tohum verirler.

Tohumlar toprağa düşer ve böylece bitkinin nesli devam eder. Bu, uzun vadeli, geleceğe yönelik bir yatırımdır ve ben ölürsem çocuklarım yaşasın hissiyle yapılan bir davranıştır. Krizin kelime anlamı iki yönlü olup hem tehlike hem de fırsat anlamına gelir. Bu sebeple karşılaştığımız ekonomik krizde ülkemiz için gerekli tedbirleri zamanında alırsak krizi fırsata dönüştürebilir ve krizden güçlenmiş olarak çıkabiliriz.

Bitkiler hal dilleriyle daha nice mesajlar veriyorlar da farkında değilizdir. Bakmayın onların sessiz ve sakin duruşlarına. Onlar hal ve davranışlarıyla konuşarak bize de dikkat edin diyorlar. Değil mi!

Zafer



Bitkilerde ekonomik kriz ve çareleri

Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan

Klik disini untuk melanjutkan »»

29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde

.
0 yorum


Zihinsel ve bedensel uyumu hayatının her noktasına başarıyla taşıyan Prof. Dr. Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın ipuçlarını verecek.29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde. Bilgi tel:5985523
12/01/2009 - 19:23
29 Ocak Saat 19.30 Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde

Bilgi:5985523

Zihinsel ve bedensel uyumu hayatının her noktasına başarıyla taşıyan ünlü yazar ve bilim adamı Prof. Dr. Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın ipuçlarını verecek.

Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. İ.Ü. Tasarım ve Endüstri Mühendisliği’nde lisans, İ.Ü. Sosyal Siyaset Bölümü’nde Yüksek Lisans, aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. Uzun yıllar kaldığı Azerbaycan'da, çalışmalarıyla "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçildi. Kafkasya ve Azerbaycan'da kaldığı bu sürede, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını aldı.
"Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliği görevini üstlendi. Prof. Dr. Ahmet Maranki'nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, son eserlerinden "Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam enerjisi" kitabı bugüne kadar 3 yılda 78 baskı yapmıştır.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Radyo Dalgalarıyla Suikast

.
0 yorum


ABD'nin Türkiye'ye vermediği F-16'ların gizli yazılımları üzerinde çalışan ve peşpeşe intihar eden 3 Türk mühendisin ölümüyle iligili şok bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre, mühendisler beyinlerine gönderilen radyo dalgalarıyla intihara zorlandı
17/12/2008 - 00:52
ABD'nin Türkiye'ye vermediği F-16'ların gizli yazılımları üzerinde çalışan ve peşpeşe intihar eden 3 Türk mühendisin ölümüyle iligili şok bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre, mühendisler beyinlerine gönderilen radyo dalgalarıyla intihara zorlandı

Kaynak: Yeni Şafak
10.11.2007

F 16'ların ABD tarafından Türkiye'ye verilmeyen gizli yazılımları üzerinde çalışan 3 Türk mühendisin intihar etmeyip suikaste kurban gittiği iddiaları güçleniyor. Yeni istihbarat teknolojisi ve kozmik savaş üzerine pek çok askeri ve sivil stratejik kuruluşta brifingler veren kozmik bilim uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, ASELSAN'da çalışan 3 mühendisin peşpeşe kuşkulu bir biçimde intihar etmesiyle ilgili Yeni İafak'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Maranki, ASELSAN'da ABD'nin Türkiye'ye vermek istemediği gizli yazılımlar üzerine çalışan üç mühendisin ölümüyle ilgili, "Bu kişilerin beyinlerine tıpkı biorezinans gibi belirli radyo dalga boyları gönderilerek intihar dürtüsü oluşturulmuş olabilir" dedi.

