Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2009 Perşembe

Hangi mevsimde hangi ne yenir ?

. 29 Ocak 2009 Perşembe
0 yorum

OCAK

Balık: Kefal, tekir,kırlangıç, istrongilos, levrek,





Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanası, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, kara turp, kırmızı turp




Meyve: Elma, nar, portakal, armut, ayva, greyfurt




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Sebze ve et suyuyla hazırladığınız çorbaları sofranızdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçirdiğiniz soğuk kış günlerinde çorbalar bağırsak sisteminizi düzene sokar. Soğuk havalarda vücuda direnç veren balık ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken yiyeceklerdendir.




ŞUBAT


Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüş balığı,





Sebze: Brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, pazı, ıspanak, pırasa, pancar, defne yaprağı, havuç, turp.





Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanası, karnabahar ve brokoli) sık sık tüketin. Bol beta-karoten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek veya havuç suyu hazırlayın.




MART


Balık: Levrek, kalkan, kefal




Sebze: Ispanak, havuç, pırasa,kırmızı turp, brokoli.




Meyve: Elma, muz




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Mart, hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamak için ideal bir aydır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçtiğimiz aydır. Bu nedenle hafif ve bir o kadar da direnç veren besinleri tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveleri bol tüketmelisiniz.




NİSAN


Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz,taze kekik, bakla, marul.




Meyve: Can erik




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanıdır. Bahar aylarında et olarak kuzu eti tercih edilmelidir. Sütlü hafif tatlılar yiyin. Sabah kahvaltılarında ve geceleri yatmadan önce bir bardak süt içmelisiniz. Hafif fakat sağlıklı beslenerek ve açık havada düzenli yürüyüşler yapıp fazla kilolarınızı verebilirsiniz.




MAYIS





Balık: Barbunya, levrek, kılıç, kırlangıç, dilbalığı,





Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates, salatalık.





Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Çilek ömrü kısa olan bir meyvedir. İçinde bulunan zengin vitaminler (özellikle de C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji verip, bahar aylarında ortaya çıkabilen yorgunluk belirtilerini giderir.




HAZİRAN





Balık: Mercan, levrek, barbunya.





Sebze: Enginar, taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasına kadar), bezelye, kabak, patlıcan, sivribiber, domates, salatalık, kuzu ıspanak, semizotu, rezene, marul, üzüm yaprağı, taze soğan, taze sarımsak, dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.





Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayısı, şeftali, dut.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kısa ömürlü dut ve kiraz bu ayda bol bol tüketilmelidir. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.




TEMMUZ





Balık: Sardalye, barbunya, tekir, ıstakoz, böcek, pavurya.





Sebze: Domates, salatalık, bezelye, dereotu, kum havucu, taze fasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlıcan, semizotu, sivribiber, dolmalık biber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.





Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Semizotu, balıktan sonra en çok omega-3 içeren sebzedir. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı ekilidir.




AĞUSTOS





Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye.





Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber,sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı salçalık biber.





Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanıdır. Bol meyve yemelisiniz. Bunun yanısıra balık, zeytinyağlı sebze, hafif soslu makarnaları günlük öğünlerinize paylaştırın.




EYLÜL





Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.





Sebze: Mantar, patlıcan, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi,kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.





Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm erik ve fındığı her gün belli bir miktar tüketmeye özen gösterin.

EKİM


Balık: Palamut, lüfer, istavrit, barbunya, kılıç, mercan, sardalye.


Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana,kıvırcık salata, kırmızı turp, karnabahar, havuç.


Meyve: Armut, ceviz, üzüm,elma, greyfurt, mandalina, muz.

Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Ekim ayında omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı ızgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.




KASIM





Balık: Mezgit, ringa





Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yerelması, havuç,ıspanak, karnabahar, pazı.





Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi,greyfurt, Trabzon hurması.




Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol beta-karoten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.




ARALIK





Balık: Levrek.





Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası,karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.





Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane,greyfurt, ayva, Trabzon hurması.


Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:

Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin.Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yoğurt, muz,elma ve kuruyemişleri bol tüketin.

Klik disini untuk melanjutkan »»

28 Ocak 2009 Çarşamba

Taylan Kümeli Daha sağlıklı bir yaşam için yeme-içme önerileri

. 28 Ocak 2009 Çarşamba
0 yorum

Ekmek konusunda seçiminizi yüzde 100 tam tahıldan üretilmiş ekmekten yana kullanın.

Bitki çaylarını ihmal etmeyin ama doğru zamanlarda tüketin.

Örneğin, adaçayının uyarıcı, melisanın ise rahatlatıcı etkisi vardır. Siyah çayın, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur.

Vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak kafein içermesi nedeniyle dikkatli tüketilmeli.

Çayınızı, kahvenizi veya kahvaltılık gevreğinizi tatlandırmak için normal şeker yerine, enerjisiz doğal tatlandırıcıları kullanın.
Her zaman yanınızda, çantanızda, arabada, ofiste sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun.
Omlet yaparken iki yumurta yerine, yumurtalardan birinin tamamını kullanın, diğerinin ise sadece beyazını ekleyerek aldığınız kaloriyi azaltın. Omletinizi peynir veya et yerine, soğan, mantar, ıspanak, biber ve baharatlarla lezzetlendirin.
Kırmızıbibere acı tadını veren kapraicin adlı madde güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle yemeklerinizi kırmızıbiberle tatlandırın.
Soya fasulyesi sağlıklı bir protein kaynağıdır, öğünlerinizde kullanmaya özen gösterin.
Süt-yoğurt-peynir : Süt, her tür peynir, yoğurt, dondurma gibi süt ürünleri, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral sağlar.
Tereyağı dışındaki süt ürünleri kemiklerin büyümesi ve bakımı için önemli bir besleyici olan kalsiyumun olağanüstü kaynaklarıdır. Sütte çeşitli oranlarda tam yağlı (yüzde 2), kaymağı alınmış ya da kısmen yağı alınmış (yüzde 1) D vitamini vardır.

Ortalama yetişkin günde iki bardak süte ihtiyaç duyar. Süt aynı zamanda temel kalsiyum kaynaklarından biridir. Kadınlar, özellikle hamile ve emziren kadınlar ve büyümekte olan çocuklar günde iki bardaktan fazlasına ihtiyaç duyar.

Klik disini untuk melanjutkan »»

taylan kümeli diyet ve beslenme önerileri

.
0 yorum

Taylan Kümeli 1962 yılında Ankara’da dünyaya geldi.1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü dereceyle bitirdi.

‘Toplu Beslenme Birimlerinde Menü Planlamada Tasarruf ’çalışması ile 1987 yılında VB tarafından ödül aldı.1986 – 1988 yılları arasında O.D.T.Ü. Gıda Mühendisliği bölümünde “Gıda Katkı Maddelerinin İnsan Sağlığına Etkileri Üzerine” konulu tezi ile yüksek lisans programını tamamlamıştır.


20 yılı aşan bir süre içinde hastanelerde, değişik kurumlarda ve catering firmalarında tedavi edici ve kurumsal diyetisyen olarak çalışmıştır. Klinik çalışmalarında “Tip II Diabet ve Kolesterol” tedavilerinde başarılı sonuçlar almıştır.


Uluslararası pek çok platformda “Beslenme” konulu konferanslarda görev almıştır. Taylan Kümeli Uluslararası ADA, ICDA, EFAD, Diabet ve Beslenme Derneği, Türkiye Diyetisyenler Derneği’ne üyedir.



