
Son 70-80 yıldır hayatımıza giren sadece kimyasal terkiplerden oluşan ilaçlardan medet umarak çığ gibi büyüyen hastalık çeşitlerini ve oranlarını yok etmeyi beklemek yerine, binlerce yıldır insanlığın şifa bulduğu eskimez metotlarla birlikte gelişen teknolojinin ışığı altında Ortodoks tıbbının deneyim ve engin tecrübelerinden de istifade ederek işbirliğiyle İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini, hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.
Koruyucu Hekimlik
İlkokuldan başlayarak, lise ve üniversitede mutlaka önleyici, koruyucu hekimlik ve sağlıklı beslenme ile ilgili dersler zorunlu olarak okutulmalıdır. Tıp fakültelerine dünyadaki emsalleri gibi bitkisel tedavi ile ilgili bölümler ve yan bilim dalları geç kalmadan kurulmalıdır.
İlaç Tüketimi
Avrupa ve Dünya ülkeleri kendi ilacını kendi üretmektedir. Türkiye yüz milyarlarca dolar dövizi ilaca vermektedir. Ülkemiz bu kadar zengin değildir. Ülkemizdeki yetkililer sağlıkta başka metotlar aramadığı için birtakım telkinlerinde etkisiyle bu necip milletin torunları sadece kimyasal ilaçlara mahkûm edilmekte kısır bir döngüde kalan son ömürlerini elinde ilaç torbalarıyla hastane kapılarında geçirmektedir. Türkiye binlerce yıllık tababet kültür birikimiyle çaresiz değildir. Yeter ki irade ortaya konulabilsin çare çoktur.
Bitkiler dünyası bunlardan sadece birisi olup, bilimin ışığında insanlığın kurtuluş reçetelerini ortaya koyabilecek birikime sahip olduğunun işareti, dünyamızın kuruluşundan bugüne kadar insanlığa yaptığı ve hiçbir zarar ve yan etkisi ve bağımlılığı olmayan, doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler dünyasıdır.
Melez-Hibrit Dölsüz Tohumlar
Bitkilerden; meyve ve sebzelerin geni değiştirilmiş-melez-hibrit-ebter-geri dönüşümsüz-tek kullanımlık dünya literatüründeki adıyla disposable tohumlardan üretilenleri kullanmayınız. Israrla doğal tohumlardan üretilen bitkileri tercih ediniz. Bu gibi tohumlardan üretilen bitkiler şifacı olamayacağı gibi bağışıklık sistemine hiçbir katkısı olmayan antioksidan mineral ve vitamin içermeyen, bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir. Çünkü iyi niyetlerle ortaya çıkan bu gibi çalışmaların bilimsel olarak insana ve doğaya tesir ve geri dönüşümleri, sonuçları mutlaka araştırılmalıdır!
Toprağın biyolojik yapısını bozduğu ve sonraki kullanımlar için dejenerasyona uğratması yanında bu tohumlardan çıkan bitkilerden uçan polenlerin son zamanlarda artan alerjik hastalıklara sebep olduğu, floraya tesir ederek çevre ekolojik dengeyi etkilediği dikkate alınmalıdır.
Son zamanlarda ülkemizde sık sık ve dünyada da yaygın olarak görülen mucizevi iksir “ balı” üreten arıların ölümü acaba bu hibrit tohumlardan üretilen bitkilerin polenlerinden mi kaynaklanmaktadır. Daha bunun gibi yine ülkemizde yetişen sulu bitkiler; kavun, karpuz, domates, salatalık gibi antialerjik, soğutucu bitkiler oldukları halde tam aksine kendileri allerjen duruma gelmişlerdir. Bütün bu bitkilerin tüketilmesiyle insan genininde zamanla dejenerasyona uğrayabileceği de dikkatle düşünülmelidir.
Doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrit tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır. Dölsüz tohumlardan tüketerek döl vermek mümkün müdür? Kesinlikle ve acil olarak araştırılmalıdır.
Bu, asrımızın çözümsüz problemlerinin en başında yer alan bir durumdur. Bu duruma devlet ve sağduyulu çiftçiler mutlaka el atmalı, gelecek nesillerimizi korumak için Anadolu’muzun tabii tohumları tamamen yok olmadan müdahale edilmelidir.
Bitkileri tohumlarını seçtikten sonra ekilecek arazinin mümbit ve temiz olması, tohumu ekecek kişinin ruh durumu, sağlığı düzgün olmalı, yani ekimi, dikimi, büyütme, hasadı, kurutmasından bize ulaşan en son mamul haldeki içecek ve droglarına kadar yapılacak işlerin sevgiyle ve isteyerek yapılması çok önemlidir. Gelişen teknolojik aletlerle yapılan Kirlian fotoğraf tekniği, termal kamera ve rezonans aletlerinin de görüntülemeleriyle ortaya çıkan bir gerçek, sevgiyle yapılan bu işlerde bitkilerin tamamen etkilendiği hatta kimyalarında değişiklikler husule gelerek etkin maddelerinin oranlarının ve enerji boyutlarının tamamen farklılaştığı ortaya konulmuştur.
Aşırı Gübreleme
Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliğini (nitrat fazlalığı ve toksin vs), yetiştirme aşamasında tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkıların zararlarını minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karıştırılmış sıcağa yakın ılık suda 5 dakika tutulmasını öneririz.
Pişirme
Bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler dışında kesinlikle fazla pişirilmeden, tıkırında ve suları dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse suları içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoşaflarında da aynı metot geçerlidir.
Meyve – Sebze Suları
Alışkanlık haline getirdiğimiz ve sıkça kullandığımız portakal, greyfurt, elma, vişne, kayısı, erik gibi meyve sularını mevsiminde çiğden sıkarak içmeli, konsantre halde kullanmamalıyız. Bunları tüketirken en fazla kilonuza göre içeceğiniz miktar 1-2 bardak olmalıdır.
Boş karna portakal, greyfurt gibi asitli meyve suları içilmemeli, mümkünse yemek aralarında uygun miktarda tüketilir. Kür uygulamaları bunun haricindedir. Kür uygulamalarında zeytinyağı ile yudum yudum içilen meyve suları bununla karıştırılmamalıdır.
Kaç Öğün Yemeli?
Günde iki öğün ve öğünlerinizde her zaman bir çeşit gıda tüketiniz. Örneğin; bir öğün lahana, bir öğün makarna gibi…
Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi cihan padişahlarının herkesten çok imkânlarının olmasına rağmen hayatları anlatılırken en önemli özelliklerinin başında her gün iki öğün ve bir çeşit yemek yediklerine ibretle şahit oluruz. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünün açılımından bunu mu anlamalıyız acaba?
Mevsimlerde Ne Yiyelim?
