11 Şubat 2009 Çarşamba

ENDER SARAÇ TAN TOKSİN ATTIRICI 3 GÜNLÜK DİYET TARİFİ

. 11 Şubat 2009 Çarşamba
0 yorum

3 günlük şok diyet Vücuttan toksinleri ve ödemi atmak için çok etkilidir. Ancak kesinlikle üç günden fazla yapılmamalı. Bu diyet birkaç kilo kaybetmek ve şekle girmek için ideal .

MUCİZE DİYET TARİFİ

1.GÜN:

*Sabahtan öğlene kadar ılık yeşil elma kompostosu

Hazırlanışı: Dilimlenmiş 3 adet kabuklu yeşil elma

- 3-4 adet kabuk tarçın

- 5-6 adet karanfil

- 10-15 adet kuru üzüm

Bütün malzeme kaynatılıp ılıtılacak.Blender dan geçirilebilir.Mutlaka ılık olarak tüketilecek

*Öğlenden gece yatana kadar lahana çorbası

Hazırlanışı:-Küçük bir bütün beyaz lahana

- 1 baş soğan

- 3–4 diş sarımsak

- 1 demet maydanoz

- Birkaç adet sivribiber

- 1 çay kaşığı kimyon

- 1 çay kaşığı zerdeçal

- 1 tatlı kaşığı zencefil

- 2–3 tatlı kaşığı zeytinyağı

*Ayrıca gün boyunca bol bol ılık sıvılar alınacak. Rezene çayı, yeşil çay tercih edilirse daha iyi olur.

2.GÜN:

Gün boyunca sadece çiğ gıdalar tüketilecek

*Sabah: 2 adet yeşil elma ve 2 adet salatalık

*Öğlen: Bol yeşil salata (içinde kesinlikle domates olmayacak!Roka ve tere tercih edilirse iyi olur)

6-7 kaşık yağsız yoğurt

*iki saatte bir yeşil elma ve salatalık yenecek

*Akşam: Yarım kilo kadar hafif haşlanmış kabak

2-3 kaşık y.. ( devamı )

Klik disini untuk melanjutkan »»

KASLARINIZI GELİŞTİRECEK HAREKETLER

.
0 yorum

Kasları güçlendirmek, geliştirmek veya şekil kazandırmak belirli türde egzersiz yapmayı gerektirir. Ağırlık kaldırma makinelerini gelişigüzel kullanmak, spor salonundaki dumbbel ve barları programsız bir şekilde kullanmak sizi amacınıza ulaştırmayabilir.

Yeni başlayanlar

Vücut geliştirme salonlarındaki ağırlık kaldırma makineleri vücudunuzdaki değişik kas gruplarını çalıştırmaya yöneliktir. İlk defa bu aletleri kullanacaksanız, her bir kas grubunu çalıştıran genel bir program izlemelisiniz. Yani göğüs, omuz, kollar, bacaklar, sırt ve karın bölgelerinin her birini çalıştıran bir programınız olmalı. Ancak vücudunuzun herhangi bir yerinde bir sakatlık ya da rahatsızlık varsa, ağırlık kaldırmaya başlamadan önce mutlaka bir spor hekimine danışın. Salondaki hocanıza durumunuzdan ayrıntılı olarak bahsedin.

Orta ve ileri düzey çalışanlar

Vücut çalışmasında başlangıç düzeyini geçtiyseniz çalıştığınız kas gruplarını ikiye ya da üçe bölerek, her seansta bir grubu çalışın. Örneğin birinci gün göğüs, biceps ve bacak, ikinci gün omuz, sırt ve triceps çalışarak kaslarınızın daha çok gelişmesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle her bir kas grubunuzu farklı yönlerden çalıştırarak kaslarınıza çok yönlü bir gelişim sağlamış olursunuz. Üçe bölünmüş bir çalışma sisteminde birinci gün, göğüs ve biceps, ikinci gün omuz ve bacak, üçüncü gün ise sırt ve triceps çalışabilirsiniz. Karın çalışmasını haftada üç ya da dört kere olmak üzere programınıza aralıklı olarak yerleştirin.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Böğürtlen ve Böğürtlenin Faydaları

.
0 yorum

Böğürtlenin meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, meyve şekeri, organik asitler, sitrik asit, C vitamini, pektin ve demir; yapraklarında tanen ve organik asitler bulunur.

Özellikleri : Gülgiller familyasındandır. Orman eteklerinde, yol kenarlarında, bahçe çitlerinde kendiliğinden yetişir. Dikenli gövdeleri, kışın dökülmeyen yaprakları olan bitkinin, yaz aylarında tek tek ya da salkım halinde açan pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Yaz sonu yada sonbahar başında bu çiçekler kırmızı siyahımsı kaaduta benzeyen meyvelere dönüşür.

Önerilen Hastalıklar : Mide, burun, hemoroid kanamalarında, hazımsızlıkta, kansızlıkta, romatizmada faydalıdır. Böğürtlen kökü, ayrık otu köküyle beraber kaynatılıp, içilmeye devam edilirse böbrek kumlarını döker.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Kaplıca ve Kür Sularının Önemi

.
0 yorum

Kaplıca sularındaki tepkilere göre planlı kür halinde yıkanmanın, bedendeki yaraları, ağrıları iyi ettiği içteki kötü kokuları da giderdiği görülmüştür. Doktorlar, herkes kendi vücudunun doktoru olmalı, kullandığı ilaç ve gıdaların faydalarını bilmeli demiştir. Böylece insan vücudu daha sağlıklı kalabilir. Dünyada hamamlar bilimsel araştırma enstütilerinin kontorlünde şifa yaymakta, insanlar sıcak soğuk su terapileriyle sağlıklı yaşamaktadırlar.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Uyku ve Uyanıklığın önemi Ve sağlıklı uyku saatleri