Taylan Kümeli diyeti
Ramazan Diyeti
iştah kesmek için
Selenyumun faydaları
Detoks programı
Gelin diyeti ve detoksu
İştahı kesen yiyecekler

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri

Fazla ödem ve şişkinlikten kurtulabilmek için
Bağırsak problemi olanlar için bitki çayı
Sağlıklı bir yaşam için yeme-içme önerileri
Alzheimer hastalığından korunmak için öneriler

Klik disini untuk melanjutkan »»

Prof. Dr Erkan Topuz ’dan böğürtlenin faydaları

.
0 yorum

Böğürtlen hafıza kaybından, mesane taşlarına kadar pek çok hastalığa iyi geliyor. Prof. Dr Erkan Topuz, böğürtlenin çiçeklerinin ve taze meyvesinin pek çok hastalığa iyi geldiğini belirtiyor.

Mevsim özellikleri nedeniyle en çok Mersin ve Bursa yörelerinde yetiştiriliyor.

Kozmetik sanayisinde ise içinde böğürtlen aroması bulunan duş jeli ve güzellik losyonları üretilmeye başlandı.

Diyabet ve böbrek taşları için faydalı olan böğürtlenin sıkılarak elde edilen suyunun ishal rahatsızlıklarına, taze veya kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağından yapılan çayın ise, ağız yaralarına iyi geldiğini belirten Prof. Dr Erkan Topuz , antioksidanlar açısından zengin olduğunu belirttiği böğürtlen meyvesinin ise yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarına, diyabete ve böbrek taşlarına karşı kullanıldığını belirtti.

Böğürtlenin faydaları :

*Böğürtlen idrar söktürür.

*Ayaklardaki şişlikleri indirir.

*Yüksek tansiyonu düşürür

*Gözlerdeki zafiyeti giderir.

*Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.

*Ağız, dil, diş eti ve bademcik giderir.

*Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.

*Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.

*Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür

Prof. Dr Erkan Topuz

>> diğer Erkan Topuz sağlık önerileri

Klik disini untuk melanjutkan »»

Prof. Dr. Erkan Topuz Karadut Şurubu ve Faydaları

.
0 yorum

Karadut meyvesi çok güçlü antioksidanlar içermektedir. Bu güçlü antioksidanlar vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği flavonoidler sayesinde ise kalbi korur aynı zamanda da yaşlanmayı geciktirici etkiye sahiptir.



Karadut bitkisi böceklenmeyen tek organik bitkidir. Betakaroten ihtiva eder. Ancak zamanı çok çabuk geçtiği için en bol olan zamanlarında kaynatarak şurubunu yapabilir ve bu karadut şurubunu derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Kanserden korunmak için Sağlık ve gençlik kaynağı olan bu şurubu mutlaka tüketin.


Karadut nelere iyi geliyor?

* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir
* Kan basıncını düşürür
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalı
* Mide salgılarını arttırır
* Sindirimi sistemini düzenler
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir
* Uykusuzluğa iyi gelir

Prof. Dr. Erkan Topuz

>> diğer Erkan Topuz sağlık önerileri




1 yorum:
Adsız dedi ki;,
erkan hocam sana cok teşekkür ederim ama bide bitkileri nasıl kullanacagımızı daha acık yazarsanız daha cok sevinecegiz. tekrar teşekkürler.

... 18 Eylül 2008 Perşembe 10:40

Klik disini untuk melanjutkan »»

Prof. Dr. Erkan Topuz Kansere karşı korunmak için sağlıklı beslenme önerileri

.
0 yorum

Özellikle ailesinde kanser hastalığı bulunanların düzenli bir hayat tarzı ve beslenme biçimiyle, bu hastalığı önleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Erkan Topuz, şu tavsiyelerde bulunuyor:

- Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, kara üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, maitake mantarı, kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber, keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarımsak kanserden koruyor.

- Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze ve meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 53 arasında bu hastalıktan korunabiliyor. Bunlara özellikle maitake mantarını almalarını profilaktik olarak öneriyoruz.

- Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60''''a çıkıyor. Bu yüzden her gün brokoli, karnabahar kıvırcık salata,shiitake mantarı,dandelion, beyaz lahana, kabak ve domates tüketin.


Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyumun, prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde ve mide kanserindeki koruyucu etkisi ispatlandı. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemelerini tavsiye ediyoruz. Likopen dışardan hap olarak da alınabiliyor.

- Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz, zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.

Mineraller sağlık kaynağı

- Omega 3 : Özellikle Kuzey Denizi balıklarında bol olarak bulunan Omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor. Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak Omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli Omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.

- Selenyum : Selenyum prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir" Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.

- C vitamini: Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır.


Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu C vitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve bağışıklık sistemi uyardığı gösterilmiştir.

Havuç DNA hasarını önlüyor

Havuç içerdiği "betakaroten" le, DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Betakarotenler kansere karşı vücudun direncini artırırlar. Siyah üzümün çekirdeğinde ve kabuğunda "Vesibretrol" adı verilen bir madde var. Bu madde vücudu kansere karşı doğrudan koruyor.


Yapılan araştırmalar, kekik, çörekotu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor. Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.


Deve dikeni çiçeği karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor. Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Fakat sadece kökü yararlı.Nettle olarak geçiyor kokunun adı. Bitkisel ilâçların ilâç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor.

Prof. Dr. Erkan Topuz

>> diğer Erkan Topuz sağlık önerileri

Klik disini untuk melanjutkan »»

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için

.
0 yorum

Kış mevsiminde çocuklar çok sık hastalanırlar. Onları hastalıklardan korumanın yolu ise bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçmektedir.

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için


- Çocuklarınızın sebze ve meyve tüketimlerini artırın. Sebze sevmeyen çocuklar için, sebzeleri blenderden geçirerek çorba veya köfte yapıp tüketmelerini sağlayabilirsiniz.


Kış aylarında meyve tüketimi çok önemlidir, çünkü bu mevsimin meyveleri özellikle C vitamini yönünden zengin, vücut direncini artırıcı özellikteki meyvelerdir.

- Omega-3, yağları kalbi desteklemelerinin yanı sıra bağışıklık sistemini de kuvvetlendirici özelliktedir.


Çocuklarınızın beslenmesinde Omega-3 içeriğinden zengin besinler olan ton balığı, somon, uskumru, hamsi, sardalye, ceviz, fındık, buğday, semizotu, ıspanak ve brokoliye yer vermelisiniz.

- A vitamini ve betakaroten bakımından zengin beslenme de bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Besinlerden; yumurta sarısı, havuç, süt, yeşil biber, brokoli, kayısı, balık yağı, kırmızı et, patates, yeşil yapraklı ve sarı sebzeler A vitamini ve betakaroten bakımından zengindir.

- Kola, gazoz gibi şekerli ve gazlı içeceklerin tüketimlerini azaltın. Su tüketimini yüksek tutun.

- Çocuğunuzun mineral alımını artırmalısınız. Minerallerden özellikle demir ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirici özelliktedir. Demirden zengin besinler; kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kereviz yaprağı, roka ve kuru kayısıdır. Çinkodan zengin besinler; tam tahıllar, ekmek, et, balık, badem ve cevizdir.

- Çocuğunuzdaki kilo artışı bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Bu sebeple kilosunu dengede ve sağlıklı değerlerde tutmak önemlidir.

- Egzersiz ve hareketlilik bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir rol oynar. Yapılan araştırmalarda hareketli olan ya da sporla uğraşan çocukların hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğu görülmüştür.

- Uyku düzenine dikkat etmelisiniz. Düzensiz ve az uyku uyuyan çocukların vücut direnci zayıfladığı için hastalıklara yakalanması daha kolay olmaktadır.


0 yorum

Klik disini untuk melanjutkan »»

Beyaz ekmekte kanser tehlikesi

.
0 yorum

GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, ekmekte kullanılan katkı maddelerini www.gimdes.org internet sitesinde açıkladı...
www.gimdes.org sitesindeki bilgiler insanın tüylerini ürpertmekte. İnsan saçından domuz kılına kadar bir çok katkı maddesi içermekte olan beyaz ekmek hastalıklara davetiye çıkarmakta...

GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmeğe konulan katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer'in açıklamalarına göre ekmeğe katkı maddelerinin konulmasının nedeni şunlar; "Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek ."

Ekmek yapımında kullanılan katkı maddeleri :

E170 kalsiyum karbonat

Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali ya da kemikten elde edilmektedir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvelerde ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına neden olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirmektedir.

E 471-E477 Mono

Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir.


nE 280 propiyonik asit


Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getiren hayvanların sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru ya da çürümüş lif bakterisinden elde edilmektedir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.

E 200 sorbik asit

Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.

E420 sorbitol

Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden ya da sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 gliserin

Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal ya da bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine neden olabilir.

E920 Sistain

Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilmektedir.


nE924 potasyum bromat:


Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara sebep olabilir.

E928 benzoil peroksit

Unun beyazlaması için kullanılmaktadır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.


GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, " Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar bir çok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.

Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği nedeni ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur.


Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır" şeklinde konuştu.

Peki ne yapmalıyız?

Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, "Peki ne yapacağız?" sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: "Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise "etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte 'katkısız' ifadesi kullanılır" şeklinde bir düzenleme getirildi.


O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünkü maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.

Beyaz ekmek yerine kepek ekmeğini tercih edin

Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru."

Klik disini untuk melanjutkan »»

25 Ocak 2009 Pazar

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için

. 25 Ocak 2009 Pazar
0 yorum

Kış mevsiminde çocuklar çok sık hastalanırlar. Onları hastalıklardan korumanın yolu ise bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçmektedir.

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için


- Çocuklarınızın sebze ve meyve tüketimlerini artırın. Sebze sevmeyen çocuklar için, sebzeleri blenderden geçirerek çorba veya köfte yapıp tüketmelerini sağlayabilirsiniz.


Kış aylarında meyve tüketimi çok önemlidir, çünkü bu mevsimin meyveleri özellikle C vitamini yönünden zengin, vücut direncini artırıcı özellikteki meyvelerdir.

- Omega-3, yağları kalbi desteklemelerinin yanı sıra bağışıklık sistemini de kuvvetlendirici özelliktedir.


Çocuklarınızın beslenmesinde Omega-3 içeriğinden zengin besinler olan ton balığı, somon, uskumru, hamsi, sardalye, ceviz, fındık, buğday, semizotu, ıspanak ve brokoliye yer vermelisiniz.

- A vitamini ve betakaroten bakımından zengin beslenme de bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Besinlerden; yumurta sarısı, havuç, süt, yeşil biber, brokoli, kayısı, balık yağı, kırmızı et, patates, yeşil yapraklı ve sarı sebzeler A vitamini ve betakaroten bakımından zengindir.

- Kola, gazoz gibi şekerli ve gazlı içeceklerin tüketimlerini azaltın. Su tüketimini yüksek tutun.

- Çocuğunuzun mineral alımını artırmalısınız. Minerallerden özellikle demir ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirici özelliktedir. Demirden zengin besinler; kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kereviz yaprağı, roka ve kuru kayısıdır. Çinkodan zengin besinler; tam tahıllar, ekmek, et, balık, badem ve cevizdir.

- Çocuğunuzdaki kilo artışı bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur. Bu sebeple kilosunu dengede ve sağlıklı değerlerde tutmak önemlidir.

- Egzersiz ve hareketlilik bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir rol oynar. Yapılan araştırmalarda hareketli olan ya da sporla uğraşan çocukların hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğu görülmüştür.

- Uyku düzenine dikkat etmelisiniz. Düzensiz ve az uyku uyuyan çocukların vücut direnci zayıfladığı için hastalıklara yakalanması daha kolay olmaktadır.