SİVRİSİNEK ÖRNEİİ

Maranki, evlerde kullanılan elektrikli sivrisinek kovucuların "sineklerin direkt beyinlerinde hasara yol açtığını, anında hiperaktif duruma geçip kaos yaşadıklarını" hatırlatarak, "Şu an tıpta değişik radyo boylarında elektronik dalgalar hastaya uygulanıyor; bu sayede damar açılıyor, beyin tümörü yok ediliyor, düşünce yönlendiriliyor, şuurun açılması ve belirli tepkiler vermesi sağlanıyor vs. O halde bunun tersi neden olmasın?" diye konuştu. Maranki bu dalgaların cep telefonundan, bilgisayardan ve günlük kullanımlı belirli elektronik cihazlardan kişi veya kişilere gönderilebileceğini kaydetti. Maranki, "Belli dalga boyları ihtiva eden frekans içerikli kodlamalarla insanın bedenine ve bilhassa düşüncesine, yani beyine uygulanarak, şuurda bulandırma, kontrol ve yönlendirme yapılmaktadır. Bunun örnekleri dünyada ve Türkiye'de pek çoktur; ama ne yazık ki devletin araştırma, emniyet ve istihbarat birimleri bu bigilerden yoksundur ve gerekli inceleme yapılamamaktadır" dedi.

ABD VE RUSYA'DA VAR

ABD ve Rusya'da 15 yıl görev yaptığını hatırlatan Maranki, Görüp öğrendiklerimizle radyo dalgalarıyla, ses dalgalarıyla, görüntü dalgalarıyla beyin kontrolü ve zihin yönlendirmenin mümkün olduğu görülmüş ve uygulamalarının nasıl yapıldığı tespit edilmiştir. Irak'ta ki 400 bin Saddamın ordusunun ne olduğu bilinmemektedir. Pentagon Bosna ve Bağdat'ta bazı yeni teknolojilerin kullanıldığını açıklamaktan çekinmemiştir" diye konuştu. Beyine verilen belirli radyo dalgaları sayesinde kişinin adım adım intihar dürtüsünün kontrolüne girdiğini öne süren Maranki, Türkiye'de de bu tür müdahalelerin yapıldığını kaydetti. Maranki bunlara örnek olarak halen hapiste bulunan Salih Mirzabeyoğlu ile Mehmet Ali Ağca'yı gösteriyor.

Başbilen'in ailesi intihara inanmadı

İlk "intihar" olayı 7 Ağustos 2006'da gerçekleşmiş, 16 Ocak 2007 ve 26 Ocak 2007'de ise yine ASELSAN'da görevli iki mühendis daha "intihar" etmişti. Üç mühendis de ODTÜ mezunu ve ASELSAN'da ABD'nin Türkiye'ye vermediği ve şifrelerinin de çözülmesini istemediği yazılımlar üzerinde çalışıyorlardı. Başbilen'in ailesi intihara inanmayıp, çocuklarının bir cinayete kurban gittiğini öne sürerek, adli makamlara itirazda bulundu. Giz perdesinde son sözü İstanbul Adli Tıp Kurumu söyleyecek. Başbilen'in bilgisayar kayıtları, telefon kayıtları ve üzerinde çalıştığı konular da rapor kapsamına alınabilecek. Diğer iki mühendis Evrim Yançeken (26) ve Halim Ünsem Ünal'ın (31) da ölüm biçimleri de intihar olarak nitelendirilmişti.

10.11.2007

ALİ EYVAZ / ANKARA

Klik disini untuk melanjutkan »»

Beyindeki elektrik

.
0 yorum


İnsan beyninin vücut rahatlayınca sinir sistemine gönderdiği Alfa ile uyuma öncesi gönderilen Teta arasında aç kapa işlemi yapan anahtar keşfedildi.
13/01/2009 - 12:42
Beyindeki elektrik

Beyinde aç-kapa

Beyin dalgalarını kontrol etmeyi başaran Sidney Üniversitesi Teknoloji Bölümü Profesörü Ashley Craig, insan beyninin vücut rahatlayınca sinir sistemine gönderdiği Alfa dalgaları ile uyuma öncesi gönderilen Teta dalgaları arasında aç kapa işlemi yapan bir anahtar keşfettiklerini açıkladı.