.
0 yorum

Tok karnına uyumak vücut için zararlıdır. Uyumanın en sağlıklı zamanı, yemeklerden en az 2 saat sonradır. Aç karna uyumak ve gündüz vakti uyumak çok zararlıdır. Aşırı uykusuzluk insanı deli eder. Geceleyin bol gıda alıp uyuyan uykusunda sebepsiz yere terler. Yemek yiyip uyumayın, uyurken yan yatın dizlerinizi birbiri üstün ekoyun. İlk bahar ve yazda başınızı doğuya, sonbahar ve kışta başınızı batıya koyun. Uykusuzlara hamam şifa olduğu gibi süt ve Arpa Suyu gibi şeylerde uyku verir. Uykudaki kabus, kan, balgam ve sevda buharının beyne çıkmasıdır. İlacı istifra ile beyni rahatlatmaktır.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki Hareket Etmenin Yararları

.
0 yorum

Bedenimizin sağlığı için yapacağımız kültür fizik hareketleri; maddi hastalıkları ortadan kaldırır, eklemlerimizi sağlamlaştırır, ter yollarını genişletir. Kültür fizik koşmak yürümek gibi bedenle yapılan hareketlerdir. Koşmak ve hızlı yürümek bacaklardaki, baldırlardaki ve ayaklardaki fazlalıkları eritmemizi sağlar. Majar şeklnde yapıldığında vücüdumuzu güzelleştirir. yavaş yapıldığında bedeni gevşetir. Sert bezle yapılırsa kanı bedenin dış yüzüne çıkarır. el ayasıyla yumuşak bezle olursa kanı güzelleştirir.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Brusella - Malta humması için pratik bitkisel çözümler

.
0 yorum

Brusella - Malta humması: Hayvanlarda görülen bir hastalık olduğu halde insanlarda da görülebilen bulaşıcı bir hastalıktır.Tıp dilinde ‘Bruselloz‘ olarak bilinen bu hastalığa ‘Malta humması‘ da denir.Hasta hayvanların eti, sütü ve sütünden yapılmış ürünleri ile temas eden kişilere bu hastalık bulaşabilmektedir. Hastalığa yakalanan kişilerde yüksek olmayan ancak zaman zaman titreme biçiminde gelen ateş görülür.Gece terlemesi ile ile ateş normale düşmektedir. Hastalığa yakalananlarda çabuk yorulma ve terleme görülür. İştahsızlık ve iştahsızlığa bağlı olarak zayıflama görülmektedir.Brucella özellikle keçiden ve kaynatılmamış süt ile yapılan peynirle geçmektedir. Kişiyi halsiz ve dermansız bırakır.Pratik bitkisel çözümler* Dört bardak kaynar suyun içine 100 gram şahin otu (Mercanköşk) konduktan sonra. 30 dakika bekletilir, bal ile tatlandırılarak, bir günde tüketilir.* Sarımsak, stafilokokus dureus ve brucella abortus denilen mikropları öldürür.>> Ahmet Maranki sağlık ve güzellik önerileri için tıklayın

Klik disini untuk melanjutkan »»

Anemi - kansızlık için pratik bitkisel çözümler

.
0 yorum

Anemi ( kansızlık ) bir çok farklı şekilde tanımlanabilen kan rahatsızlığı olarak bilinmektedir. Bu kan hastalığını kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarındaki ve sayısındaki anormallik olarak tanımlanabilir.
Anemi bulguları; güçsüzlük, aşırı yorgunluk, solgun bir ten, nefes darlığı, düzensiz kalp atışıdır. Hatta çok şiddetli anemi felç, kalp krizi ve kalp tıkanıklığına da yol açabilmektedir.
Bazı anemi hastalıkları kolayca tedavi edilebilir, bazıları ise kronik ve hayatı tehdit eder. Günümüzde moda olan çay ve fazla içilen sütte demirin tutulması ve vücuttan atılmasına neden olur.
Bilhassa günümüzde stres, migren, baş ağrısı ve gerginliklerin nedeni geleneksel alışkanlığımız olan çok içtiğimiz siyah çaydır. Çayı yemeklerden önce ya da sonra içine bir kaç damla limon ya da karanfil atarak içmeniz hem yararını artıracak, hem de demir emilimini önleyerek kansızlığa neden olmayacaktır.
Ayrıca zihin yorgunluğunun da ilacıdır. Sınava hazırlanan öğrenciler için idealdir.
Pratik bitkisel çözümler
* Çilek kökü, oğul otu, atkuyruğu, sinirli yaprak ve keklik çayları tüketilmelidir.
* Havuç ve turp kabukları soyulmadan rendelenir, çiğ olarak biraz da lahana ve ıspanak doğranır. Zeytinyağı ve limon ilave edilerek salata olarak yenir.
* Günde üç çay bardağı pancar suyu içilir. Kırmızı pancar bol bol yenir.
* Yerelması haşlanıp yemelidir.
* Bir bardak kaynar suyun içine 4-10 gram maydanoz tohumu konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.
* Bir bardak kaynar suyun içine 6-8 gram ufalanmış ısırgan yaprağı konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.
* Bir bardak kaynar suyun içine 2 gram ıhlamur konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 3-5 bardak tüketilir.
* İki kilo suyun içine 30 gram enginar yaprağı, 1 su bardağı siyah üzüm, 1 kaşık pelin otu ufalanarak konur. Orta ateşte bir saat kaynatılır. Soğuyunca süzülüp, balla tatlandırılır. Günde 3-4 bardak içilir. Bu işleme 10-15 gün devam edilir.
>> Ahmet Maranki sağlık ve güzellik önerileri için tıklayın

Klik disini untuk melanjutkan »»

Ahmet Maranki kıl dönmesi için soğan kürü

.
0 yorum


Prof.Dr.Ahmet Maranki kıl dönmesi için soğan kürünü öneriyor.
Kıl dönmesi için: Orta boy bir soğanı fırında veya tavada ısıtın. Dayanabileceğiniz kadar sıcaklıkta soğanı kıl dönmesi olan bölgenize koyarak bekletin.
Bu uygulamayı bir kaç kez tekrar edin. Soğan uygulamasının ardından kıl dönmesi olan bölgeyi gülsuyu ile temizleyin.