Klik disini untuk melanjutkan »»

21 Ocak 2009 Çarşamba

Adamotu

. 21 Ocak 2009 Çarşamba
0 yorum

Özellikleri: Ginsengin Türkiye versiyonudur. Köklerden adını alan bir bitkidir. Kökünün insan heykeline benzetilmesi nedeniyle bitkiye bu isim verilmiştir. Sonbaharda topraktan çıkarılan kökler, güneşte kurutulur. Daha sonra kuruyan kök, toz haline getirilir. Morumsu çiçekleri olan adamotu, bazen 1 bazen 3 parçalı köklere sahip, koyu yeşil yapraklı ve küçük kırmızı bir elma meyveleri olan bir bitkidir. Kaya dipleri, boş sahalar ve ekilmemiş tarlalarda daha çok yetişir.yurdumuzda da Ege ve Güney Anadolu'da daha çok bulunur.

Önerilen Hastalılar: İmmüm sistemi güçlendirir. Cinsel isteği arttırıcı, bitkinliği yok edici, etkisi olan ve spazm çözücü bir ottur.Uyuşturucu etkiside vardır. Ayrıca kuvvetli bir kusturucu Ve ishal yapcıdır.

Kullanım Şekli Ve Dozu: Taza yapraklarından elde edilen öz veya kuru yapraklarının tozu balmumu ile karıştırılarak bir merhem elde edilir. Bu karışım egzamalarda kullanılır. Bu otun soyunda buruna çekilir veya koklanırsa insanı uyutur. Tohumlarından yutulursa rahim hastalıklarına şifa olur. Mafsal ağrılarında, tohumlarında lapa yapınıp konursa şifa verir.Bu otun suyu gargara yapılırsa diş ağrılarını keser.

Yan Etkileri: Uyuşturucu etkisi olduğu için doktor kontrolünde kullanılması gerekir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Egzama için pratik bitkisel çözüm önerileri

.
0 yorum

Egzama, çeşitli sebeplerle ortaya çıkan ve deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli deri hastalığı.

Başlıca özelliği, kızarık deri üzerinde beliren kabarcıklardır. Akut, kronik, yaş ve kuru egzama gibi türleri vardır.

Egzama için pratik bitkisel çözüm önerileri:

* 1 çay bardağı su ya da ispirto içerisinde on tane aspirin eritilerek, pamukla egzamalı cilde sürülür.

* Taze sarımsak otu sıkılarak, elde edilen su egzamalı cilde sürülür.

* Toz karanfil ve toz haline getirilen nöbet şekeri ile karıştırılarak elde edilen karışımdan sabah akşam yenir.

* Funda tohumu kaynatılır, posası egzamalı cilde sarılır.

* Bir bardak suyun içine 10-15 gram adaçayı konulup 5 dakika kaynatılarak bu su ile egzamalı cilt yıkanır veya kompres yapılır.

* Bir avuç ısırgan yaprağı ispirto içerisine konularak bir hafta bekletildikten sonra aynı oranda su ile karıştırıldıktan sonra egzamalı cilde pansuman yapılır.

*Defne yaprağı, tohumu ve ince dalları kaynatılır. Sıcak bir şekilde egzamalı cilt 5-10 defa bu suyun içerisine sokulur.

*Kekik kaynatılarak egzamalı cilde pansuman yapılır.


*Muz ezilir, limon suyu ile merhem haline getirilir ve hastalıklı cilde sürülür.

*El ve ayak egzamaları için taze dut kaynatılıp ya da dut pekmezi sıcak suda ıslatılıp el ve ayaklara gece yatarken sürülmesi ile egzama engellenebilir. Dut pekmezi kanı temizlediği için tüketilmesi egzama tedavisine yardımcı olmaktadır.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Dikenli incir - Hint inciri sindirim rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili

.
1 yorum

Doğada kendiliğinden yetişen, kaktüs türü bir bitkinin meyvesi olan “dikenli incirin”, sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili olduğu bildirildi.