Kafatasına elektrotlar


Beyindeki “elektrik anahtarı”nın keşfinden sonra deneyler başladı. Araştırma ekibinden bilim adamı Less Kürkup bir sandalyeye oturdu ve önce vücudunu rahat bir duruma soktu, ardından da gözlerini kapatıp dinlenmeye başladı. Böylece beynin Alfa dalgalarını kapatıp Teta dalgaları göndermesi sağlandı. Bu sırada kafatasına bir güçlendirici ile vericiye bağlı iki elektrot yapıştırıldı. Lambalar yandı Normal durumlarda 0.9 votluk bir enerji ile elektrik dalgası gönderen beyin, vücudun rahatlamasının ardından devreyi kapatınca sinir sistemine gitmeyen enerji dalgalarının voltajı 3.5 birime yükseldi. Ve verici ile yönlendirilen beyin dalgası odanın kapalı ışığını açmayı başardı. Aynı miktardaki beyin dalgası ile oyuncak bir otomobil de çalıştırıldı.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Yediklerimize dikkat

.
0 yorum


Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.
16/12/2008 - 23:39
Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.


Buna denetim boşluğu da eklenince 'gıda terörü' olarak adlandırılan tablo ortaya çıkıyor. Nerede ve nasıl üretildiği belli olmayan gıda maddeleri insanların sağlığını tehdit ediyor. Merdiven altı firmalar, sattıkları eti kimyasal ilaçlarla şişiriyor. Sosis, salam ve sucuğa ezilmiş tavuk kemiği, kaşar peynirine de soya ve margarin katıyor. Zeytin de tekstil boyası ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor.

İstanbul Ticaret Odası (ITO) Gıda Komitesi Üyesi ve Keyveni Yemek Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik gıda üretiminde yaşanan sıkıntılarla ilgili bir rapor hazırladı. "Tüketici sağlığı ve gıda güvenliğine karşı gıda terörü: Kayıt dışı ve Merdivenaltı Üretim" adı verilen raporda insan sağlığının nasıl hiçe sayıldığı tek tek ortaya konuluyor.

Raporda Türkiye'de Tarım Bakanlığı'nın izni ve denetimi çerçevesinde 17 bin gıda sanayi işletmesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak buna karşın 10 bini aşkın işletmenin de kayıt dışı ve merdiven altı yöntemle üretim yaptığı ifade ediliyor. Hatta bazı firmaların Tarım Bakanlığı'ndan izin almış gibi sahte belge düzenlediği öne sürülüyor.

Ete, Bradmix adlı ilaç katılıyor Sadık Üelik, bazı et işleme tesislerinin yurtdışından kaçak yollarla getirilen 'bradmix' isimli bir ilaçla eti yüzde 30-35 oranında şişirdiğini söylüyor. İlaç enjekte edilen etin su tutarak hacmini artırdığını, ağırlaştığını ve parlak göründüğünü belirten Çelik, "İlaçlı etler pişirildiğinde bile hacmini koruyor. Oysa pişen et gramajını kaybeder ve küçülür." diyor. İlaçlı etlerin yüzde 40 daha ucuza satıldığını ifade ederek, çok ucuza kalitesiz yemek üreten bazı firmaların bu etleri kullandığını aktarıyor.

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği (VGHD) Başkanı Dr. Can Demir ise Tarım Bakanlığı'nın et ve et ürünleriyle ilgili yönetmeliklerine göre 'Bradmix' kullanımının yasak olduğunu vurguluyor. Ancak buna rağmen kaçak yoldan kullanıldığını dile getirerek, "Bu ilaç kimyasal bir ürün olduğu için o etleri tüketen insanlarda sağlık sorunlarına yol açabilir." açıklamasına yapıyor.