Salatalarınızı mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kışın domates, salatalık, yeşilbiber kullanmayınız. Yazında kışlık sebzeleri kullanmayınız. Türkiye için havuç ve lahanayı(yuvarlak, suni lahana) bu kışlık sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaşadığınız iklime göre değişim göstermektedir. Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararların önüne geçilsin.
Bitkileri ve çaylarını kür uygulaması haricinde devamlı ve peşpeşe tüketmeyiniz.
Beyaz ekmek tüketmeyiniz. Çok çabuk acıkırsınız. Tabi mayayla üretilmiş tabi buğday unundan ekmeği diğer günlerde kepek, yulaf, çavdar, mısır gibi veya çekirdek ekmek gibi ekmek çeşitlerini münavebeli olarak tüketiniz. Acıkmadığınızı göreceksiniz.
Kahve ve Çaya Dikkat!
Siyah çayı radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeşil çayı içebilir, hatta posasıyla birlikte tüketmenizi öneririz. (Yeşil çayın içindeki Kateşin etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oranında geçtiği, daha iyi antioksidan etki göstermesi sebebiyle yeşil çayı posasıyla veya sıkıştırılmış tablet olarak tüketilmesini öneririz.
Her türlü bitki çayını aromatik ve uçucu yağlar ihtiva eden bitkiler hariç. aşırıya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz.
Bütün bitki çaylarınızı tatlandırılırken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayısı, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz.
Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmüş Türk kahvesini kahvaltı ve öğle yemeği sonrası ve akşamüstü (ikindi çayı yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsızlığınız, kalp kolesterol rahatsızlığınız, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsızlığınız mevcut değil ve sağlıklıysanız.) Vitamin, mineral, enzim ve besin destek ürünlerini suni, kimyevi, tabii olmayan metotlarla saflandırılmış droglar-tabletler halinde almamaya çalışınız. Metabolizma bunları belli yaşlarda (erken ve geç yaşlarda), tolare edememekte, bedende alınan bu ağır metaller sebebiyle çökme yaparak toksin ve kitleler oluşabilmektedir.
Kansere Sebep mi?
Kanser diye teşhis konulan vakaların bazılarında yapılan laboratuar analizlerinde, oluşan kitlelerin, safra ve böbrek taşlarının bu sebeple oluştuğu üzerinde görüşler ağırlık kazanmaktadır. Biz bu destekleri tamamen ve doğrudan tabii olarak kaynağından yani bitkilerden-sebze ve meyvelerden almaya gayret göstermeliyiz.
Mesela hepimizin alışkanlık haline getirdiği ve bilhassa çocuklarımızın kullandığı C vitaminleri ve yaşlılara kullandırılan kalsiyumun fazla kullanımı vücutta kireçlenmelere böbrek, prostat ve safrada taşlaşmalara sebep olabileceği göz önüne alınarak bu gibi vitamin, mineral ve enzimleri havuç, brokoli, lahana, maydanoz gibi bitkilerden almalıyız. Burada çok önemli bir detayı açıklamak istiyorum; suni olarak aldığımız vitamin ve minerallerden sadece o özelliği yani kalsiyumu veya vitamini bildirilen miktarda alırız.
Bitkilerle tabi yoldan o özellikleri almak istediğimizdeyse, o özellikle beraber onun bedene girmesiyle fazla veya eksik olabilecek ve onun tolaresine yardımcı olabilecek farklı özellikte vitamin, mineral ve enzimleri de beraber alırız. İşte bu özelliğinden dolayı vitamin, mineral ve enzimlerimizi bitkilerden sağlamalıyız.
Yemek Yeme Sanatı
Yemeklerin arkasından hemen meyve ve tatlılarınızı yemeyiniz, çay içmeyiniz. İnek yağı ve tabii şekerden yapılmış başta meyve tatlısı olmak üzere bütün tatlılarla ile çayınızı tatlandırarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlıları yemeklerden öncede tüketebilirsiniz.
Besinleri Karıştırmayın!
Yukarıda anlatılanların gerekçesi olarak, yenilen öğünlerde karbonhidrat, protein, şeker ve diğer enzimlerin birbirine karışarak, hem aldığınız besinlerin yan etkisinden korunmanıza, hem de gıdaların tam olarak alınmasına ve metabolizmanın bozulmamasına kaygı ön planda tutulmaktadır.
Öğünlerin Vakti
Akşam, güneş battıktan sonra son öğününüzü yiyebilir iki saat sonra çay, tatlı ve meyve dahil hiçbir gıda almayınız. Çünkü bu saatten sonra safra kesesi saati başlamaktadır. Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler kitabımızda, gösterilen Beden Organları Aktif Çalışma Saatlerini dikkatle inceleyip ona göre bir beslenme, dinlenme ve hayat tarzı modeli geliştiriniz.
Üç Beyazdan Kaçının
Öğünlerinizde 3 beyaz yani bize göre suni un, suni tuz, suni şekerden uzak durmanızı, bunların yerine zaten bitkilerde olanlarıyla iktifa etmenizi ve tabii şekliyle kullanılmalarını öneririz. Çünkü beyaz un onlarca işlemden geçerek önünüze gelmekte, tuz rafine edilmekte, şekerse tabiilikten tamamen uzaklaşmaktadır. Şayet siz yeni bir dünyaya doğsaydınız zaten ekstradan ne un ne şeker ne de tuz kullanacaktınız. Kısaca bunların bir alışkanlık olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz.
Burada 3 beyaz üzerinde önemle durmamızın sebebi, bugünkü hastalıkların sebeplerinin hepsinde bu suni 3 beyazın çok büyük bir payı olduğu gerçeğidir.
Suyun Önemi
Sabahları kalktığınızda bir bardak ılık su içmenizi, mümkünse taze sıkılmış limon suyuyla karıştırarak içmenizi öneririz. Sular kullanılırken klordan arındırılmış olması gerekir. Klor serbest radikalleri arttırabileceği gibi klorlu suyla yıkanmak ve ardından güneşlenmek ultraviole ışınlar sebebiyle ciltte tahrişlere sebep olabilir. Halk dilinde alalık denilen Vitiligo’ya sebep olabilir.
Su İçmek Sağlıktır
Gün boyunca yemeklerden bir müddet önce ve bir saat sonra en az birer bardak su içmenizi, yatmadan önce bir bardak ılık suya 1 çorba kaşığı tabii elma sirkesi karıştırarak içmek metabolizmanızın yenilenmesi ve tanzimlenmesinde büyük rol oynayacaktır.