Türkiye'nin hemen hemen yer yöresinde görülen ancak, Akdeniz ve Ege'de daha sık rastlanan yabani bir bitki olan dikenli incir, hasat dönemi olması nedeniyle kent merkezlerinin yanı sıra sahil kesimlerinde de tablalarda satışa sunuluyor.


Genelde soğuk olarak tüketilen, bu nedenle satıcıların buz parçalarının üzerine serdiği, dikenlerinin yoğunluğu nedeniyle soyarak satışa sunduğu dikenli incirin, her yaş grubunca tercih edildiği gözleniyor.


Kıraç alanlarda, kurak ve kireçli topraklarda yetişen, anavatanının ise Güney Afrika olduğu bildirilen dikenli incir, halk arasında “Hint inciri” ve “Frenk inciri” olarak da biliniyor.


Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Tetiker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dikenli incirin C vitamini yönünden zengin olduğunu, bu nedenle vücut direncini artırma, güç ve zindelik verme özelliğinin bulunduğunu söyledi.


Dikenli incirin, sindirim sistemini rahatlatan, bağırsak alışkanlığını düzenleyen, kabızlık sorununu gideren son derece yararlı bir meyve olduğunu vurgulayan Tetiker, “Bu meyveyi tüketenlerin ayrıca polivitamin hapları almasına gerek yok” dedi.


Tetiker, dikenli incirin, hiçbir hormon ve katkı maddesi olmadan, doğada kentiliğinden yetişmesi nedeniyle tamamen organik bir meyve olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:


“Bu meyve kabızlık gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç kadar etkili. Bu nedenle hastalarımıza bu meyveyi tüketmelerini öneriyoruz. Vitamin değeri ve katkısız yetişme özelliklerinin yanı sıra fiyatının da ucuz olması ayrı bir avantaj sağlıyor. Yetişkin bir bireyin günlük alması gereken 60 miligram C vitamini dikenli incirle karşılanabilir.”


Tetiker, içindeki iri çekirdeklerinin de tüketilmesini önerdikleri dikenli inciri diyet yapanlara da tavsiye ettiklerini belirterek, “Bu meyve bağırsakları düzenli çalıştırmasının yanında tok tutma özelliğine de sahip olduğu için diyet yapanlar için son derece faydalı. Diyet yapanlar, açlık hissettiklerinde bu meyveden 3-4 adedini birden tüketebilirler” diye konuştu.


Tetiker, dikenli incirin tüm bu faydalarının yanı sıra doğal kozmetik sektöründe de “kırışık giderici” krem yapımında kullanıldığını sözlerine ekledi.

Klik disini untuk melanjutkan »»

17 Ocak 2009 Cumartesi

Ahmet Maranki sağlıklı yaşam önerileri

. 17 Ocak 2009 Cumartesi
0 yorum


Prof. Dr. Ahmet Maranki Sağlıklı Yaşamın Sırlarını Anlattı :

*Günlük tüketilen gıdalar konusunda dikkatli olunması ve her türlü meyve ve sebzenin mevsiminde tüketilmesini tavsiye eden Maranki; "Sağlığımız için gıdaları mevsiminde yemeliyiz.".dedi
*Örnek olarak kış aylarında domates kesinlikle yenmemeli. Yüce yaratan onu yaz aylarında yenilsin diye yaratmış. Kış aylarında yenilen domatesin çekirdeği kan hücreleri üzerinde olumsuz etki yapabilir.

*Aynı şekilde yazın da kış aylarına mahsus meyveler yenilmemeli.

*Patates cips olarak yenilmemeli. Bunun yerine fırında patates yenilebilir. Çünkü cipsin tüm enerjisi kızgın yağda yok oluyor. Bu tür besinlerle beslenen çocuklar aklı basmayan, öğrenemeyen kişiler oluyor."