Öte yandan bazı merdiven altı işletmeler kasaplardan ve marketlerden topladıkları kemikli tavuk artıklarını yüksek ısıda işlemden geçirerek kıyma (MDM kıyma) haline getiriyor. Bunlardan da sucuk, salam ve sosis üretiliyor. VGHD Başkanı Can Demir, MDM kıymalı et ürünlerinin daha çok okul kantinlerinde ve büfelerde tost ve sandviç yapımında kullanıldığına dikkat çekerek, "Bizde büfe sucuk ve büfe salam diye bir tabir var. Nerede üretildiği belli olmayan ve çok ucuza satılan bu ürünler maalesef kemik artıklarından imal ediliyor." uyarısında bulunuyor.

Gıda Terörü Raporu'nda anlatılan hileli gıda maddelerinden bazıları

Kaşara soya ve margarin
Normalde 1 kilo kaşar, 10 kilo sütten elde ediliyor. Merdiven altı işletmeler soya proteini kullanarak süt miktarını 6-7 kiloya düşürüyor. Kaşarın içine de margarin atılıyor. Bozuk peynirler de baharatlanarak yeniden satışa sunuluyor.

Zeytine tekstil boyası
Zeytin, tekstil boyalarıyla ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor. Gemlik ve Akhisar zeytinlerinin için de daha düşük fiyatlı yörelerin zeytinleri karıştırılıyor. Zeytine gıda tuzu yerine sanayi tuzu katılıyor.

Ete nişasta, tavuk atıkları
Salam, sucuk, sosis ve kıyma gibi et ürünlerinde hayvansal atıklar, nişasta, tavuk derisi, zar, kan ve tavuk kemiği kullanılıyor. Buna ucuz pul biber ve nitrat ilave ediliyor ve renklendiriliyor.

Pul bibere aşırı tuz
Sapı ve çekirdeği ile öğütülen acı biber yağlanıp ağır çekmesi içini aşırı derecede tuzlandıktan sonra paketleniyor. Yol boylarında kurutulmaya bırakılan biberlerde de aflatoksin oluşuyor.

Sıvı yağ yerine atık yağ
Türkiye'nin dört bir yanından toplanan binlerce tonluk atık yağ, merdiven altı işletmelerde rengi açılarak tekrar satışa sunuluyor.



Tarih : 22.09.2007

Klik disini untuk melanjutkan »»

Kozmik Mesaj

.
0 yorum


Bundan sonraki birkaç ay ve yılda belki de her şey “ışık hızında” gelişip olabilecek.
17/12/2008 - 00:44
Bundan sonraki birkaç ay ve yılda belki de her şey “ışık hızında” gelişip olabilecek. Dünyamız olağanüstü hadiselerle; güneş patlamalarından tutunda dünyamızdaki bazı bölgelerde oluşacak doğal afet ve patlamaların “elektromanyetik” titreşimleriyle farklı boyutlarda başta insanlara olmak üzere dünyamıza ve üzerindekilere tesir edecek belki de şayet bu hal “böyle devam ederse” kitlesel ölümlerin yanında yeni oluşumlarda olabilecektir.

Daha da ileri giderek dünyamızdaki devletlerin güç yapıları hatta bazılarının varlıkları bile yok olabilecektir.

Dünyamız ancak o zaman 3 boyuttan farklı boyutlara ve teknolojilere ulaşıp mutlu sona doğru gidebilecektir.

Dünyamız “doğal kaynaklarıyla” besleyebileceği sakinleriyle yoluna devam edecek. 2008’ler, 2013, 2015’ler giderek artan güzelliğin başlangıcının habercisi olacaktır.

Bizler ümitvarız diyoruz. Önümüzdeki on yıllar O’nun hakimiyetinin ışık yılları olacaktır diyor ve müjdesini veriyoruz. Yalnız bir şartla; insanlık “Kozmik Bilinç”e erişir ve O’nun ışığı ile aydınlanırsa.