Tabii Sütleri Tüketin
Kozmik Bilim bugünün üretim şekil ve şartlarını da göz önüne alarak sütün sadece hayvan ve insanların yavruları için tabii olmak şatıyla tüketilebileceğini önermekte, geni bozulmamış hayvanlardan sağılmış sütlerin ise ancak yağ, yoğurt, peynir, kefir ve diğer süt ürünlerinde kullanılmasını önermektedir. Bugün üretilen tabii süt miktarıyla tüketilen süt ürünleri miktarı arasında çok büyük farklar olduğundan, dolayısıyla sütten yapılmış mamüllerin süt mü süte eşdeğer bir madde mi veya süt tozu, vs mi olduğu araştırılarak tüketilmelidir.
KOBİK bütün bu şartları göz önüne alarak yaptığımız araştırmaların çarpıcı sonuçları karşısında sizlere bu konuda sadece doğal yolla yetiştirilmiş inek manda, koyun ve keçiden sağılan ve kaynatılarak yapılmış peynir yoğurt ve yağları, doğal yolla yetiştirilmiş keçi sütünden yapılmış peynir, kefiri ve dondurmaları önermektedir.
Limon Mucizesi
Limon Yaratıcı’nın mucize bir meyvasıdır. Yediğiniz her şeye başta tatlılar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sıkarak onların olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz.
İçtiğiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sıkabilirsiniz.
Astrolojik Takvim
Yukarıda sıraladığımız hükümler yanında mutlaka astrolojik boyutta dünyanın her yerinde uygulanan bedeni temizleme-arınma-detoks programlarını yaparak, metabolizmamızı, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesemizi temizleyerek bitkilerden azami seviyede istifade ederek sağlıklı yaşama geçebiliriz.
Bütün inanç kitaplarında yer alan bir hükmü hatırlatmak istiyoruz; hastalıklarımızın da sebeplerinde bu hüküme uymamamız görülmekte, her ne kadar konunun uzmanları günde 2-3 öğün değil 7-8 öğün yiyin deseler de, bizler Kozmik Bilinç’te olanlar O’nun yani Yaratıcı’nın ve büyük öğreticilerin sözlerine kulak vererek “Acıkmadan yemeyin, doymadan yemekten el çekin” kuralına uymaya çalışalım. Bunu yaparken de yukarıda sıraladığımız kaide ve metotlara uyalım.
1 Şubat 2009 Pazar
MARANKİ Diyorki; Prof. Dr. Ahmet Maranki'den sağlıklı ve dinamik kalmanın formüllerini öğrenmek için tıklayın...
Etiketler: ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, bitkilerle çözüm, kozmik beden temizliği nedirProf.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri
Etiketler: ahmet marangi elmas marangi, ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, bitkilerle çözüm, kozmik beden temizliği nedirProf.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri buradan Hocamızın hergün aktardığı taze bilgileri burada paylaşacağız halkımızın bilinçlenmesi ve daha iyi yerlere gelebilmemiz için önce sağlık diyoruz bu detayı lütfen atlamayalım ve hocamızı takip etmeye devam edelim sakın kaçırmayın üzülürsünüz
Klik disini untuk melanjutkan »»25 Ocak 2009 Pazar
Çocuk Sahibi Olamayanlara Umut!! 1 Haftada Sağlıklı ve Mutlu Bir Hayata Geçiş
Etiketler: ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, Hamilelik, mucizevi bitkilerEşimle beraber İnegöl Oylatta gerçekleşen arınma programına katıldım. Yıllardır yanlış beslenme sonucu sağlıksız- kimyasal katkılı- genleriyle oynanmış besinleri yiye yiye vücudumuzu getirdiğimiz bu halden kurtardık.
16/12/2008 - 17:00
Benim sizde cep telefonum ve mail adresim var. Onu da sizin uygun göreceğiniz kişilere eğer konuşmak isterlerse verebilirsiniz...
Ben eşimle beraber 12-19 mayıs tarihleri arasında İnegöl Oylatta gerçekleşen arınma programına katıldım. Detoks hakkında bir süredir basında Çıkan haberleri takip ediyordum. Yıllardır gerek yanlış beslenme sonucu gerekse insanlığın geldiği nokta itibariyle
sağlıksız- kimyasal katkılı- genleriyle oynanmış besinleri yiye yiye vücudumuzu getirdiğimiz bu halden kurtarmamız gerektiğine inanıyordum. Fakat yine de işte insanoğlu müsibet gelmeden başa nasihatlere kulak asmıyor. Ama işte benim bedenim de sonunda çığlığı bastı ve 33 yaşında erken menopoz denilen sorunla karşılaştım. Hem de 4,5 yıllık evliliğin sonunda nihayet Çocuk kararı almışken... Çocuk için bunca zaman gereksiz sebeplerle beklemiş olmanın vicdan azabını yaşarken, bundan sonraki hayatımda erken menopoz nedeniyle beni beklediğini bildiğim (ciltte sarkma, kemiklerde incelme vs vs) sorunları düşünmeye gücünüz bile kalmıyor maalesef... 4 kere tüp bebek denemesi sonrasında, ilk kitabının yayınlanmasından itibaren Ahmet Maranki'nin hiç bir konuşmasını kaÇırmayan annem, Ahmet Bey'in önderliğinde düzenlenen arınma programından bahsetti.
Benim 4. tüp bebek denemesinin olumsuz sonucunu aldığım gün, Ahmet Maranki'nin sitesinde Kozmik Beden Temizliği-Arınma'nın 3. döneminin duyurusunun yayınlandığı gün oldu. Şimdi düşünüyorum da aslında iyi oldu. O ruh hali ve sonradan da tanık olduğum üzere bedenimin o haliyle hamile kalmış olmak pek de hayırlı olmayacaktı.
Heyecanla ama tabi ki binbir kuşku ve kaygıyla gittik...İlk olarak lavman düşüncesi bunca yıldır edindiğimiz katı düşünce kalıpları nedeniyle çok uzak geliyor ve korkutuyordu. Gerçi ne tesadüftir ki oraya okumak için götürdüğümüz Sümerleri anlatan kitapta da o dönemde kullanılan en etkili tedavi yöntemlerinden biri olarak lavmandan bahsediyordu. Aslında insanoğlunun bir zamanlar kendi kendinin doktoru olduğunu fakat zamanla ilaç şirketlerinin dayatmasıyla onların birer kar aracı ve canlı kobayları olarak kendi vücudumuza ne kadar yabancılaştığımızı o zaman algıladım.