Klik disini untuk melanjutkan »»

1 Şubat 2009 Pazar

MARANKİ Diyorki; Prof. Dr. Ahmet Maranki'den sağlıklı ve dinamik kalmanın formüllerini öğrenmek için tıklayın...

. 1 Şubat 2009 Pazar
0 yorum


Son 70-80 yıldır hayatımıza giren sadece kimyasal terkiplerden oluşan ilaçlardan medet umarak çığ gibi büyüyen hastalık çeşitlerini ve oranlarını yok etmeyi beklemek yerine, binlerce yıldır insanlığın şifa bulduğu eskimez metotlarla birlikte gelişen teknolojinin ışığı altında Ortodoks tıbbının deneyim ve engin tecrübelerinden de istifade ederek işbirliğiyle İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini, hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.

Koruyucu Hekimlik

İlkokuldan başlayarak, lise ve üniversitede mutlaka önleyici, koruyucu hekimlik ve sağlıklı beslenme ile ilgili dersler zorunlu olarak okutulmalıdır. Tıp fakültelerine dünyadaki emsalleri gibi bitkisel tedavi ile ilgili bölümler ve yan bilim dalları geç kalmadan kurulmalıdır.

İlaç Tüketimi

Avrupa ve Dünya ülkeleri kendi ilacını kendi üretmektedir. Türkiye yüz milyarlarca dolar dövizi ilaca vermektedir. Ülkemiz bu kadar zengin değildir. Ülkemizdeki yetkililer sağlıkta başka metotlar aramadığı için birtakım telkinlerinde etkisiyle bu necip milletin torunları sadece kimyasal ilaçlara mahkûm edilmekte kısır bir döngüde kalan son ömürlerini elinde ilaç torbalarıyla hastane kapılarında geçirmektedir. Türkiye binlerce yıllık tababet kültür birikimiyle çaresiz değildir. Yeter ki irade ortaya konulabilsin çare çoktur.
Bitkiler dünyası bunlardan sadece birisi olup, bilimin ışığında insanlığın kurtuluş reçetelerini ortaya koyabilecek birikime sahip olduğunun işareti, dünyamızın kuruluşundan bugüne kadar insanlığa yaptığı ve hiçbir zarar ve yan etkisi ve bağımlılığı olmayan, doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler dünyasıdır.

Melez-Hibrit Dölsüz Tohumlar

Bitkilerden; meyve ve sebzelerin geni değiştirilmiş-melez-hibrit-ebter-geri dönüşümsüz-tek kullanımlık dünya literatüründeki adıyla disposable tohumlardan üretilenleri kullanmayınız. Israrla doğal tohumlardan üretilen bitkileri tercih ediniz. Bu gibi tohumlardan üretilen bitkiler şifacı olamayacağı gibi bağışıklık sistemine hiçbir katkısı olmayan antioksidan mineral ve vitamin içermeyen, bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir. Çünkü iyi niyetlerle ortaya çıkan bu gibi çalışmaların bilimsel olarak insana ve doğaya tesir ve geri dönüşümleri, sonuçları mutlaka araştırılmalıdır!

Toprağın biyolojik yapısını bozduğu ve sonraki kullanımlar için dejenerasyona uğratması yanında bu tohumlardan çıkan bitkilerden uçan polenlerin son zamanlarda artan alerjik hastalıklara sebep olduğu, floraya tesir ederek çevre ekolojik dengeyi etkilediği dikkate alınmalıdır.

Son zamanlarda ülkemizde sık sık ve dünyada da yaygın olarak görülen mucizevi iksir “ balı” üreten arıların ölümü acaba bu hibrit tohumlardan üretilen bitkilerin polenlerinden mi kaynaklanmaktadır. Daha bunun gibi yine ülkemizde yetişen sulu bitkiler; kavun, karpuz, domates, salatalık gibi antialerjik, soğutucu bitkiler oldukları halde tam aksine kendileri allerjen duruma gelmişlerdir. Bütün bu bitkilerin tüketilmesiyle insan genininde zamanla dejenerasyona uğrayabileceği de dikkatle düşünülmelidir.

Doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrit tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır. Dölsüz tohumlardan tüketerek döl vermek mümkün müdür? Kesinlikle ve acil olarak araştırılmalıdır.

Bu, asrımızın çözümsüz problemlerinin en başında yer alan bir durumdur. Bu duruma devlet ve sağduyulu çiftçiler mutlaka el atmalı, gelecek nesillerimizi korumak için Anadolu’muzun tabii tohumları tamamen yok olmadan müdahale edilmelidir.

Bitkileri tohumlarını seçtikten sonra ekilecek arazinin mümbit ve temiz olması, tohumu ekecek kişinin ruh durumu, sağlığı düzgün olmalı, yani ekimi, dikimi, büyütme, hasadı, kurutmasından bize ulaşan en son mamul haldeki içecek ve droglarına kadar yapılacak işlerin sevgiyle ve isteyerek yapılması çok önemlidir. Gelişen teknolojik aletlerle yapılan Kirlian fotoğraf tekniği, termal kamera ve rezonans aletlerinin de görüntülemeleriyle ortaya çıkan bir gerçek, sevgiyle yapılan bu işlerde bitkilerin tamamen etkilendiği hatta kimyalarında değişiklikler husule gelerek etkin maddelerinin oranlarının ve enerji boyutlarının tamamen farklılaştığı ortaya konulmuştur.

Aşırı Gübreleme

Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliğini (nitrat fazlalığı ve toksin vs), yetiştirme aşamasında tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkıların zararlarını minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karıştırılmış sıcağa yakın ılık suda 5 dakika tutulmasını öneririz.