Yapmamız gereken; “ulusal bir duruş” sergileyecek kadroları aynı ruhta, aynı çizgide ve aynı doğrularda birleştirerek, oluşacak sinerji ile düşen bayrağı tekrar yerine koymak, o methedilmiş fetih erlerinden olabilme yolunda çabalamaktır.

Takdir yine O’nun olacaktır. Bir tek başına birdir. Aynı ruhta, aynı çizgide bir hedefe kitlenen yan yana dört dörtlük “dört inanmış adam”ın gücü 4444 eder ki bu da dünyanın endazesini değiştirmeye, yukarıda anlatılanların gerçekletirilmesine yeterlidir diyoruz...

Klik disini untuk melanjutkan »»
 

Zirve100 Site ekle
oyun komedi sohbet siteleri

Ahmet MARANKİ Kimdir?

Ahmet MARANKİ Kimdir?
Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. 1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır. Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir. BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-International Personel Academy'de görev yapan yazar; yaptığı bu ilmî çalışmalar, hazırlanan ders programları ve bunların uygulanması, yayınlanan kitaplar ile ilmi şura kararıyla "Univesity Lecturer" göreviyle "Economy" alanında profesör unvanı alarak ‘Ateste’ edilen tek T.C. vatandaşıdır. Kafkasya ve Azerbaycan’da kaldığı bu sürede yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır. Yazar eserlerinde de görüleceği gibi T.C.’deki devlet görevi sırasında meslekî çalışmaları yanında, 1987'de Ortadoğu'daki İran-Irak Savaşı sırasında Musul-Kerkük bölgesinde Türkmenlerle ve Suudi Arabistan’da İslam konferansıyla ilgili, 1990 yılında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki Türklere uygulanan asimilasyon ve tehcirle ilgili, 1991 yılında ABD'de Müslüman-Kızılderililerle ilgili, 1993'ten günümüze kadar da Kafkaslardaki Türkler ve bilhassa Azerbaycan’la ilgili çeşitli kuruluşlarla işbirliği içinde görev yapmıştır. Bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası yazılı ve görsel medyada 55 adet tebliğ, 10 adet ders ve sosyal muhtevalı kitap ve "strateji" adıyla yayınlanan makaleleriyle kamuyla paylaşmıştır.Pek çok bilimsel araştırmanın öncülüğünü yapan ve Rusya-Avusturya-Azerbaycan -Türkiye'nin bilim adamlarından oluşarak 1990 yılında kurulan "Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliğini de yürüten yazar, halen Türkiye’nin AB'ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanmasıyla ilgili olarak Hollanda Amsterdam'da "Türkiye Hollanda Vakfı"nı ve bu kitabın konuların bilimsel olarak araştırmalarının yapıldığı "The Institute for Cross Cultural Health" adlı enstitünün başkanlığını yürütmektedir. BMT Asya-Pasifik ve Avrupa Başkanı Setsuka Yamazaki tarafından başka projelerde uzman olarak çalışmak üzere davet edilen yazar, Türkiye'de kalarak bu necip millete hizmeti ön planda tutmuştur. 1969 yılından beri sporla yakından ilgilenen yazar, kara kemer, judo, tekvando, şhiatsu hocası olarak halen Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna hizmet vermektedir. Dünyada ve Türkiye'de sosyal ve stratejik pek çok vakıf, dernek, düşünce kulüpleri vs. gibi NGO'larda (Sivil Toplum Kuruluşu) faaliyet gösteren yazar evli ve 3 çocuk babası olup İngilizce, Arapça, Rusça, Azerice, Osmanlıca bilmektedir. Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, yazarımızın son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.
Namablogkamu is proudly powered by Blogger.com | Template by o-om.com | Power by blogtemplate4u.com