Bunca yıldır her ne kadar dikkat ediyoruz desek de, vücudumuza ister istemez , onun doğasına aykırı bir çok (belki de kilolarca) maddeler sokmuştuk. Bu maddelere yaradılış gereği tamamen yabancı olan vücudun bunları hazmetmesi ve olması gerektiği gibi dışarı atması imkansızdı. En kaba ama basit haliyle lavaboya "yabancı" maddeler attığınızda nasıl da tıkanıp işlevsiz hale geldiği gibi.. Böylesi bir durumda görevini tam manasıyla yapamayan bağırsak nedeniyle diğer organlarımıza fazla yük binince vücudun başka başka yerlerinde sorunlar olması kaçınılmaz hale geliyor. İşte beslenme, bitkisel destekler ve lavman yöntemiyle temizlenen bağırsaklarınızın tam manasıyla işlevlerini yerine getirmesini sağlıyorsunuz. Bunun yanında aslında özellikle benim gibi yemeyi içmeyi seven biri olarak, aslında irademi kullanabileceğimi ve aç kalırsam (eski halime göre) ölmeyeceğimi gördüm (ki hiç de aç kalmadığınız gibi başka yerde kolay kolay tadamayacağınız bir çok sebze-yeşilliği de tadıyorsunuz)
Canınızın çektiğini zannetiğiniz o hamburger, pizza ve bisküvileri aslında görsel medyanın dayatması sonucu tüketmeye yöneldiğinizi görüyorsunuz... İlk iki günlük adaptasyon devresinden sonra vücudunuzdaki olumlu değişimleri de farkederek süreçten daha fazla keyif alıyorsunuz. Arınmanın bilincine varıyorsunuz. Özellikle içinizden çıkan çamur gibi sıvılar ve sarı sarı iltihapları (ve daha neler neler maalesef) görünce bunca zaman aklım neredeymiş diyorsunuz. Bir de normal zamanda haftanın iki günü küt diye gelip yerleşen ve bana ilaçsız dışarı çıkmayı kabus haline getiren başağrılarımın yok olduğunu (iki hafta oldu, zerre kadar ağrı yok...) gördüm.
Sabahları sürüne sürüne uyandığım 33 yıldan sonra saat 6.00 da rahat rahat kalkabildiğimi ve buna rağmen esneye esneye günü tamamladığım günleri geride bıraktığımı görünce daha da mutlu oldum
Tabi bir de program dönüşünde İstanbul'da (yine de dayanamayıp )
yumurta kontrolü için gittiğim doktorumdan sağ yumurtalığımda oldukÇa sağlıklı
bir yumurta geliştirdiğimi ve hatta sol yumurtalıkda önümüzdeki ayın
yumurtasının gelişmeye başladığını duyunca daha da mutlu oldum. Ben daha
doktoruma söylemeden kendisi bu ay tüp bebek denemesi yapmayıp kendi haline
bırakmayı önerdi. Ben inanıyorum, zorlamadan sadece bu bilince sahip olarak ve
gerÇekten kalpten inanarak bu sorunu aşacağım
Fiziksel değişimler kendini göstermeye başladı. Bunun yanında bilmiyorum neden, belki de bunca zaman vücuttaki tıkanıklıklar nedeniyle biriktirdiğiniz olumsuz düşüncelerden sıyrılıyorsunuz ve gönül gözünüzle görmeye başlıyorsunuz dünyayı... Ben başıma bu sorun geldiğinde çok ümit aradım. Her olumlu söze muhtaç hale geldim. Bu yüzden istiyorum ki insanlar arınma konusunu araştırsınlar canlı kobay olmaktan kurtulup kendi vücutlarını dinleyip tanısınlar tedavi etsinler.. Benim cep telefonumu ya da mail adresimi isteyenler Ahmet beyin asistanı Kübra hanımdan edinebilirler. Dediğim gibi ben çok ümit aradım sizlerin de ümidinizi hiç kaybetmemesi dileğiyle...
Senem ÖZESEN
Hepatit C'den Nasıl Kurtuldum!.. Umum Yerlerde Çalışanlar ve Havuza Girenler Dikkat
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, Hastalıklar ve Tedavileri
Toplumumuzda giderek yaygınlaşan gizli düşman Hepatitten korunma ve Hepatit hakkında bilmeniz gereken herşey..
16/12/2008 - 17:27
Hala bana bile hayal gibi geliyor. Fakat bu zor ve pahalı tedavi gerektiren hastalıktan kurtuldum.(Hepatit Hakkındaki tüm Bilgiler yazının devamında...)
Toplumumuzda giderek yaygınlaşan gizli düşman Hepatitten korunma ve Hepatit hakkında bilmeniz gereken herşey
Hikayem, Haziran 2007 tarihinde benim tiroid bezime baktırmak için KIZILAY hastanesine gitmemle başladı. Uzun zamandır içimde Hepatit testi yaptırma konusunda bir istek vardı. Doktordan rica ettim, test formunda ANTİ HCV’yi de işaretledi. Ben rahatım! Bana göre nasıl olsa hiçbir şey çıkmaz!
Ama öyle olmadı
Birkaç gün sonra test sonuçlarını aldığımda büyük bir süprizle karşılaştım: ANTİ HCV pozitifti.
Tam o günlerde de bir sene önce radyoda dinlediğim Maranki Hoca’nın sitesini “acaba bahsettiği merkez kuruldu mu?” diye sıkı takip ediyorum. Lavman kısmında bize, acısız, maliyetsiz ve son derece sağlıklı bir yöntemle çok büyük şikayetlerin iyileştirilebileceğinin müjdesini veriyordu. O sıralar hastalığın varlığından haberdar olmadığımdan, detoks+lavman uygulamasını “yapabilirsem yaparım” diyerek keyfi yaklaşıyordum fakat kucağıma bomba gibi düşen hastalıktan sonra benim için bu uygulama mecburi oldu !
İlk test sonucundan sonra, beni hemen Marmara Araştırma Hastanesi’ne gönderdiler. Oraya gidip kan vermeden önce aradaki bir haftalık zamanda detoks + lavman uygulamasını yaptım. Sonra hastaneye kan vermeye gittim. RNA testi yapılacaktı.
20 gün test sonuçlarını, büyük bir endişe ve üzüntüyle bekledim. Bu zaman aralığında da sürekli Maranki Hoca’nın sitesini okuyordum. Ben onun yöntemiyle iyileşeceğime inanıyordum ama %20’lik bir payla da kendimi bu hastalıktan dolayı değişmesi muhtemel bir hayata hazırlamaya çalışıyordum.
Bu tip hastalıklarda insanı paniğe sürükleyen ilk şey, bilmemek. Yani bu hastalık nasıl sonuçlar doğurur, yaşantım nasıl değişir, tedavisi olur mu olmaz mı, başkasına bulaşır mı bulaşmaz mı, maddi olarak çok zorlar mı vs. bir sürü soruyla beraber bilinmezliklerin karanlığında yuvarlanıyorsunuz. Moraliniz çok bozuluyor ve doğal olarak bol bol ağlıyorsunuz.
Çok şükür ki ben, ağlamanın ötesinde bir uygulama yapmış olmanın da rahatlığını yaşıyordum.