Pişirme

Bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler dışında kesinlikle fazla pişirilmeden, tıkırında ve suları dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse suları içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoşaflarında da aynı metot geçerlidir.

Meyve – Sebze Suları

Alışkanlık haline getirdiğimiz ve sıkça kullandığımız portakal, greyfurt, elma, vişne, kayısı, erik gibi meyve sularını mevsiminde çiğden sıkarak içmeli, konsantre halde kullanmamalıyız. Bunları tüketirken en fazla kilonuza göre içeceğiniz miktar 1-2 bardak olmalıdır.
Boş karna portakal, greyfurt gibi asitli meyve suları içilmemeli, mümkünse yemek aralarında uygun miktarda tüketilir. Kür uygulamaları bunun haricindedir. Kür uygulamalarında zeytinyağı ile yudum yudum içilen meyve suları bununla karıştırılmamalıdır.

Kaç Öğün Yemeli?

Günde iki öğün ve öğünlerinizde her zaman bir çeşit gıda tüketiniz. Örneğin; bir öğün lahana, bir öğün makarna gibi…

Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi cihan padişahlarının herkesten çok imkânlarının olmasına rağmen hayatları anlatılırken en önemli özelliklerinin başında her gün iki öğün ve bir çeşit yemek yediklerine ibretle şahit oluruz. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünün açılımından bunu mu anlamalıyız acaba?

Mevsimlerde Ne Yiyelim?

Salatalarınızı mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kışın domates, salatalık, yeşilbiber kullanmayınız. Yazında kışlık sebzeleri kullanmayınız. Türkiye için havuç ve lahanayı(yuvarlak, suni lahana) bu kışlık sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaşadığınız iklime göre değişim göstermektedir. Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararların önüne geçilsin.

Bitkileri ve çaylarını kür uygulaması haricinde devamlı ve peşpeşe tüketmeyiniz.
Beyaz ekmek tüketmeyiniz. Çok çabuk acıkırsınız. Tabi mayayla üretilmiş tabi buğday unundan ekmeği diğer günlerde kepek, yulaf, çavdar, mısır gibi veya çekirdek ekmek gibi ekmek çeşitlerini münavebeli olarak tüketiniz. Acıkmadığınızı göreceksiniz.

Kahve ve Çaya Dikkat!

Siyah çayı radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeşil çayı içebilir, hatta posasıyla birlikte tüketmenizi öneririz. (Yeşil çayın içindeki Kateşin etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oranında geçtiği, daha iyi antioksidan etki göstermesi sebebiyle yeşil çayı posasıyla veya sıkıştırılmış tablet olarak tüketilmesini öneririz.

Her türlü bitki çayını aromatik ve uçucu yağlar ihtiva eden bitkiler hariç. aşırıya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz.

Bütün bitki çaylarınızı tatlandırılırken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayısı, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz.

Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmüş Türk kahvesini kahvaltı ve öğle yemeği sonrası ve akşamüstü (ikindi çayı yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsızlığınız, kalp kolesterol rahatsızlığınız, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsızlığınız mevcut değil ve sağlıklıysanız.) Vitamin, mineral, enzim ve besin destek ürünlerini suni, kimyevi, tabii olmayan metotlarla saflandırılmış droglar-tabletler halinde almamaya çalışınız. Metabolizma bunları belli yaşlarda (erken ve geç yaşlarda), tolare edememekte, bedende alınan bu ağır metaller sebebiyle çökme yaparak toksin ve kitleler oluşabilmektedir.

Kansere Sebep mi?

Kanser diye teşhis konulan vakaların bazılarında yapılan laboratuar analizlerinde, oluşan kitlelerin, safra ve böbrek taşlarının bu sebeple oluştuğu üzerinde görüşler ağırlık kazanmaktadır. Biz bu destekleri tamamen ve doğrudan tabii olarak kaynağından yani bitkilerden-sebze ve meyvelerden almaya gayret göstermeliyiz.

Mesela hepimizin alışkanlık haline getirdiği ve bilhassa çocuklarımızın kullandığı C vitaminleri ve yaşlılara kullandırılan kalsiyumun fazla kullanımı vücutta kireçlenmelere böbrek, prostat ve safrada taşlaşmalara sebep olabileceği göz önüne alınarak bu gibi vitamin, mineral ve enzimleri havuç, brokoli, lahana, maydanoz gibi bitkilerden almalıyız. Burada çok önemli bir detayı açıklamak istiyorum; suni olarak aldığımız vitamin ve minerallerden sadece o özelliği yani kalsiyumu veya vitamini bildirilen miktarda alırız.

Bitkilerle tabi yoldan o özellikleri almak istediğimizdeyse, o özellikle beraber onun bedene girmesiyle fazla veya eksik olabilecek ve onun tolaresine yardımcı olabilecek farklı özellikte vitamin, mineral ve enzimleri de beraber alırız. İşte bu özelliğinden dolayı vitamin, mineral ve enzimlerimizi bitkilerden sağlamalıyız.

Yemek Yeme Sanatı

Yemeklerin arkasından hemen meyve ve tatlılarınızı yemeyiniz, çay içmeyiniz. İnek yağı ve tabii şekerden yapılmış başta meyve tatlısı olmak üzere bütün tatlılarla ile çayınızı tatlandırarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlıları yemeklerden öncede tüketebilirsiniz.

Besinleri Karıştırmayın!

Yukarıda anlatılanların gerekçesi olarak, yenilen öğünlerde karbonhidrat, protein, şeker ve diğer enzimlerin birbirine karışarak, hem aldığınız besinlerin yan etkisinden korunmanıza, hem de gıdaların tam olarak alınmasına ve metabolizmanın bozulmamasına kaygı ön planda tutulmaktadır.