*Sağlıklı yaşamanın sırrını çözmek istiyorsanız; kırmızı et ve tavuk etinden uzak durarak bol sebze ve meyve tüketmenizi öneririm.

*Protein ihtiyacınızı, baklagillerden ve balık etinden fazlasıyla temin edebilirsiniz.

*Hayvansal gıdalardan uzak durmanızı tavsiye etmemizin sebebi Türkiye'de hayvan sağlığının kontrol edilememesidir.

*Siyah çay yerine yeşil çay içmeyi alışkanlık haline getiriniz.

*Şeker yerine tatlandırıcı olarak bal yada pekmez kullanınız.

*Yemeklerinize mümkün olduğu kadar az tuz atınız.

*Sofranızdan; maydanoz, dereotu, kırmızı turp, beyaz lahana, brokoliyi eksik etmeyiniz.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Klik disini untuk melanjutkan »»
 

Zirve100 Site ekle
oyun komedi sohbet siteleri

Ahmet MARANKİ Kimdir?

Ahmet MARANKİ Kimdir?
Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. 1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır. Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir. BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-International Personel Academy'de görev yapan yazar; yaptığı bu ilmî çalışmalar, hazırlanan ders programları ve bunların uygulanması, yayınlanan kitaplar ile ilmi şura kararıyla "Univesity Lecturer" göreviyle "Economy" alanında profesör unvanı alarak ‘Ateste’ edilen tek T.C. vatandaşıdır. Kafkasya ve Azerbaycan’da kaldığı bu sürede yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır. Yazar eserlerinde de görüleceği gibi T.C.’deki devlet görevi sırasında meslekî çalışmaları yanında, 1987'de Ortadoğu'daki İran-Irak Savaşı sırasında Musul-Kerkük bölgesinde Türkmenlerle ve Suudi Arabistan’da İslam konferansıyla ilgili, 1990 yılında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki Türklere uygulanan asimilasyon ve tehcirle ilgili, 1991 yılında ABD'de Müslüman-Kızılderililerle ilgili, 1993'ten günümüze kadar da Kafkaslardaki Türkler ve bilhassa Azerbaycan’la ilgili çeşitli kuruluşlarla işbirliği içinde görev yapmıştır. Bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası yazılı ve görsel medyada 55 adet tebliğ, 10 adet ders ve sosyal muhtevalı kitap ve "strateji" adıyla yayınlanan makaleleriyle kamuyla paylaşmıştır.Pek çok bilimsel araştırmanın öncülüğünü yapan ve Rusya-Avusturya-Azerbaycan -Türkiye'nin bilim adamlarından oluşarak 1990 yılında kurulan "Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliğini de yürüten yazar, halen Türkiye’nin AB'ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanmasıyla ilgili olarak Hollanda Amsterdam'da "Türkiye Hollanda Vakfı"nı ve bu kitabın konuların bilimsel olarak araştırmalarının yapıldığı "The Institute for Cross Cultural Health" adlı enstitünün başkanlığını yürütmektedir. BMT Asya-Pasifik ve Avrupa Başkanı Setsuka Yamazaki tarafından başka projelerde uzman olarak çalışmak üzere davet edilen yazar, Türkiye'de kalarak bu necip millete hizmeti ön planda tutmuştur. 1969 yılından beri sporla yakından ilgilenen yazar, kara kemer, judo, tekvando, şhiatsu hocası olarak halen Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna hizmet vermektedir. Dünyada ve Türkiye'de sosyal ve stratejik pek çok vakıf, dernek, düşünce kulüpleri vs. gibi NGO'larda (Sivil Toplum Kuruluşu) faaliyet gösteren yazar evli ve 3 çocuk babası olup İngilizce, Arapça, Rusça, Azerice, Osmanlıca bilmektedir. Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, yazarımızın son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.
Namablogkamu is proudly powered by Blogger.com | Template by o-om.com | Power by blogtemplate4u.com