Bu test sonucunu bekleme dönemimde, hastalığın detaylarını öğrenmeye çalışıyordum. Tüm süreç boyunca bu hastalıktan, aileme ve arkadaş çevremden kimseye bahsetmedim. Bunun sebebi de belki sessizce atlatacağım bir hastalık yüzünden onları üzmek, tedirgin etmek istemememdi.(Bu arada eklemek isterim ki Hepatit C’nin çok bariz belirtileri yok. Yani o belirtilerle başka bir hastalık olduğu da düşünülebilir. Yıllarca sinsice vücutta kalabiliyor. Takip edilmezse aniden karaciğer hastalıklarıyla karşılaşılıyor. Ayrıca tedavi masrafları çok yüksek.)
Evet, 20 gün dolmuştu ve ben yine hastane yollarındaydım. Pozitif mi negatif mi ? Bu iki işaret, şimdi hayatımın dönüm noktasıydı.
Çekinerek ve heyecanla testlerin dağıtıldığı bölüme yaklaştım.
Ve test sonucu elimdeydi :
HCV - RNA NEGATİF
Hemen doktora götürdüm. “İyi, atlatmışsın. Virüs pasifize olmuş. Yalnız 15 gün sonra tekrar ANTİ HCV’ye bakalım” dedi.
15 gün sonra Kızılay’da (sonuç NEGATİF) , 1 ay sonra da tekrar Marmara Hastanesin’de (bu testte ne negatif ne pozitif çıktı. Makine ölçememiş dediler) iki ayrı test yaptırdım.
Doktora götürdüm. İunları söyledi :”Bunun üstünde durmana gerek yok. Vücut virüse karşı antikor üretmiş. Belki 1 sene sonra tekrar test yaptırabilirsin.”
Artık doktor beni ciddiye almıyordu. Çünkü ortada ciddi bir hastalık yoktu :)
Ağlayarak ayrıldığım hastaneden gülerek ayrıldım ve keyifle evime geldim.
Ahmet Maranki ve değerli eşi Elmas Maranki’ye içimden minnettardım. Çok büyük teşekkür ve dua ile andım.
Daha sonra TÜYAP kitap fuarında, bizzat kendilerine yaşadıklarımı anlatıp teşekkürlerimi iletme fırsatı yakaladım.
Onlar sayesinde kim bilir daha nice insanların hastalıkları şifaya dönecek. Bir ay sonra açılacak olan “Sağlık Yaşam Merkezi”ni de dört gözle bekliyoruz.
*
Bir hayat düşünün sevdiklerinizle, sevdiğiniz şeyleri yaparak keyifli yaşamak; bir hayat düşünün hastane kuyruklarında - belki aşağılanmalarla- doktorların iki dudağının arasına hapis olmak !
Ben öncelikle yüce Allahım’a daha sonra da vesile olan çok değerli Ahmet Hocamıza ve değerli eşine tekrar şükranlarımı sunuyorum.
Böyle olumlu tecrübe yaşayan arkadaşlarımızı da sitede paylaşmaya davet ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla
Genel Hepatit Belirtileri Nelerdir ?
*Halsizlik ve kaslarda zayıflık hissi
* Baş ağrısı
*Karın ağrısı (ki bu ağrısı karaciğer bölgesinin hemen üzerindeki bölge)
* Mide bulantısı
*Koyu renkte idrar (kola rengi)
*Kilo kaybı
*Yağlı yiyeceklerden tiksinme
*Nadiren sarılık
*Eklem ağrıları
Hepatit A
Hepatit A son derece bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Halk arasında sarılık adıyla bilinir. Virüsünün vücuda girdikten sonraki 2-6 hafta kuluçka süresidir. Ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur.
Belirtilerin hepsi aynı anda olabileceği gibi hiçbiri de görülmeden sessiz olarak hastalık ortaya çıkabilir. Hastanın yaşı arttıkça hastalık daha ağır seyreder. Küçük çocuklarda hiçbir belirti görülmeyebilir. Hepatit A genellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzun süreli ya da kötüleşerek tekrarlayan semptomlar olabilir.Hastalık süresince çok uzun süre yatakta kalınması ve buna bağlı olarak işgücü kaybında artış söz konusudur. Tam düzelme 6 ay kadar sürebilir.
Korunma Yolları Nelerdir?
Tam olarak temizliğinden emin olunmayan suyu içmeyin ve bu sudan oluşan buzu kullanmayın. Aynı tehlike bu su ile diş fırçalarken de söz konusu olabilir. Soyulmamış meyvelerin, salataların, haşanmamış sebzelerin yıkanmadan yenmemesi ve çiğ deniz mahsüllerinden sakınılması gerekir. Sokaklarda temizlik kurallarına dikkat edilmeden hazırlanmış yiyecek ve içeceklerin yenilmemesi gerekir.
Tüm bu önlemlere rağmen Hepatit A riski altında olabilirsiniz. Korunmanın en kesin ve güvenli yolu aşılanmaktır.
Hepatit A Nasıl Bulaşır ?
Kan yoluyla ve yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları: tükürük, ter, cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir.
En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişeri olabilmektedir.
Hepatit A Risk Grupları Hangileridir ?
Çocuk yuvaları, kreşler ve okullarda bulunan çocuklar ve buralarda görevli personel.
Eşcinseller.
Yüksek endemik yerlere seyahat edenler.
Sağlık çalışanları, laboratuvar personeli.
Askeri personel.
Hapishanede bulunanlar ve görevliler.
Yakınları Hepatit A hastalığı geçirenler.
Aşçılar ve gıda sektöründe çalışanlar.
Hepatit B
Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve ülkemizde çok önemli bir sağlık sorunudur.Türkiye'de bugün her 3 kişiden yaklaşık 1'i Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden 1'i Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların % 75-80 inde herhangi bir belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağışlarında yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit edilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasında değişmektedir.
Virüsün İzlediği Yol:
1.Kişinin bağışıklık sistemi kuvvetli ise vücudunda virüse karşı antikorlar oluşur ve hastalık oluşmaz. 2.Bu koruyucu antikorlar, eğer ki yeterli düzeye ulaşamazsa kişi taşıyıcı olarak kalır ve potansiyel virüs saçıcı olarak etrafında risk oluşturur. 3.Kişide koruyucu antikorlar hiç oluşamaz, vücut yeniktir, karaciğer enzimleri yüksektir, kişi hastadır, hızla karaciğer yetmezliğine gider veya hastalık yıllara yayılır zamanla karaciğer yetmezliğine ya da kansere dönüşür.
Hepatit B Nasıl Bulaşır ?
Kan yoluyla ve yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları: tükürük, ter, cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir.
En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişleri olabilmektedir.
Hepatit B Risk Grupları Hangileridir ?