Öğünlerin Vakti

Akşam, güneş battıktan sonra son öğününüzü yiyebilir iki saat sonra çay, tatlı ve meyve dahil hiçbir gıda almayınız. Çünkü bu saatten sonra safra kesesi saati başlamaktadır. Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler kitabımızda, gösterilen Beden Organları Aktif Çalışma Saatlerini dikkatle inceleyip ona göre bir beslenme, dinlenme ve hayat tarzı modeli geliştiriniz.

Üç Beyazdan Kaçının

Öğünlerinizde 3 beyaz yani bize göre suni un, suni tuz, suni şekerden uzak durmanızı, bunların yerine zaten bitkilerde olanlarıyla iktifa etmenizi ve tabii şekliyle kullanılmalarını öneririz. Çünkü beyaz un onlarca işlemden geçerek önünüze gelmekte, tuz rafine edilmekte, şekerse tabiilikten tamamen uzaklaşmaktadır. Şayet siz yeni bir dünyaya doğsaydınız zaten ekstradan ne un ne şeker ne de tuz kullanacaktınız. Kısaca bunların bir alışkanlık olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz.

Burada 3 beyaz üzerinde önemle durmamızın sebebi, bugünkü hastalıkların sebeplerinin hepsinde bu suni 3 beyazın çok büyük bir payı olduğu gerçeğidir.

Suyun Önemi

Sabahları kalktığınızda bir bardak ılık su içmenizi, mümkünse taze sıkılmış limon suyuyla karıştırarak içmenizi öneririz. Sular kullanılırken klordan arındırılmış olması gerekir. Klor serbest radikalleri arttırabileceği gibi klorlu suyla yıkanmak ve ardından güneşlenmek ultraviole ışınlar sebebiyle ciltte tahrişlere sebep olabilir. Halk dilinde alalık denilen Vitiligo’ya sebep olabilir.

Su İçmek Sağlıktır

Gün boyunca yemeklerden bir müddet önce ve bir saat sonra en az birer bardak su içmenizi, yatmadan önce bir bardak ılık suya 1 çorba kaşığı tabii elma sirkesi karıştırarak içmek metabolizmanızın yenilenmesi ve tanzimlenmesinde büyük rol oynayacaktır.

Tabii Sütleri Tüketin

Kozmik Bilim bugünün üretim şekil ve şartlarını da göz önüne alarak sütün sadece hayvan ve insanların yavruları için tabii olmak şatıyla tüketilebileceğini önermekte, geni bozulmamış hayvanlardan sağılmış sütlerin ise ancak yağ, yoğurt, peynir, kefir ve diğer süt ürünlerinde kullanılmasını önermektedir. Bugün üretilen tabii süt miktarıyla tüketilen süt ürünleri miktarı arasında çok büyük farklar olduğundan, dolayısıyla sütten yapılmış mamüllerin süt mü süte eşdeğer bir madde mi veya süt tozu, vs mi olduğu araştırılarak tüketilmelidir.

KOBİK bütün bu şartları göz önüne alarak yaptığımız araştırmaların çarpıcı sonuçları karşısında sizlere bu konuda sadece doğal yolla yetiştirilmiş inek manda, koyun ve keçiden sağılan ve kaynatılarak yapılmış peynir yoğurt ve yağları, doğal yolla yetiştirilmiş keçi sütünden yapılmış peynir, kefiri ve dondurmaları önermektedir.

Limon Mucizesi

Limon Yaratıcı’nın mucize bir meyvasıdır. Yediğiniz her şeye başta tatlılar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sıkarak onların olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz.
İçtiğiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sıkabilirsiniz.

Astrolojik Takvim

Yukarıda sıraladığımız hükümler yanında mutlaka astrolojik boyutta dünyanın her yerinde uygulanan bedeni temizleme-arınma-detoks programlarını yaparak, metabolizmamızı, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesemizi temizleyerek bitkilerden azami seviyede istifade ederek sağlıklı yaşama geçebiliriz.

Bütün inanç kitaplarında yer alan bir hükmü hatırlatmak istiyoruz; hastalıklarımızın da sebeplerinde bu hüküme uymamamız görülmekte, her ne kadar konunun uzmanları günde 2-3 öğün değil 7-8 öğün yiyin deseler de, bizler Kozmik Bilinç’te olanlar O’nun yani Yaratıcı’nın ve büyük öğreticilerin sözlerine kulak vererek “Acıkmadan yemeyin, doymadan yemekten el çekin” kuralına uymaya çalışalım. Bunu yaparken de yukarıda sıraladığımız kaide ve metotlara uyalım.

Klik disini untuk melanjutkan »»

Prof.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri

.
0 yorum

Prof.Dr.Ahmet Maranki Hocamızla Tüm Şifalı Bitkilerle Tedavi Şekilleri buradan Hocamızın hergün aktardığı taze bilgileri burada paylaşacağız halkımızın bilinçlenmesi ve daha iyi yerlere gelebilmemiz için önce sağlık diyoruz bu detayı lütfen atlamayalım ve hocamızı takip etmeye devam edelim sakın kaçırmayın üzülürsünüz

Klik disini untuk melanjutkan »»

29 Ocak 2009 Perşembe

kozmik-bioenerji

. 29 Ocak 2009 Perşembe
0 yorum

Kozmostan gelen ve orada daima mevcut olan bioenerji yeryüzünde bulunan insan organizmasının hücrelerine, bitki tohumlarına, yani çevremizde bulunan bütün canlılara "moleküler" seviyede etki eder.



Bugünkü ilmin kabul ettiği gibi, kozmik bioenerji; hücrelerin ilk önce dış membranı seviyesinde iyonların geçirgenlik yeteneğine etki ederek, membran düzeyinde iç ve dış iyonların farklılığını oluşturarak elektrik potansiyel farkını ortaya çıkarıp hücrenin elektrik geçirgenliğinin değişmesine sebep olur. Böylece aynı zamanda hücre içinde bulunan organoidler ve onlarda bulunan polimerlerin poliyarlığı değişmekle bu polimerlerin kuruluşunda konformasyon yani değişiklik ortaya çıkar.