Hepatit B'li anneden doğan bebekler,
Ev içinde Hepatit B hastası yada taşıyıcısı olanlar,
Birden fazla kişi ile cinsel ilişkisi olanlar,
Eşcinseller,
Kan ve kan ürünleri kullananlar,
Hemodiyaliz hastaları,
Damar içi ilaç bağımlıları,
Sağlık personeli,
Toplu halde bulunulan yerlerde ( okullar, kreşler, kışlalar, yurtlar, huzurevleri v.s.)
Yaşayanlar risk gruplarını oluştururlar.
Hastalıklarınızın çözümü için COSMİC bitkisel karışım tabletlerini deneyiniz.
Hepatit C
Hepatit C viral yoldan bulaşan hepatitler arasında kan yolu ile en sık bulaşan tiptir. Bu sebeple özellikle kan nakli ve kan ürünleri ile edinildiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Belirtileri hafif olarak algılanabilir yada farkında olmadan geçirilebilir. Genel olarak küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda yetişkinlerde bazi belirtiler görülür
6 aydan daha fazla sürede devam eden hepatit C ile oluşan hepatit durumu kronikleşmiş hepatit C hastalığıdır. Özellikle küçük çocuklarda belirti vermeden gider. Ancak daha ileri yaşlardaki bireylerde bazı belirtiler olabilir
Kronik Hepatit C Belirtileri :
Sebat eden bir halsizlik
Hafif-orta derece karın ağrısı
Siroz belirtileri: vücutta kırmızı damar lekeleri ki bunlara spider (örümcek) denir. Avuç içersindeki kızarıklıklar, karında şişlik, el ve ayaklarda ödem ve şişlik gibi belirtileri olan karaciğer de fibrozla giden çok ciddi bir hastalıktır.
Korunma Yolları Nelerdir?
Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak
Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
Gerektikçe el yıkamak
Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak
Hepatit C Nasıl Bulaşır ?
Kan ve kan ürünleri ile geçebilmektedir. Ayrıca uyuşturucu kullananlarda iğnelerden bulaşması dolayısıyla yaygın görülür. Ayrıca tüm sağlık çalışanları hepatit C içinde riskli bir gruptadır. Sağlık çalışanlarına yine iğne batması ve diğer tıp ekipmanı ile bulaşması söz konusudur.
Cinsel İlişki İle Bulaşır mı?
Doğal olarak akla gelen hepatit C nin cinsel ilişki ile geçip geçemediği sorusudur? Hepatit C cinsel yolla bulaşır, ancak bu olasılık son derece düşüktür. Tek eşli çiftlerde bu olasılık daha da zayıftır. Ancak çok eşli , cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve AİDS li kişilerde cinsel yolla bulaşma olasılığı yüksektir. Ayrıca organ nakli sırasında hepatit C geçme olasığıda çok yüksektir. Ancak özellikle kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organlar hepatit C yönünden taranmaktadır. Bu da hastalığın yayılmasını önlemektedir.
Hastalıklarınızın çözümü için COSMİC bitkisel karışım tabletlerini deneyiniz.
Hepatit D, E, G
Hepatit D virüsü yalnızca hepatit B virüsü ile birlikte görülebilen bir enfeksiyondur. Çünkü çoğalmak için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyar. Hepatit B infeksiyonunun kliniğini hızlandırır ve ağırlaştırır.
Hepatit E Hepatit A virüsüne benzer şekilde feko-oral yolla bulaşır, kronikleşmez ancak gebelerde %20 oranında ölümcül seyretmektedir.Türkiye'de taşıyıcılığı % 5 civarındadır
Hepatit G Karaciğerde enfeksiyon etkeni olan hepatit etkeni virüslerden biri olan hepatit G virüsü yeni bulunmuş (laboratuarda yeni tespit edilmiş) bir viral hepatit virüs türüdür.
Korunma Yolları Nelerdir?
Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak,
Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
Gerektikçe el yıkamak
Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak
Nasıl Bulaşırlar ?
Hepatit D Damardan uyuşturucu kullananlarda, hemofilili hastalarda ve homoseksüellerde bulaşma riski ve görülme sıklığı oldukça yüksektir. Anneden bebeğe geçme çok nadir olarak görülür.
Hepatit E özellikle Asya'nın bir kısmı ve Afrika da görülen bu oral-fekal yani ağız dışkı yolu ile geçiş göstermektedir.
Hepatit G'nin kan ve kan ürünleri ile bulaştığı yönünde yayınlar son 5-10 yıl içinde çeşitli kliniklerce yayınlanmıştır.
* Hepatit G virüsünün bulaşmasını engellemek için kan ürünlerine uygulanan ve virüsü etkisiz hale getirecek yöntemlerin oldukça başarılı olduğu söylenebilir
21 Ocak 2009 Çarşamba
AHMET MARANKİ'DEN KISIRLIĞA BİTKİSEL ÇÖZÜMLER
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, şifalı bitkiler, vitiligo-ala-için kürÇocuk istemelerine ve bir yıllık düzenli cinsel yaşama rağmen gebe kalamama durumuna infertilite (kısırlık ) denir.
Önce doktor fakat bunun yanında alternatif tıptan da faydalanmakta yarar var.
Kısırlık tedavisinde önerilen şifalı bitkiler nelerdir ?
Zencefil: Erkekteki sperm sayısını ve hareketliliğini önemli derecede arttırdığı ispatlanmıştır.
Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler:Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.
Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, su teresi,susam, soya fasulyesi, çemen, badem,hardal,bakla ve mercimektir.
Ahududu: Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir.
Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkeklerin üretkenliğini etkileyen çinko eksikliği aynı zamanda sperm kalitesini de düşürmektedir. Çinko’nun bol bulunduğu sebzeler arasında en başta ıspanak geliyor.Sonra sırasıyla maydonoz,salatalık,bürüksellahanası, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik geliyor.
Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler:Kısırlık için genellikle karnabahar önerilmektedir. B6 vitamini en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.
REFLÜYE DOĞAL TEDAVİ
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, mide yanması ve reflü için yöntemlerHatalı beslenme, kötü alışkanlıklar ve çevresel etkenler nedeniyle oluşan mide sorunlarından şikayet etmeyen yoktur herhalde..
Ayaküstü beslenme alışkanlığı, gelişigüzel alınan ilaçlar, aşırı tüketilen sigara ve alkol ve stres… Gündelik yaşam alışkanlıklarımız gittikçe olumsuz yönde değişiyor. Bu karamsar tablodan en fazla payını alanlardan biri midemiz. Ağrılar, ekşime, şişkinlik ve kramplarla aslında bize tepkisini anlatmaya çalışıyor! Ülser, gastrit ve reflü…
Prof.Dr.Ahmet Maranki katıldığı Esra Ceyhan'ın programında reflü konusunda kısa bilgiler verdi
Ne yapmalı:Çiğ patates ve beyaz lahananın suyu sıkılarak içilmelidir.Her sabah bir bardakla başlanmalı ve daha sonra 1,5-2 bardağa kadar çıkartılabilir.Bu kür 20 günlüktür.