Hücre seviyesinde bu şualar, radyo dalgaları ve biyolojik aktif hücrelerde fizyolojik aktif maddelerin ortaya çıkmasına etki eder, böylelikle fizyolojik aktif maddeler esasen birleştirici olan hücrelerde sentez olunur. Böylelikle aktif maddeler kateholominler, prostoglendinler, kininler ve diğerlerinde ilk önce kan devrini ve maddelerin mübadelesini hızlandırır. İşte bu reaksiyonlar pozitif yüklü dalgaların etkisi ile hızlanır. Böylelikle hücrelerde olan enerji jenerasyonuna yardım ederek hücre dahilindeki proseslerini -proteinlerin parçalanmasını, sulu karbonların, ATP'nin sentezini ve parçalanmasını, sulu karbonların, yağların enerji kaynağına dönüşmesini- sağlayarak enerji kaynağı olarak istifade olunmasını hızlandırır. Biz bu izahlardan sonra diyebiliriz ki, organizmaların ihtiyacına bağlı olarak bu her iki (pozitif=müspet, negatif=menfi) enerji çeşidinden de yararlanmak, her zaman için mümkündür.



Sonuç itibariyle, "kozmos"ta daima mevcut olan bu enerji çeşitlerinin birbirine oranlarının bozulmasını yani müspet veya menfilerinin azalıp çoğalmasını, organizmaların "hastalanması" ile izah etmek mümkündür.



21. yüzyılın internet çağında teknik gelişmelerin bugünkü seviyesi ve gelecekteki perspektifleri bize şunu göstermektedir ki, “globalleşen; ekolojik problemlerin yükselen bir ivme gösterdiği ve bu ivmenin katlanarak arttığı, yaşlanan dünyamızdaki insan topluluklarına bütünüyle ve ayrı ayrı şahıslar seviyesinde psiko-emisyonel yüklenmelerin giderek artışı, dengelerin bozulması, insan, çevre ve sağlık sistemine yeni bakış açılarının zorunluluğunu” ortaya koymuştur.



İnsanların içinde yaşadıkları tabiatın ayrılmaz bir parçası oldukları hiç kimse tarafından reddedilmesi mümkün olmayan bir gerçektir.



Fakat insanın tarihî seyri içindeki antropojenik faaliyeti, içinde yaşadığı tabiattan gitgide "uzaklaşması" ve çevrenin doğallığının yapay şekilde değiştirilmesi; insanlık için çözülmeyecek problemleri de beraberinde getirmektedir.



Bu gerçekleri göz önüne alarak bahsedilen bu sistemin karşılıklı etki ve alakalarının öğrenilmesi gerekir. Biyolojik bir sistem gibi insanın bioenerjetik ve kozmoz enformasyonundan nasıl istifade edebileceğinin, insanın ve yeryüzündeki başka bütün canlı organizmaların korunmasının, sağlamlaştırılmasının ve bu amaçla bioelektronik cihazların geliştirilip istifade alanlarının artırılarak nazari araştırmaların yanında uygulama alanlarının genişletilmesinin gerekliliği ortaya konulmalıdır.



Bu konunun önemine binaen eski S.S.C.B'de dünyayı iki bin yılında bahsi geçen tehlikelerden korumak ve bu asrın bu harika teknolojisine sahip olmak amacıyla uzun yıllar süren bir çalışma başlatılmış ve kozmosdaki enerjiden istifade edilerek hazırlanan bir merkez Kafkasya'da kurularak çalışmaya başlamıştır.



Bununla ilgili tüzel ve özel gönüllü kuruluşlar ilmî, metodik çalışmalarını, "Azerbaycan Türkiye Bilim ve Buluş Adamları" birliği olarak dünyaya tanıtmaya gayret göstermektedir. Bu merkezde pek çok bilim adamı görev yapmıştır ve yapmaktadır. Bugün bu merkezde yüksek kozmik bioenerjili değişik ürünler elde edilebilmekte ve enerji yüklü ürünlerin ve enerjiyi "uzak mesafelere transfer edebilme" parametrelerinin sınırları tayin edilebilmektedir.



Bu teknolojiden, yani radyo dalgalarıyla teşhis koyma ve tedavi yönteminden, ABD'nin Teksas eyaletindeki merhum Michael De Bakey'in de başkanlık ettiği tıbbî araştırma merkezinde de zaman zaman yararlanılmaktadır.



Kafkasya'da kurulan bu kozmik bioenerji merkezinde müsbet potansiyelli (etkili) kozmik bioenerjinin muhtelif materyallere verilebilmesinin optimal rejimi tecrübe edilmektedir. Ayrıca bunların faydalı olduğu kozmik enerji ile ilgili teknik aletlerce tespit edilerek ilim merkezlerinin resmî raporlarıyla yayınlanmıştır.



Bu kozmik merkezde yapılan faaliyetlerden ortaya çıkan sonuçlara göre elde edilen bioenerjistik aktifliğe sahip her alanda istifade edilen bu materyallerin muhtelif proseslere ve alanlara etki mekanizmasının öğrenilmesi daha da geliştirilip bundan sonraki çalışma ve araştırmaların derinleştirilerek yapılması, bizi, bugün gelinen noktadan çok daha ileriye götürme konusunda umutlandırıyor.



Kozmik merkezde bugüne kadar yapılan deneme çalışmaları hastanelerde, kozmik araştırma merkezlerinde, üniversitelerde devam etmiş, bugün gelinen noktada Azerbaycanlı, Rus ve Türk araştırmacıların başarılı çalışmaları sonucunda tıp, sanayi ve tarım alanında müşahhas, elle tutulur sonuçlar elde edilmiştir.

Kozmik merkezde, ilk elde edilen "kozmik enerji etkili malzeme" özel bir "know-how" teknolojisi ile üretilmiştir. Bu teknolojiler; yapısında kozmik fezada bulunan 1016 mikrona kadar olan mikroorganizmaları üzerinde toplayan "özel fermentteki silikat bileşimleri" şeklinde izah edilebileceği gibi; bir başka deyişle kompleks iyonlu (Na, K, Ca v.s) alimosilikat tertipli "yüksek enerjili bir malzeme" şeklinde de izah olunabilir.

Bu malzeme SIO2, Al2O3; Na2O, SIO2 veya başka oranlarda aktif iyonların miktarını, amaca uygun formda seçerek malzemeye değişik, gerekli olan özellikler verilebilmektedir.



KOZMİK SU

Bu aktif iyonlar malzemelerdeki serbest su moleküllerine, keza kristalleşen su moleküllerinin H-OH bağlantısına etki ederek ve aralarındaki mesafeyi değiştirerek serbest radikallerin oluşmasına sebep olurlar. Bu arada tek olan hidrojen radikali çevreden absorbe edilen bazı bileşmelerden CH3, C6H5 ve ayrıca dengelenmemiş elektronları olan aktif ve kinetik serbestliğe sahip olan diğer radikallerin de oluşmasına sebep olabilmektedir.

Günümüz Teknolojısı ve Kozmık Enerjı

Bütün bu çalışmalarda tespit edilmiştir ki, kompleks iyonlu alimoslikatın terkibini oluşturan elemanların belli oranlarda malzemenin bütün hacminde radikallerin oluşması prosesi çevre ile sürekli bir temas ve kozmik ışınlanmanın sonucunda da bu temas aralıksız devam etmektedir.



İşte bu özellikten dolayı malzeme daima bioenerjik akümülatör gibi çalışıp, oluşturduğu, "Kozmik Enerji", "Radyo Dalgasını" gerekli olan materyallere veya gerekli görülen bütün canlı organizmalara transfer edilebilme imkan ve şartlarını sağlamaktadır.

Yapılan bütün bu ilmî çalışmalar sonucunda mevcut teorik teamüller ve anlayışlar, oluşan bu "kozmik bioenerjinin" potansiyel dalga karakterli bir hareketliliğe sahip olduğunu ve belli bir frekans aralığında yayıldığını bize göstermektedir.



Bu serbest radikallerin sinüsoidal hareket hız-frekansına ve radikaller arası mesafesi değiştirilmiş su moleküllerinin hareket hız-frekansına esas olarak yapılan hesaplamalar göstermiştir ki, kozmik bioenerjik şualanma 10....100 mikrometre aralıklar arasındaki dalga uzunluğunda ve 3,5.106-3,5.107 Hertz hız-frekans sınırında yer almaktadır. Bu "Hız Sınırı" canlı hücrelerin yaydığı enerji ile çok yakın bir ilişki ve ilgiye sahiptir.



İşte bu bioenerjik şualanmanın yukarıda tespit edilen parametrelerde olması, direkt olarak, hücre yüzeyinde yer alan prosesleri doğrudan etkilemektedir.



Bildiğimiz gibi hücre içindeki maddeler mübadelesinin (protein, albümün, karbohidrojen, karbohidroksit ve mineral mübadelesi) yer alması, hücrenin dış plazmatik membran tabakasının ultra mikroskobik mesamelerden hücrenin beslenmesi, yaşayıp büyümesi için hücreler arası sıvıda erimiş maddelerin geçmesi ve maddeler mübadelesi sonucunda oluşan atıkların ve ifrazatın dışarı atılması ile nitelendirilir. İşte bütün bu proseslerin normal olarak gerçekleşmesinde hücrenin "elektrik potansiyelinin" rolü esastır.



Çeşitli sebepler sonucunda oluşan "hastalanma" hallerinde hücre yüzeyinde biokimyevî proseslerin bozulması sonucunda hücre membranı ve hücrenin tamamen sıkılıp genişlemesi zorlaşır ve hücredeki atıklar ve diğer ifrazat toplanıp hücre içinde kalır.

"Bioenerjik şualanmanın" dalga uzunluğu "hücrelerin ölçüleri" ile kıyaslanabilecek ölçülerde olduğundan yani kıyaslanabileceğinden fermentlerin iştiraki ile gerçekleştirilen biokimyevi reaksiyonların hızı; bioenerjik dalga hızına uygun olduğundan dolayı hücrenin aktifleşmesi ve hücre içindeki maddeler mübadelesinin normalleşmesi mümkün olabilmektedir.

Eğer bioenerjik şualanma ile etkisi belli bir zaman içinde muntazam olarak devam edilirse hücrede enerji emilmesi-yutulması ile gerçekleşen biokimyevi reaksiyonlar hızlanır ve böylece enerjinin ayrılması ile gerçekleşen reaksiyonların aktifleşmesi sağlanır.

Sonuç itibariyle yukarıdaki bu proseslerin belli bir "nizam" ve "intizam" içinde gerçekleşmesi ile yeni hücrenin seviyesinde-yüzeyinde bir biokimyevî reaksiyonun yürümesi için gerekli olan enerjinin yanında bulunan diğer hücrede bir biokimyevi reaksiyon oluşturduğumuzda birbiriyle mübadele olur ve hücrenin metabolizması da böylelikle yenilenir (rezonans etki).



Böylelikle ortaya çıkarılan değişik parametrelerdeki kozmik bioenerjik şualanma ile ve şualanmış değişik formadaki materyallerle direkt hücre yüzeyinde bitkilerde ve hayvanlarda yer alan prosesleri etkileyerek "tedavi-proflaktik amaçla" insan sağlamlığının çeşitli alanlarında uygulanması mümkün olmaktadır.



Bundan başka değişik parametrelerdeki "kozmik bioenerjik şuaların-dalgaların" "toprak yapısına" uygulanmasıyla topraktaki iyonlaşma ile bio-ultra ses dalgaları meydana gelmesi sonucunda topraktaki "bütün canlılara" etki ettiği gibi onların yüksek inkişaflarına ve topraktaki insan sağlığına zarar veren "toksik" "atık, zararlı" maddeleri de parçalayarak yüksek enerjili canlı bileşimlerin oluşmasında da kullanılabilmektedir.