PROF.DR.AHMET MARANKİ’DEN TAVSİYELER
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, Prof.Dr. Ahmet Maran'kiden Tavsiyeler*Günlük tükettiğimiz gıdalar
konusunda dikkatli olunması ve her türlü meyve ve sebzenin mevsiminde tüketilmesini tavsiye eden Maranki;”Sağlığımız için gıdaları zamanında yemeliyiz.
*Mesela kış aylarında domates kesinlikle yenmemeliyiz.
Yüce yaratan onu yaz aylarında yenilmesi için yaratmış. Bu aylarda yenilen domatesin çekirdeği kan hücrelerine olumsuz etki yapabilir.
*Buna karşı yazın da kış aylarında yenilen meyveler yenilmemeli. Mesela;
MENOPOZ İÇİN
Bayanların menopoz dönemlerindeki sıkıntıları azaltmak için; civanperçemi, meyankökü,ve kır papatyasından yapılan çayı öneriyor
TROİD İÇİN CEVİZ
kaç adet cevizi bir su bardağında bir kaç gün bekletiniz ve cevizi
yedikten sonra suyunu içiniz bunu hergün yaparsanız bir kaç hafta sonra sizdeki değişikliği fark edeceksiniz
Birde ceviz arasındaki perdeden 25,30 adetini bir litre suda bekletin ve onuda aynı şekilde hergün tüketirseniz troide faydasını fakedeceksiniz
SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İÇİN ÖNERİLER;
Beslenme düzenimizi değiştirmemiz lazım
Beslenme saatlerini değiştirmemiz gereklidir
Tatlıları yemekten 1 saat önce yada yemekten sonra yenmeli
Karbonhidratlarla proteini ayrı ayrı almamız lazım..
YEŞİL ÇAY
Asrın mucizesidir.Çinliler senelerdir yeşil çayı tüketmektedir.Çay yemekten 1 saat önce yada 1 saat sonra tüketmelidir.Yemekten hemen sonra içilirse demir eksikliğine neden olur.Beden yemekteki demiri ve bütün aminoasitleri tükettikten sonra çay içilmelidir.Bu da yemekten 1 saat sonra uygun olur.
Aç Kalarak (Oruç) Temizlenme-Arınma
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, kozmik beden temizliği nasıl olurAmerikalı Dr. Paul Breakt’in yöntemine göre insan her hafta 1 defa 24 ile 36 saat aç kalmalı. O zaman insan organizması sindirim için enerji harcamaz. Metabolizma bu enerjiyi organizmanın tüm sistemlerini kontrol etmek ve sistemlerde oluşan zehirli maddeleri dışarı atmak için kullanır. Bunun sonucunda kalın bağırsak taşları yumuşar ve kalın bağırsak duvarından ayrılır. Eğer insan bu yöntemi kullanırsa kendi kendine koruma yapabilir. Aç kalma sürecinden sonra ilk yemek olarak çiğ havuç ve lahana salatası az yağlı olarak alınabilir. Bu maddeler kalın bağırsaktaki çamurları dışarı atar. Diğer yemekleri de sebze yemeği ağırlıklı olarak alabilirsiniz.
Bu yöntem yılda iki kez tekrarlanmalıdır. Lavman uygulaması yılın her zamanı yapılabileceği gibi, en uygun zamanı ilkbaharın mart, nisan ve mayıs ayları, sonbaharda ise eylül, ekim, kasım aylarıdır. Uygulama zamanı ay takviminde ayın hareketine göre ayarlanır.
zaman: 06:20 1 yorum
Etiketler: Aç Kalarak (Oruç) Temizlenme-Arınma, Detoks
Hepatit C'den Nasıl Kurtuldum
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi YöntemleriHala bana bile hayal gibi geliyor. Fakat bu zor ve pahalı tedavi gerektiren hastalıktan kurtuldum.(Hepatit Hakkındaki tüm Bilgiler yazının devamında...)
Hikayem, Haziran 2007 tarihinde benim tiroid bezime baktırmak için KIZILAY hastanesine gitmemle başladı. Uzun zamandır içimde Hepatit testi yaptırma konusunda bir istek vardı. Doktordan rica ettim, test formunda ANTİ HCV’yi de işaretledi. Ben rahatım! Bana göre nasıl olsa hiçbir şey çıkmaz!
Ama öyle olmadı
Birkaç gün sonra test sonuçlarını aldığımda büyük bir süprizle karşılaştım: ANTİ HCV pozitifti.
Tam o günlerde de bir sene önce radyoda dinlediğim Maranki Hoca’nın sitesini “acaba bahsettiği merkez kuruldu mu?” diye sıkı takip ediyorum. Lavman kısmında bize, acısız, maliyetsiz ve son derece sağlıklı bir yöntemle çok büyük şikayetlerin iyileştirilebileceğinin müjdesini veriyordu. O sıralar hastalığın varlığından haberdar olmadığımdan, detoks+lavman uygulamasını “yapabilirsem yaparım” diyerek keyfi yaklaşıyordum fakat kucağıma bomba gibi düşen hastalıktan sonra benim için bu uygulama mecburi oldu !
İlk test sonucundan sonra, beni hemen Marmara Araştırma Hastanesi’ne gönderdiler. Oraya gidip kan vermeden önce aradaki bir haftalık zamanda detoks + lavman uygulamasını yaptım. Sonra hastaneye kan vermeye gittim. RNA testi yapılacaktı.
20 gün test sonuçlarını, büyük bir endişe ve üzüntüyle bekledim. Bu zaman aralığında da sürekli Maranki Hoca’nın sitesini okuyordum. Ben onun yöntemiyle iyileşeceğime inanıyordum ama %20’lik bir payla da kendimi bu hastalıktan dolayı değişmesi muhtemel bir hayata hazırlamaya çalışıyordum.
Bu tip hastalıklarda insanı paniğe sürükleyen ilk şey, bilmemek. Yani bu hastalık nasıl sonuçlar doğurur, yaşantım nasıl değişir, tedavisi olur mu olmaz mı, başkasına bulaşır mı bulaşmaz mı, maddi olarak çok zorlar mı vs. bir sürü soruyla beraber bilinmezliklerin karanlığında yuvarlanıyorsunuz. Moraliniz çok bozuluyor ve doğal olarak bol bol ağlıyorsunuz.
Çok şükür ki ben, ağlamanın ötesinde bir uygulama yapmış olmanın da rahatlığını yaşıyordum.