Bugüne kadar yapılan araştırmalarla sanayi alanında da değişik olumlu sonuçlar alınması "kozmik bioenerjik şua dalgaların" pek çok alanda uygulanma imkanı olduğunu göstermiş ve bu yapılan araştırmalar sonucunda ispatlanmıştır.

Klik disini untuk melanjutkan »»
 

Zirve100 Site ekle
oyun komedi sohbet siteleri

Ahmet MARANKİ Kimdir?

Ahmet MARANKİ Kimdir?
Ahmet Maranki 1956 yılında İnebolu'da doğdu. Liseyi İstanbul'da bitiren yazar ilk önce Tütün Eksperleri Yüksek Okulu’nu bitirip 1976 yılında stajını tamamlayarak devlet görevine başladı. Sırasıyla 1981 yılında İstanbul Üniversitesi T. Endüstri Mühendisliği’ni, 1986 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Siyaset Bölümünde ‘master’ını, 1990 yılında aynı bölümün Sosyal Siyaset Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri alanında doktorasını tamamladı. 1991 yılında ABD'de mesleki alanda mahalli idareler, sosyal güvenlik sistemleri ve tarım alanında doktora üstü bilimsel çalışma ve araştırmalarda bulundu. 1993 yılında SSCB'nin yıkılmasıyla Azerbaycan devletinin talebi üzerine, T.C. adına görev yaptığı ilgili birimin baş uzmanı olarak araştırmalar yapmak ve üniversitelerde ders vermek üzere görevlendirildi. T.C. adına Azerbaycan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) U.N.D.P, UNV birimlerinin kalkınma programları çerçevesinde devlet ve özel üniversitelerinin planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişleriyle ilgili "Principles Marketing", International Economic Organization", "International Marketing", "Islam Economy Relation" ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında "University Lecturer" unvanıyla "Specialist" olarak diplomatik statüde görev yapan yazar, Azerbaycan Millî Meclisi’nde danışmanlık yapmış olup, bu çalışmalarını "Türkiye Azerbaycan Haricî İktisâdî Alakaları" , "Agent Mukaveleleri" adlı kitaplarıyla yayınlamıştır. Ahmet Maranki yaptığı bu ve burada kaydedilmeyen çalışmalarıyla 1998 yılında Azerbaycan’da "Yılın En Başarılı Yabancı Bilim Adamı" seçilmiştir. BMT'nin Unesco ve Avrupa Birliği nezdinde kurularak faaliyet gösteren IPA-International Personel Academy'de görev yapan yazar; yaptığı bu ilmî çalışmalar, hazırlanan ders programları ve bunların uygulanması, yayınlanan kitaplar ile ilmi şura kararıyla "Univesity Lecturer" göreviyle "Economy" alanında profesör unvanı alarak ‘Ateste’ edilen tek T.C. vatandaşıdır. Kafkasya ve Azerbaycan’da kaldığı bu sürede yazar, SSCB'nin çağdaş dünyaca bilinmeyen yönleriyle ilgili stratejik ve kozmik araştırma merkezlerinde eğitimde bulunarak ekstrasens ve bioenerjist unvanını almıştır. Yazar eserlerinde de görüleceği gibi T.C.’deki devlet görevi sırasında meslekî çalışmaları yanında, 1987'de Ortadoğu'daki İran-Irak Savaşı sırasında Musul-Kerkük bölgesinde Türkmenlerle ve Suudi Arabistan’da İslam konferansıyla ilgili, 1990 yılında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki Türklere uygulanan asimilasyon ve tehcirle ilgili, 1991 yılında ABD'de Müslüman-Kızılderililerle ilgili, 1993'ten günümüze kadar da Kafkaslardaki Türkler ve bilhassa Azerbaycan’la ilgili çeşitli kuruluşlarla işbirliği içinde görev yapmıştır. Bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası yazılı ve görsel medyada 55 adet tebliğ, 10 adet ders ve sosyal muhtevalı kitap ve "strateji" adıyla yayınlanan makaleleriyle kamuyla paylaşmıştır.Pek çok bilimsel araştırmanın öncülüğünü yapan ve Rusya-Avusturya-Azerbaycan -Türkiye'nin bilim adamlarından oluşarak 1990 yılında kurulan "Bilim ve Buluş Adamları Derneği'nin genel sekreterliğini de yürüten yazar, halen Türkiye’nin AB'ye girme sürecinde AB stratejilerinin hazırlanmasıyla ilgili olarak Hollanda Amsterdam'da "Türkiye Hollanda Vakfı"nı ve bu kitabın konuların bilimsel olarak araştırmalarının yapıldığı "The Institute for Cross Cultural Health" adlı enstitünün başkanlığını yürütmektedir. BMT Asya-Pasifik ve Avrupa Başkanı Setsuka Yamazaki tarafından başka projelerde uzman olarak çalışmak üzere davet edilen yazar, Türkiye'de kalarak bu necip millete hizmeti ön planda tutmuştur. 1969 yılından beri sporla yakından ilgilenen yazar, kara kemer, judo, tekvando, şhiatsu hocası olarak halen Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna hizmet vermektedir. Dünyada ve Türkiye'de sosyal ve stratejik pek çok vakıf, dernek, düşünce kulüpleri vs. gibi NGO'larda (Sivil Toplum Kuruluşu) faaliyet gösteren yazar evli ve 3 çocuk babası olup İngilizce, Arapça, Rusça, Azerice, Osmanlıca bilmektedir. Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin 5 ayrı sahada 54 adet yayınlanmış eseri bulunmakta olup, yazarımızın son eseri “Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaşam Enerjisi” kitabı bugüne kadar 2 yılda 73 baskı yapmıştır.
Namablogkamu is proudly powered by Blogger.com | Template by o-om.com | Power by blogtemplate4u.com