Bu test sonucunu bekleme dönemimde, hastalığın detaylarını öğrenmeye çalışıyordum. Tüm süreç boyunca bu hastalıktan, aileme ve arkadaş çevremden kimseye bahsetmedim. Bunun sebebi de belki sessizce atlatacağım bir hastalık yüzünden onları üzmek, tedirgin etmek istemememdi.(Bu arada eklemek isterim ki Hepatit C’nin çok bariz belirtileri yok. Yani o belirtilerle başka bir hastalık olduğu da düşünülebilir. Yıllarca sinsice vücutta kalabiliyor. Takip edilmezse aniden karaciğer hastalıklarıyla karşılaşılıyor. Ayrıca tedavi masrafları çok yüksek.)
Evet, 20 gün dolmuştu ve ben yine hastane yollarındaydım. Pozitif mi negatif mi ? Bu iki işaret, şimdi hayatımın dönüm noktasıydı.
Çekinerek ve heyecanla testlerin dağıtıldığı bölüme yaklaştım.
Ve test sonucu elimdeydi :
HCV - RNA NEGATİF
Hemen doktora götürdüm. “İyi, atlatmışsın. Virüs pasifize olmuş. Yalnız 15 gün sonra tekrar ANTİ HCV’ye bakalım” dedi.
15 gün sonra Kızılay’da (sonuç NEGATİF) , 1 ay sonra da tekrar Marmara Hastanesin’de (bu testte ne negatif ne pozitif çıktı. Makine ölçememiş dediler) iki ayrı test yaptırdım.
Doktora götürdüm. İunları söyledi :”Bunun üstünde durmana gerek yok. Vücut virüse karşı antikor üretmiş. Belki 1 sene sonra tekrar test yaptırabilirsin.”
Artık doktor beni ciddiye almıyordu. Çünkü ortada ciddi bir hastalık yoktu :)
Ağlayarak ayrıldığım hastaneden gülerek ayrıldım ve keyifle evime geldim.
Ahmet Maranki ve değerli eşi Elmas Maranki’ye içimden minnettardım. Çok büyük teşekkür ve dua ile andım.
Daha sonra TÜYAP kitap fuarında, bizzat kendilerine yaşadıklarımı anlatıp teşekkürlerimi iletme fırsatı yakaladım.
Onlar sayesinde kim bilir daha nice insanların hastalıkları şifaya dönecek. Bir ay sonra açılacak olan “Sağlık Yaşam Merkezi”ni de dört gözle bekliyoruz.
*
Bir hayat düşünün sevdiklerinizle, sevdiğiniz şeyleri yaparak keyifli yaşamak; bir hayat düşünün hastane kuyruklarında - belki aşağılanmalarla- doktorların iki dudağının arasına hapis olmak !
Ben öncelikle yüce Allahım’a daha sonra da vesile olan çok değerli Ahmet Hocamıza ve değerli eşine tekrar şükranlarımı sunuyorum.
Böyle olumlu tecrübe yaşayan arkadaşlarımızı da sitede paylaşmaya davet ediyorum.
zaman: 14:02 0 yorum
Etiketler: Hepatit C'den Nasıl Kurtuldum
Ahmet Marankiyle Cilt Bakımı Üzerine
Etiketler: Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, Cilt bakımı, yağlı cilt temizleyicisi, yulaflı cilt maskesiProf.Dr.Ahmet Maranki’den Cilt güzelliği için yumurta ve havuç ile yapılan cilt maskesi tarifi
Malzemeler :
1 yumurta sarısı
yarım tatlı kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı dolusu havuç suyu
Yapılışı:Malzemeler iyice karıştırılır. Önceden yıkanmış cilde uygulanır. 15 dakika etki etmesi beklenir.Ardından bol su ile yıkanır.
zaman: 01:16 1 yorum
Ahmet maranki cildiniz için kil maskesi
Etiketler: ahmet maranki, ahmet maranki kendi sitesi, Ahmet Maranki Tedavi YöntemleriKozmik beden temizliğini yaparken, cildinize de doğal uygulamalar yapmanızın bir sakıncası olmayacaktır. Ahmet marankinin cildinizde kısa sürede harikalar yaratacak kürü.
Malzemeler :
Gül suyu
Kil
Bir miktar kilin içine yeteri kadar gül suyu koyduktan sonra maske kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Bu karışımı cildinize sürdükten sonra bir saat bekleyin ve ovalayarak çıkarın. Daha sonra da cildinizi gül suyu ile yıkayın.
Bu uygulamayı bir hafta boyunca kullanın ve değişimi kendi gözlerinizle görün.
Benzer Makaleler :
Kaynamış Su ile Lavman detoks Uygulaması
Beden temizliği hangi hastalıklara karşı etkili
Ahmet Maranki saç dökülmelerine karşı ceviz kabuğu
Ahmet Maranki Eklem Ağrıları
15 Ocak 2009 Perşembe
13/11/2008 - Ahmet Maranki'den Kabızlığa Doğal Çözüm
Etiketler: ahmet maranki, Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri, Bağırsak Düzenleme, Bağırsak Sorunları, Doğal Yöntemler, Kabızlık, Kabızlık Doğal Tedavi, Kabızlık Tedavisi13.11.2008 tarihinde Kanal D'de yayımlanan Esra Ceyhan'ın programına konuk olan Ahmet Maranki, sağlıklı yaşamın birçok püf noktasını açıkladı. Bunlardan biri de kalın bağırsaktaki sorunlarla alakalıydı.
Özellikle kabızlığın tedavisinde şu doğal yöntemin kullanılmasını önerdi:
40-50 kilogram ağırlığındaki kişiler 3 adet kurutulmuş incir, 3 adet kuru kayısı alır. 70-80 kilogram ağırlığındaki kişiler 5 adet kurutulmuş incir, 5 adet kuru kayısı alır.
İncirler sıcak suda bir süre bekletilerek şişmeleri beklenir.
İncirler sıcak suda şişkin haldeyken tüketilir.
Yine aynı şekilde kuru kayısılar sıcak suda bir süre bekletilirler
Suda şiştiklerinde onlar da yenir.
Ahmet Maranki, bu işlemi uygulayan kişilerde belki ilk gün değil ama, sonraki gün ve sonrasında hiçbir bağırsak problemi, kabızlık vs. kalmayacağını söylüyor.
Kesinlikle denenesi, oldukça doğal bir yöntem..
--------------------------------------------------------------------------------
Ahmet Maranki,Ahmet Marangi,Ahmet Maranki Sitesi,Ahmet Maranki Tedavi Yöntemleri,Kabızlık Tedavisi,Kabızlık,Bağırsak Düzenleme,Bağırsak Sorunları,Doğal Yöntemler,Kabızlık Tedavisi,Kabızlık Doğal Tedavi,Kabızlığa İyi Gelen Bitkiler